YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2993
KARAR NO : 2023/6884
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1001 Esas, 2022/227 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/1169 E., 2018/647 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilinin alacağına karşılık çekler verdiğini, ödeme sözü verilmesi üzerine karşılıklı güven çerçevesinde vadesi gelen çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını ancak borç ödenmediğinden alacağın tahsili amacıyla 110.000,00 TL bedelli olan çeke dayalı ilamsız icra yolu ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının çekteki imzaya itirazının da yersiz olduğunu, çek üzerindeki imzanın şirket yetkililerinden Kahraman Birinci’ye ait olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen 24.10.2013 tarihli belgenin ve çeklerin borçlu itirazının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin ikrarı olduğunu, alacaklarının kesin olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu davalının %20 ‘den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirketten alacaklı olduğu iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından sunulan takibe konu çek ve 24.10.2013 tarihli belge fotokopileri ile alacak talebinde bulunulabilmesi için öncelikle belge asıllarını dosyaya sunulması gerektiğini, çekin düzenleme tarihinde şirketi temsile yetkili müdür tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan çek nedeni ile borçlu olunmadığını, bir an çekin şirket yetkilisince imzalandığı kabul edilse dahi takibe konu çekin yasal süre içerisinde bankaya ibraz edilmemesi nedeni ile çek vasfını taşımadığını, 24.10.2013 tarihli belgenin muvazaalı olarak düzenlendiğini, geçmişe yönelik düzenlenen evrakın delil olma özelliği olmadığını, müvekkil temerrüde düşürülmediğinde takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe koyduğu çekin, ticari defter üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediğinin açık olduğu, yine davacının elinde bulundurduğu çeklerin davalı firmanın avans hesabında kaydedildiği, şu halde bu çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/teslim ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, yine ticari defterler üzerinde yapılan incelemede verilen çeklerin davacıya avans olarak verildiği, yani verilen çek veya bedellerinin avansın niteliği eğer şirket hesabından davacıya borç olarak verildi ise iade edilmesi gerektiği, davacının takibe konu çek sebebi ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple (borç, mal veya hizmet sağlanması vs) davalı firma tarafından verildiğini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibe konu çek bedelini ödediğini ispatlayamadığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu 24.10.2013 tarihli belge ve tanık beyanları ile kanıtladığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu’nun 202 nci maddesi uyarınca süresinde ibraz edilmeyen çeklerin delil başlangıcı sayılacağı ve sair deliller ile ispatın yapılabileceğini, takip konusu çekin ileri tarihli olarak şirketi temsile yetkili şahıs tarafından düzenlendiğinin 24.10.2013 tarihli belge ile de sabit olduğunu, çek düzenleme tarihinde Kahraman Binici’nin şirketin yetkilisi olduğunu, müvekkili alacağına karşılık verilen çeklerin davalı tarafından ödenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takip konusu çekin ileri tarihli olarak şirketi temsile yetkili şahıs tarafından düzenlendiğini ispat edemediği, gerek çek tarihi itibariyle çekin davalı şirket yetkilisince imzalanmamış olması, gerek takip ile sıkı sıkıya bağlı işbu itirazın iptali davasında 26.10.2013 tarihli belge içeriğinin takip konusu çek vasfını yitirmiş belgeye dayalı bir alacağın varlığını ispatlamaya yeterli bulunmaması ve gerekse de takip konusu çekin davalı defterlerinde kayıtlı bulunan çekler arasında yer almaması karşısında, mahkemenin davanın ispatlanamadığından reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.