YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3031
KARAR NO : 2023/6710
KARAR TARİHİ : 21.11.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/253 Esas, 2022/492 Karar
HÜKÜM : Usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/187 E., 2021/366 K.
Taraflar arasındaki markanın kullanmama nedeniyle iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının adına tescilli 2010/33767 sayılı ” MLOX” ibareli markayı tescilli olduğu sınıflarda ciddi bir şekilde kullanmadığını ileri sürerek 2010/33767 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu markanın davanın açılmasından önce 22.05.2020 tarihinde yenilenmeyerek müddet durumuna düştüğünü, davacının geçersiz bir markanın iptali için dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya kazandırılan Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarından, davaya konu markanın, davanın açıldığı tarih itibari ile yenilenmediğinden müddet hale geldiğinin anlaşıldığı ancak TPMK kayıtlarında müddet bilgisinin işlenmediği, davacının, kurum kayıtlarına güvenerek ve kayıtların güncellenmemesi sebebiyle iş bu davayı açtığı, belirtilen sebeple davalının da davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın, dava açıldıktan sonra konusuz kalmadığını, davanın baştan itibaren konusuz olup davacının konusu olmayan bir davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu markanın dava tarihinde önce hükümsüz hale geldiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında, tescilli markanın koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren on yıl olduğunun, aynı Yasa hükmünün ikinci fıkrasında ise, 10 yıldan sonraki 6 ay içinde yenilenmeyen markanın kendiliğinden hükümsüz hale geleceğinin düzenleme altına alındığını, davanın açıldığı Haziran 2021 tarihinde Kurum siciline bakıldığında markanın koruma süresinde 22.05.2010 tarihi yazılı olduğunu, 10 yıllık korumasının 22.05.2020 tarihinde sona ermiş olduğunu, yenilenmemiş olduğunun aleni olarak görüldüğünü, yenilenen markanın koruma tarihinde 22.05.2020 tarihi yazılı olacağından davanın açıldığı tarihte markanın hukuken hükümsüz olduğunun sicil kayıtları ile sabit olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 67 inci maddesinde, sicile kaydedilmesi gereken işlemlerinin sınırlı sayıda belirtildiğini, müddetlik olgusunun bu işlemler arasında yer almadığını, Mahkemece, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davanın 02.06.2021 tarihinde açıldığı, TPMK’dan dosyaya gönderilen sicil kaydına göre, dava konusu 2010/33767 tescil numaralı “MLOX” markasının koruma süresinin 22.05.2010 tarihinden itibaren on yıl olarak bildirildiği, buna göre 10 yıllık koruma süresinin 22.05.2020 tarihinde sona erdiği ve herhangi bir yenileme işleminin yapılmadığının görüldüğü, yine koruma süresinin bitiminden sonraki 6 ayda da bir yenileme işleminin yapılmadığının TPMK kayıtlarından anlaşılabileceği, dava tarihinde bu ek 6 aylık sürenin de geçtiği ve dava konusu markanın hükümsüz hale gelmiş olduğu, bu hale göre, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına güvenilerek dava açıldığını, TPMK kayıtlarının sisteme zamanında işlenmediğini, müddet olan markaların sisteme yansıtılmadığını ancak dava konusu markanın sistemde göründüğünü, yenileme yapılıp yapılmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında bulunan hükümsüzlük davasında davalının markanın müddet olduğunu bildirmediğini, bu halde davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini ve davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu markanın, davanın açılmasından önce yenilenmeyerek müddet hale gelmesi karşısında, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince, davalı yararına yazılı gerekçeyle vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetli olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi.
2. 6769 sayılı Kanun’un 9 uncu ve 23 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.