YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3325
KARAR NO : 2023/6885
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/645 Esas, 2021/1669 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/468 E., 2019/465 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “XEOMIN” ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “ZEMIN” ibaresini marka olarak tescil ettirmek başvurduğunu, başvuruya yapılan itirazın reddedildiğini oysa markaların kapsamlarındaki malların aynı olduğunu, markaların okunuşlarının da ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, ilgili tüketici kitlesi dikkate alındığında okunuş, yazılış ve genel görünüş itibariyle ilişkilendirilecek derecede benzer olduklarını, markalar arasında seri marka imajının oluştuğunu ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-8124 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddialarını ispat edemediği gibi taraf markaları arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle somut uyuşmazlıkta tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil markasının mahkemenin kabulünde olduğu şekilde “iks-e-o-min” olarak değil “zeomin” olarak okunduğunu, bu halde markaların okunuşlarının neredeyse bire bir aynı olduğunu, yerel mahkemeden İngilizce ya da Almanca diline vakıf bir çevirmenden ya da Türk dili uzmanından “xe” ibareli markanın okunuşun ne şekilde olduğuna dair görüş alınmasını talep etmiş iseler de taleplerinin dikkate alınmadan yapılan yoruma istinaden verilen kararın eksik ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkil markası ile dava konusu başvurunun “min” hecesi ile sona ermekte olup, okunuşu bakımından her ikisinin de “ze” hecesini haiz olduklarını, harflerin dizilişi, okunuşu ve her iki ibarenin aynı sınıfta oldukları da dikkate alındığında ilişkilendirilme/karıştırılma riski taşıdıklarının sabit bulunduğunu, müvekkilinin alanında bilinirliğinin ve markasının tanınırlığının yeterince değerlendirilmediğini, markanın tanınmışlığına ilişkin sundukları delillerin dikkate alınmadığını, sektörünün bilinen ve tanınan markalarından olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne kabul verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “ZEMIN” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “XEOMIN” ibareli unsurlu marka arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira marka işaretleri arasında anlamsal bir benzerlik olmadığı gibi görsel yönden de markaların farklı oldukları, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markaları tanınmış olsalar dahi aynı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının somut olaya uygulanmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince okunuşa ve kavrama yönelik yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun’ un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.