Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3011 E. 2023/6713 K. 21.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3011
KARAR NO : 2023/6713
KARAR TARİHİ : 21.11.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1910 Esas, 2022/192 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/964 E., 2019/378 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı … Mimarlık…Ltd. Şti.’nin, davalı … Telekom ile 01.07.2009 tarihinde, diğer davalı ile ise 01.07.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladığını, davalıların 01.06.2012 tarihli ihtarnameler ile … şirketi ile olan sözleşmelerini haklı bir gerekçe göstermeden feshettiklerini, … şirketinin, davalılarla imzalamış olduğu bayilik sözleşmesinden doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacağını 14.06.2013 tarihli sözleşmeyle müvekkiline temlik ettiğini, … şirketinin bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kâr mahrumiyetine uğradığını, davalıların sözleşmesinin ayakta kaldığı süre boyunca temlik eden şirkete ceza mahiyetinde bir çok fatura düzenleyip bu fatura bedellerinin bir kısmını hak edişininden mahsup ettiğini, bir kısmını ise sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun nakde çevrileceğinden bahisle nakden temlik eden şirketten tahsil ettiklerini, hiç bir dayanak gösterilmeden haksız olarak tahsil edilen bu tutarların iadesi gerektiğini, ayrıca, davalı …..A.Ş.’nin temlik eden şirket tarafından kendisine verilmiş olan 40.000,00 TL bedelli teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini ileri sürerek bayilik sözleşmelerinin haksız olarak feshedildiğinin tespitine, belirsiz olan mahrum kalınan kâr tazminatının şimdilik 1.000,00 TL asgari tutarının davalılardan tahsiline, davalılarca kesilen ceza faturalarının haksız ve hukuka aykırı olduğunun ve müvekkilinin bu faturalardan dolayı davalılara herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile belirsiz olan bu alacağın şimdilik 500,00 TL asgari tutarının davalılardan tahsiline ve haksız olarak nakde dönüştürülen teminat mektubunun bedeli olan 40.000,00 TL’nin davalı ……A.Ş.’den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; her iki bayilik sözleşmesinde de temlik yasağı bulunduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını ve davacı yan iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesi uyarınca, alacaklının, kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebileceği, somut olayda, davacı yanın, dava dışı … şirketinin davalılardan olan alacağını 14.06.2013 tarihli sözleşme tahtında temlik aldığını ileri sürerek talepte bulunduğu, temlik eden şirketle davalılar arasında akdedilen her iki sözleşmede de temlik yasağı bulunduğu, davacı yanca, temlikin, davalının muvafakati ile yapıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, bu nedenle davacının dava tarihi itibari ile davacı sıfatının bulunmadığı, kural olarak bir hakkı dava etme yetkisinin o hakkın sahibine ait olduğu gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece sözleşmenin devri ve alacağın temliki müesseselerinin karıştırıldığını, dava konusu olayda sözleşmenin devri yasaklanmış olup, alacağın temlikine engel bir hüküm bulunmadığını, 14.06.2013 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile dava dışı eski bayi …’in davacı şirkete, davalılardan talep edilecek tazminat da dahil olmak üzere, tüm alacaklarını devrettiğini, …’in temlike dair sözleşmenin imzalanmasıyla alacağına ilişkin tasarrufi işlemi tamamladığını, artık olası tazminat ve diğer alacaklar müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin temlik alan sıfatıyla, aynı dava dışı şirket gibi, hak ve alacakları takip ve dava hakkını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) hükümlerine göre elde ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yani sözleşmenin 33 üncü maddesinin alacağın temlikini yasakladığı kabul edilse bile, hukuken açıkça bir geçersizlikten (alacağın devri sözleşmesinin geçersizliğinden) söz edilemeyeceğini, 6098 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi uyarınca, bu temlikte kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine kişilik haklarına aykırı bir durum söz konusu olmadığını, temlikin konusunun imkansız olmadığını, bu nedenle temlikin hukuken geçerli olduğunu, müvekkilinin davacı sıfatının bulunduğunu, Bayilik sözleşmesinin 33 üncü maddesinin 6098 sayılı Kanun’un 205 inci maddesine göre tipik bir sözleşmenin devri unsurlarını içerdiği yönündeki değerlendirmeleri saklı kalmak kaydıyla, söz konusu sözleşme maddesinin tüm bayilere uygulanan, davalılarca hazırlanmış 6098 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinde tarif edilen bir genel işlem koşulu olduğunu, davalı yanca içerik itibariyle muhatabına açıkça bilgi verilmediğinden ve öğrenme imkanı da sağlanmadığından aynı Kanun’un 21 inci maddesi gereğince, sözleşmenin 33 üncü maddesinin kanunun emredici hükmüne göre yazılmamış sayılması gerektiğini, alacağı temlik alan müvekkilinin iyi niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işbu davaya konu talep bakımından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun’un genel işlem koşullarına ilişkin 20 nci vd maddeleri ile aynı Kanun’un 183 üncü ve 205 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.