Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3654 E. 2023/5961 K. 18.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3654
KARAR NO : 2023/5961
KARAR TARİHİ : 18.10.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu 3 adet taşınmazı davalıya satıp, tapuda devrettiğini, davalının taşınmazın satış bedelini içeren faturalara mahsuben ödeme yaptığını; ancak katma değer vergisi (KDV) tutarının bir kısmını ödemediğini, davalı aleyhine girişilen takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptaline, takibin devamına, icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satış bedelinin tamamı, KDV ve harçları ödediğini, satışın üzerinden 8 yıl sonra bu şekilde dava açılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinde borcun sebebi olarak 3 adet faturadan kaynaklanan KDV alacağın yarısının gösterildiği, davacı vekilinin 15.04.2019 tarihli dilekçesi ile beyan ettiği KDV alacağının dışında kalan 55.605,00 TL’lik alacak takip konusu yapılmadığından itirazın iptali davasına konu olamayacağından anılan miktar yönünden davanın reddi gerektiği, ön inceleme duruşmasında taraf vekillerinin imzalı beyanları ile teyit olduğu üzere anılan faturalarda davacıya çıkacak KDV’nin 1/2’sinin davalı-alıcı tarafından davacıya ödeneceği konusunda taraflar arasında anlaşma yapıldığının tespit edildiği, bu suretle KDV alacağının yarısı olan 214.200,00 TL’nin ödendiğinin ispat külfetinin davalı üzerinde bulunduğu, davacı vekilinin 15.04.2019 tarihli dilekçesinde açıkça KDV alacağının yarısının müvekkiline ödendiğinin beyan edildiği nazara alındığında davalı tarafından ödenmesi gereken KDV alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borcun dayanağının ödeme emrinde üç adet faturadan kaynaklanan KDV alacağının yarısı olarak belirtildiğini, takip talebine konu borcun nasıl hesaplandığı konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmesi üzerine sunulan 15.04.2019 tarihli dilekçe ile takip konusu alacağın 215.000,00 TL’sinin üç adet faturadan kaynaklanan KDV alacağının ödenmeyen 1/2’si olduğunun beyan edildiğini, anılan dilekçede KDV alacağının tamamının ödenmesi gerektiği, 215.000,00 TL’nin ödendiği, kalan 215.000,00 TL’nin takibe konu edildiğinin belirtildiğini, Mahkemenin davacının beyanına göre hüküm kurması gerektiğini, Mahkemenin kabulünün işin mahiyetine aykırı olduğunu, icra takibine konu edilen alacağın bir kısmının bahsedilen faturalara ait KDV’nin ödenmeyen 1/2’si olduğunun dikkate alınmadığını, 15.04.2019 tarihli dilekçede belirtilen ödenen KDV düşüldükten sonra kalan 1/2’sinin istendiği yönündeki açıklamaya itibar edilmediğini, KDV alacağı yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağının 3 adet faturadaki KDV alacağının 1/2 oranına ilişkin olmasına, davacı vekilinin taraflar arasındaki uyuşmazlığın belirlenmesine yönelik ön inceleme tutanağını imzalayarak ihtilafın takibe konu edilen 3 adet faturadaki KDV tutarının 1/2’sine yönelik olduğunu beyan etmesine, 11.04.2019 tarihli celsede davacı vekilinin 3 adet faturanın müvekkiline düşen KDV’nin yarısı olarak talep ettiklerini beyan etmiş olmasına, 15.04.2019 tarihli dilekçe ile davalının takibe konu edilen 3 adet faturadaki KDV tutarının 1/2 oranına isabet eden kısmı ödediğini beyan etmiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek ve toplam 428.400,00 TL KDV’nin tamamının davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının bu meblağın yarısını ödediğini, dava konusu diğer yarısını ödemediğini, dosyadaki beyan ve dilekçelerden aksi sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki satım ilişkisinde KDV alacağından sorumluğa ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.