Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3187 E. 2023/3011 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3187
KARAR NO : 2023/3011
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI :2020/127 Esas, 2021/168 Karar
HÜKÜM :Ret

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı bankada mevduat hesabı bulunduğunu, şirketin muhasebe bölümü çalışanlarından …’nun davalı bankadan talimatla para çekilmesi vb. işlerde geçici olarak yetkili kılındığını, …’nun kendi hazırladığı sahte talimatlarla müvekkili şirketin hesaplarından zimmetine para geçirdiğini, … ile davalı banka arasındaki usulsüz işlemler neticesinde müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile kusursuz sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 7.500,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki, görev ve husumet itirazında bulunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 05.05.2015 tarih, 2008/254 E. ve 2015/572 K. sayılı karar ile davacı taraf iyi adam çalıştırmama nedeniyle kusurlu ise de davalı bankanın da kendisine ibraz edilen belgeleri yeterince kontrol etmemesi ve hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, zararın meydana gelmesinde davacı ile birlikte sorumlu bulunduğu, tarafların 1/2 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, talep de nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.10.2016 tarihli ve 2015/11474 E., 2016/8403 K. sayılı kararı ile mahkeme kararı onanmış, işbu onama ilamına karşı davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuş olup Dairemizin 24.12.2018 tarihli ve 2017/263 E., 2018/8152 K. sayılı kararı ile davalı vekilince, davacı şirketin dava konusu işlemlerin yapıldığı tarih aralığında sürekli olarak internet bankacılığı işlemleri yaptığı, hesaplarını görüntülediği, bu şekilde hesaplarından haberdar olduğu, dava konusu dönem öncesi ve dava konusu dönemde sahte talimat ile ödeme yapıldığı bildirilen davacı çalışanı …’ya dava konusu yapılmayan ödemelerin de yapıldığı, usulsüz işlem yapıldığı bildirilen davacı hesabının maaş ödemelerinin yapıldığı hesap olup davacı tarafından takip edildiği, davacının hesap hareketlerinde yer almayan bir kısım ödemelerin de bilirkişi raporunda davacıya ödenmesi gereken bedeller içerisinde gösterildiği, dava konusu işlemler sonrasında davacı şirketin diğer hesaplarına ya da davacı şirket ortaklarının hesaplarına ödemeler bulunduğunun savunulduğundan, açıklanan hususlarda, inceleme yapılarak davacının dava konusu edilen hesabından yapılan usulsüz işlemlerden haberdar olup olmadığı, bu işlemlere muvafakatinin bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, kabule göre de mahkemece, taraflar 1/2’şer oranda müterafik kusurlu kabul edildiğine göre, dava dilekçesinde istenen miktarın kabul edilen müterafik kusur oranında paylaştırılması gerekirken davacının zararının belirlendiği bilirkişi raporuna atıf yapılarak ve talep nazara alınarak gizli talep aşımı suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle karar düzeltme incelemesinde hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hesabından dava dışı … tarafından uzunca bir süre işlemler yapıldığı, dava konusu işlemlerin …’nun faks talimatıyla gerçekleştiği, davacının, dava dışı …’nun yetkisi olmadığı halde, dava konusu işlemlere onay verdiği, davalının bu hususu denetlemeden işlemleri gerçekleştirdiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacının uzun süreden beri yapılan işlemleri benimsediği, davalı bankanın davacının yetkilendirdiği kişinin kötüniyetli hareketini kontrol edebilme ve/veya tespit edebilme imkanı bulunmadığı, davacı firmanın işlerinde özenli davranmayarak kendi egemenliğinde ve kontrolünde bulunan çalışanını denetlemeyerek yasanın kendisinden beklediği basiretli bir tacir gibi davranmadığı, zararın doğumuna kendisinin sebep olduğu, yapılan işlemler nedeniyle davalı bankaya atfedilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin, muhasebesi/denetimi kolaylıkla izlenip denetlenebilecek müstakil küçük bir işletme olmadığı, mahkemenin bankanın tamamen kusursuz olduğu ve davanın reddi yönündeki değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bir güven kurumu olan bankaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre tüm işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda oldukları, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğu kaldıran sözleşmelerin dahi geçersiz sayılması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sahte talimat ve usulsüz işlemlerle davacının hesabından para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66 ncı maddesi, 6102 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.