Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3256 E. 2023/1265 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3256
KARAR NO : 2023/1265
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/297 Esas, 2021/939 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı yanca genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, müvekkilinin dava dışı Akersan Akaryakıt Ltd. Şti’nin bir dönem şirket ortağı ve müdürü olduğunu, 06.10.2006 tarihinde dava dışı şirket nam ve hesabına genel kredi sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede müvekkilinin şahsi kefaletinin bulunmadığını, müşterek borçlu müteselsil kefil hanesinde müvekkilinin ismi karşısındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşmedeki kefalet imzasının kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasının tamamen mesnetsiz olduğunu, davacının kötü niyetli olarak borçtan kurtulmaya çalıştığını savunarak davanın reddine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 02.04.2015 tarih,2014/32 E. ve 2015/199 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 15.02.2016 tarih, 2015/10100 E. ve 2016/2280 K. sayılı kararıyla ”…Davacı vekili, dava dilekçesinde dava değerini 37.328,09 TL olarak göstermiş olmasına karşın maktu harç yatırarak dava açmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanununun 32. maddesine göre eksik peşin harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere (somut olayda yargılamaya) devam edilemez. Bu durumda mahkemece dava değeri olan 37.328,09 TL üzerinden hesaplanacak 1/4 harcın eksik kısmının tamamlanması için davacıya önel verilerek harç ikmali yapıldıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan yargılama yapılması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.11.2016 tarih, 2016/480 E. ve 2016/831 K. sayılı kararı ile 06.10.2006 tarihli kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil hanesindeki … ismi ve karşısındaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 30.05.2017 tarih, 2017/912 E. ve 2017/4310 K. sayılı kararıyla ”…Davacı kredi sözleşmesinde şirketi temsilen attığı imzayı kabul etmiş, kefil sıfatı ile atılan imzayı inkar etmiştir. Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmış ise de bu rapor hüküm vermeye yeterli mahiyette değildir. Fotokopi belge üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor verilmiştir. Mahkemece sözleşme tarihinden önceki döneme ait davacının resmi kurumlar önünde atılmış imza asılları getirtilip sözleşmedeki kabulünde olan imza aslı da incelemede değerlendirilmek suretiyle yeniden imzanın aidiyeti yönünden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 03.07.2019 tarih, 2017/532 E. ve 2019/485 K. sayılı kararı ile kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

F. Üçüncü Bozma Kararı
Dairemizin 08.06.2020 tarih, 2019/2777 E. ve 2020/874 K. sayılı kararı ile ”… davacı, temsilcisi olduğu şirkete atfen attığı imzanın kendine ait olduğunu ancak şahsen kefalet imzasının kendisine ait olmadığını belirtmiştir. O halde, davacının şirketi temsilen attığı imzanın kendine ait olduğu kabul edilerek kefalet imzasının kabul ettiği bu imzaya göre de davacıya ait olup olmadiğının değerlendirilmesi gerekir. Yani diğer bir deyişle kefalet imzasının şirket temsilcisi olarak atılan imzayla da karşılaştırılarak bit sonuca gidilmesi gerekir. Mahkemece bilirkişiye görev tevdii edilirken bozma kararında belirtilen bu hususa riayet t edilmemesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir. ” gerekçesiyle bozulmuştur.

G. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 17.11.2021 tarih, 2021/297 E. ve 2021/939 K.ayılı kararı ile 06.10.2006 tarihli kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil hanesindeki … ismi ve karşısındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, denetime elverişli olmadığını, davacı tarafından aynı genel kredi taahhütnamesi asıl borçlu firmayı da temsilen imzalamış olup davacının bu imzaya itiraz etmediğini, aynı sözleşmede bulunan bu iki imzanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu’ndan veya Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuarından ek bilirkişi raporu aldırılmasını talep etmelerine rağmen çelişki giderilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının inkarı nedeniyle açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2400 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.