YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3755
KARAR NO : 2023/7763
KARAR TARİHİ : 28.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1009 Esas, 2022/592 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/316 E., 2021/43 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından karz akdine istinaden davalı şirkete banka vasıtasıyla gönderilen 483.500,00 … Dolarının davalı şirket tarafından bugüne kadar ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız itirazı ile takibin durduğunu, banka vasıtasıyla ödemenin yapldığını, her ne kadar ödeme belgesinde ödemenin sebebi belirtilmemiş ise de, ödemenin yapıldığı tarihte davalı şirketin müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilakis müvekkilinin anılan tarihten öncesine dayanan alacaklarının bulunduğunun kendi ticari defterleri ile de … olduğunu ileri sürerek borçlu davalının borca itirazının iptali ile takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, dava konusu havale tarihi (29.12.2008) itibariyle davalı şirketin hem ortağı hem de münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu, huzurdaki davanın davacının ortaklık ve müdürlük ilişkisinin devam ettiği sırada davalı şirkete havale ettiğini iddia ettiği paranın iadesine yönelik bir dava olduğunu, söz konusu havale iddiasının bir ticari işletmeyi ilgilendirdiğinden, ayrıca bu ihtilaf sadece ortakla şirket arasında değil, aynı zamanda müdürle şirket arasındaki bir ihtilaf olduğundan, işbu davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, dava konusu alacağın müdür ile şirket arasında olduğunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 147’nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 5 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu, dolayısıyla davanın zamanaşımına uğradığını, dava ticari dava niteliğinde olduğundan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunarak, davanın öncelikle görev, dava şartı ve zamanaşımı yönünden, esasa girildiği takdirde ise haksız ve mesnetsiz oluşu sebebiyle reddine, davacının, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak talebi bakımından zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, ancak davacı yanın arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceğini, taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete sermaye dışında para verdiğini, alacağın muacceliyeti bakımından 6098 sayılı Kanun’un 392 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, dava ticari bir dava olmadığından, davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılması yönündeki ara karar ve bu ara karar neticesi arabulucuya başvurulmadığı yönündeki dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, ödünç iddiasına dayanak havalenin yapıldığı 29.12.2008 tarihinde de davalı şirketin ortağı olduğu, bir dönem müdürlük görevi de yaptığı, davacının eldeki davada davalı şirketin ortağı olduğu dönemde davalı şirkete ödünç verdiğini iddia ettiği paranın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptalinin talep edildiği, bu haliyle işbu davanın şirket ile ortağı arasındaki bir dava olduğu, dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6102 sayılı Kanun’un 4 ve 5 … maddeleri uyarınca, bu kanunda öngörülen hususlardan … hukuk davalarının ticari dava sayıldığı (Emsal: Yargıtay 11. H.D. 19.09.2019 tarih, 2018/379 E. ve 2019/5612 K. sayılı İçtihadı) ve 6102 sayılı Kanun’un 5 … maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6235 sayılı Kanun) 18/A maddesi, 6102 sayılı Kanun’un 5/A maddesi dikkate alınarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığını, mahkemenin görevli olmadığını düşünüyorsa görevsizlik kararı verip karar kesinleştikten sonra dosyayı talep halinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermesi gerektiğini, aksi halde ise davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesince bu silsile takip edilmeden ticari dava nitelendirmesi ile ve asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılarak davanın usulden reddinin hatalı olduğunu, zira davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığını ve asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, kaldı ki işbu davanın ticari dava olmadığını, müvekkilinin ödünç verdiği parayı geri istediğini, mahkemenin hatalı karar verdiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete ödünç verildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.