YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3420
KARAR NO : 2022/8989
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22.12.2021 tarih ve 2021/455 E. – 2021/944 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin CMR taşıyıcı sorumluluk sigortacısı olduğunu, müvekkili tarafından Türkiye-Fransa taşıması üstlenilen konfeksiyon emtiasının bulunduğu iki adet TIR ve dorsenin Milano yakınlarında silahlı kişilerce gasp edildiğini, emtia sahibi başka şirketlerce müvekkili aleyhine Türkiye’de açılan davaların, gasp olayının CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunda bulunmadığı gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğini, Fransa’da mukim bir şirketin zararını ödeyen Royal Sun Alliance Şirketi tarafından Paris Ticaret Mahkemesi’nde bir başka davanın daha açıldığını, müvekkili aleyhine açılan bu davanın müvekkili adına davalı tarafından takip edildiğini, ancak davalının savunma zaafiyeti göstermesi nedeniyle olayın basit bir hırsızlık olduğu ve müvekkilinin sorumlu bulunduğu sonucuna varıldığını, Paris İstinaf Mahkemesi’nde de sonucun değişmediği, davalının bu kararın temyizi yoluna dahi başvurmadığı ve müvekkilinin Royal Sun Alliance sigorta şirketine faiziyle birlikte 78.310,33 TDS ödemesine karar verilip kesinleştiğini, bu ödemenin davalı tarafından yapılması taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihindeki fiili Türk Lirası karşılığının tahsil tarihinden itibaren %5 TDS faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında düzenlenen CMR Karayolu ile Yapılan Uluslararası Emtia Taşıma Nakliyeci Sorumluluk Sigortası Özel Şartlarının 4.01 düzenlemesi uyarınca, “Davalı sigortacı hukuki himayede sigortalının sigortacının göstereceği bir avukata vekaletname vermesi, dava masrafları ile avukata ödenecek ücreti vekaletin sigortacıya ait olacağı, mahkemece CMR sözleşmesinin teminat kapsamına girmeyen bir olaydan dolayı sigortalının sorumlu olduğuna karar verdiği taktirde kararın kanuni yollardan geçerek kesinleşmesine müteakip tazminatı sigortalının ödeyeceği ve bu nedenle sigortalının sigortacıdan herhangi bir talepte bulunamayacağı” hususunun düzenlediği, Paris İstinaf Mahkemesinin dava konusu olayda son taşıyıcı olan davacının CMR Konvansiyonu’nun 17/2 maddesinden yararlanamayacağı gerekçesi ile davacı yanın başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesinin 31/01/2001 tarihli kararı ile davacıyı 78.310,33-SDR ödemeye mahkum ettiği, davalı sigortacının bu kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet verdiği, bu hali ile davalı … şirketinin poliçe gereği hukuki himaye sorumluluğunu yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğinden davacıya karşı sorumlu olduğu, davalının rizikonun teminat dışında kaldığına dair iddiasının Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacının talebinde haklı olduğu, bozma ilamında tahsil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacının tenfiz kararı gereğince 31.01.2013 tarihinde ödeme yaptığı ve ibra edildiği, bu ödemeler yapılarken 05.11.1996 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edildiği, bu nedenle davacının bu tarihten itibaren faiz talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 78.310,33 SDR’nin tahsil tarihinden itibaren %5 temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının, Paris İstinaf Mahkemesi kararının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak açılan davanın kesinleşmesini müteakiben başlatılan ilamlı icra takibi üzerine hak sahibine 31.01.2013 tarihinde ödeme yaptığı ve ibra edildiği anlaşılmaktadır. Bu hale göre, mahkemece yapılması gereken iş, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamının (2) ve (3) numaralı bendinde gösterildiği şekilde, 78.310,33 SDR’nin tahsil tarihi olan 31.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek olmalıdır. Ancak mahkemece, hükmün gerekçe kısmında, tahsil tarihi hatalı bir şekilde Fransız Mahkemesindeki davanın açıldığı 05.11.1996 tarihi olarak kabul edilmiş, hüküm fıkrasında ise, infazda tereddüt oluşmasına sebebiyet verebilecek şekilde tahsil tarihi açıkça belirtilmeden hüküm tesis edilmiştir. Bu itibarla, mahkemece, belirtilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp hükmün bu nedenlerle bozulması gerekse de anılan yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün gerekçe ve hüküm itibariyle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme hükmünün, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan, “..tahsil.. “ ve “..tarihinden..” kelimelerinin arasına “ tarihi olan 31.01.2013…”cümleciğinin yazılması ve belirtilen bentte yer alan diğer kısımların aynen muhafaza edilmesi suretiyle ve gerekçesi itibariyle düzeltilerek ONANMASINA, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Yerel Mahkemece, hükmüne uyulan Dairenin 10.02.2021 gün ve 2020/1962 esas, 2021/1083 karar sayılı bozma ilamının 2. bendinde maddi hataya dayalı olarak bir taraftan “….. Yabancı para cinsinden talebe uygun karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde TL olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığına” işaret edilirken diğer taraftan “…. Mahkemece yapılacak iş Paris mahkemesi kararında gösterildiği gibi yabancı paranın tahsil tarihindeki TL karşılığının ödenmesine karar verilmesi” gereğine değinilmesi suretiyle Daire kararında çelişki oluşmuştur.
Değinilen bu celişkinin taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğurması mümkün değildir.
Dosya içeriğinden, Paris İstinaf Mahkemesinin kesinleşmiş kararına istinaden davacının 78.310.33 SDR:05.11.1996 tarihinden itibaren ilgilisine faizi ile 31.01.2013 tarihinde ödediği anlaşılmaktadır.
Eldeki dava 21.12.2006 tarihinde açılmış olup, davada kesinleşen hususlar ve usuli muktesep haklar dikkate alınarak davacının ödeme yaptığı 31.01.2013 tarihi itibariyle, ödediği toplam yabancı paranın TL karşılığına hükmedilmesi gerekmektedir.
Yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının 05.11.1996 tarihinden 31.01.2013 tarihine kadar ödediği faiz miktarının gözardı edilmesi suretiyle kararın Düzeltilerek Onanması doğru değildir.
Açıklanan nedenle sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.