Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3449 E. 2023/2034 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3449
KARAR NO : 2023/2034
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/92 Esas, 2021/881 Karar
HÜKÜM : Teminat mektubu bedeli yönünden karar verilmesine
yer olmadığına, faiz bedelinin kabulüne,

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; teminat mektubu bedeli yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, faiz bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı idarenin Ambarlı Santrali İşletme Müdürlüğünün bir yıllık ihtiyacı olan 350.000 ton 5 nolu fuel oil alımı için ihaleye çıktığını, davacının, TÜPRAŞ tarafından bu miktar 5 nolu fuel oil üretiminin garanti edilememesi nedeniyle aynı birim fiyat üzerinden 6 nolu ürünün de teslim edilebileceğine yönelik teklifinin idare tarafından değerlendirilip kabul edilmesi üzerine taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 6 nolu fuel oil olduğu açıkça belirtilerek yapılan ilk iki teslimatın itirazsız kabul edilip bedeli ödendikten sonra davalı idarenin haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının kesin teminatını gelir kaydettiğini, yapılan bu işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının irat kaydettiği teminat mektubu bedeli 20.915.790,00 TL’nin ticari temerrüt faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihaleye yönelik yapılan ihbar üzerine bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 16.04.2009 tarihli soruşturma raporunda getirilen öneri doğrultusunda ihale konusu alımın 5 nolu fuel oil olmasına rağmen davacının 6 nolu fuel oil teslim etmesinin sözleşmeye aykırı bulunduğundan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümleri uyarınca davacının sözleşmesi feshedilerek kesin teminatının gelir kaydedilip, davacı yetkilileri ile idare personeli hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan işlemin mevzuata ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/660 E. – 2017/957 K. sayılı kararıyla davacının daha ihaleye başvuru esnasında şartlı teklif verdiği, bu teklifin idare tarafından değerlendirilip kabul edildiği ve davacının ilk iki teslimatının 6 nolu fuel oil olmasına rağmen itirazsız kabul edildiği ve hatta teknik şartnamenin 6.4 maddesine göre idarenin %10 nesafet kesintisi yapma yetkisinin dahi uygulanmadığı, davacının ihalelerden yasaklanmasına yönelik işlemin iptaline dair Ankara 12. İdare Mahkemesi kararı ile ihaleye fesat karıştırıldığı iddiası ile açılan ceza davasında suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı yönünde verilen bilirkişi raporu doğrultusunda sanıklar hakkında beraat kararı verildiği hususlarının birlikte değerlendirilmesinden davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.915.790,00 TL alacağın 21.04.2009 tarihinden itibaren değişen avans faizi oranlarında avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 04.09.2009 tarihinde ödenen 20.915.790,00 TL’nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi gereğince öncelikle faizden olmak üzere toplam alacaktan mahsubuna karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarih, 2018/1011 E. ve 2018/1684 K. sayılı kararıyla, davalının teminat mektubunu iade etmesi gerekirken dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davanın kabulü ile davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesinin ve nispi harç ve vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4750 E. ve 2020/5621 K. sayılı kararıyla, davalının dava tarihinden sonra 04.09.2009 tarihinde teminat mektubu bedeli olan 20.915.750,00 TL’yi davacıya kayıtsız şartsız ödediği, böylece asıl alacak yönünden davanın konusuz hale geldiği, geriye asıl alacağa işleyen faiz kaldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, 20.915.790,00 TL alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar işleyecek avans faizi hesaplattırılıp sadece bunun hüküm altına alınması ve dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplanması ancak karar ve ilam harcı olarak konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden nispi harca hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması ve bu hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak belirtilen şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken istinaf talebinin esastan reddine kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından fesih şartı gerçekleşmeden sözleşme feshedildiğinden, davacının haksız irat kaydedilen teminat mektubunun bedelini talep edebileceği, böylece bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, dava tarihinden sonra dava konusu teminat mektubu bedelinin davacıya ödendiği, böylelikle asıl alacak olan teminat mektubu bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, dava konusu 20.915.790,00 TL asıl alacak için 21.04.2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 04.09.2009 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a (3095 sayılı Kanun) göre avans faizi oranları kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davacının talep edebileceği faiz tutarının 1.806.207,40 TL olduğu, dava kısmen konusuz kalmış olsa da davacının tamamen haklı olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinin buna göre hesaplandığı, karar ve ilam harcı olarak da konusuz kalan dava yönünden maktu, hüküm altına alınan miktar yönünden nispi harca hükmedildiği gerekçesiyle teminat mektubu bedeli yönünden konusu kalmayan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1.806.207,40 TL faiz bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçesinde yer alan idare mahkemesi kararının henüz kesinleşmediğini, davacının sözleşme ile yükümlendiği 5 nolu fuel-oil tesliminde değişiklik yapamayacağını, davacının sözleşmeye aykırı mal tesliminin teslimatın gerçekleştiği gün başlayan teftiş neticesinde ortaya çıktığını, dolayısıyla ihtirazi kayıt olmaksızın mal kabulü yapıldığı tespitinin doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette kamu ihale uzmanı olmadığını, teminat mektubunun miktarına ilişkin davanın konusuz kaldığına göre dava değerinin faize yönelik bedele göre değerlendirilip peşin ve bakiye harçlardan ilgili kısmın kendilerine iadesi gerektiğini, 5 aylık süreç için hesaplanan miktara ilişkin faiz oranlarının yüksek belirlendiğini, o dönemdeki faiz oranlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshi nedeniyle irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 3095 sayılı Kanun.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 3095 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bilirkişi tarafından hesaplanan faiz oran ve miktarının hükme esas alınması isabetli olmuştur.

3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.