YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3773
KARAR NO : 2023/3100
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/200 Esas, 2019/395 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı TPMK vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından Yargıtayca duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait “DOĞA” esas unsurlu, tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketce yapılan 2014/82984 sayılı, 29. 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde geçerli, “Doğaevi” ibareli marka başvurusuna benzerlik ve tanınmışlık sebebine dayanılarak, müvekkili şirketçe yapılan itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, taraf markalarının benzer olduğunu ileri sürerek, davalı TPMK YİDK’nın 2016-M-2814 sayılı kararının iptalini ve anılan marka tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili; cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2017 tarihli ve 2016/211 E., 2017/189 K. sayılı kararıyla; dava konusu “Doğaevi” ibareli marka ile davacıya ait “DOĞA” esas unsurlu tescilli markaları arasında sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacı tarafın önceye dayalı kullanım hakkı, sınai mülkiyet hakkı ve davalının marka başvurusu dolayısıyla davacının markasına zarar vereceği, onun itibarından yararlanacağı ya da ayırt edici karakterine zarar vereceği ve davalının marka başvurusunu kötü niyetli yaptığı yönündeki iddialarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/995 E., 2017/914 K. sayılı kararıyla; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “doğaevi” ibareli başvurusuyla davacının “DOĞA” esas ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalının marka başvurusu dolayısıyla davacının markasına zarar vereceği, onun itibarından yararlanacağı ya da ayırt edici karakterine zarar vereceğinin ve davalının marka başvurusunu kötü niyetli yaptığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 11.03.2019 tarih, 2017/5131 E. ve 2019/1959 K. sayılı kararıyla ”…davalıya ait marka ”Doğaevi” ibaresinden oluşmaktadır. Davacıya ait itiraza dayanak markaların asli unsuruda ”Doğa” kelimesinden oluşmaktadır. Dava konusu ”Doğaevi” markası niteliği itibariyle ”doğa” kelimesinden türetilen kelime markası olduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin 2013/15582 E., 2013/722186 K. sayılı ve 2013/5254 E., 2013/20793 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, türetme kelime markalarında, iltibas değerlendirilmesi yapılırken markaların bıraktıkları genel izlenim dikkate alınır. Bu sebeple taraf markaları arasında yazılış, okunuş ve anlamsal olarak davalıya ait ”Doğaevi” markası ile davacıya ait ”Doğa” esas unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek, markaların aynı ve benzer olduğu sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, isabetli görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın 2014/82984 başvuru sayılı “doğaevi” ibareli 29, 30 ve 35. sınıfta yapılan marka başvurusuna davacının “DOĞA” ibareli markalarına dayalı iltibas iddiasına dayalı yaptığı itiraz YİDK kararı ile “başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı” şeklindeki kararın iptalinde; uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında da geçtiği şekilde ” türetme kelime markalarında, iltibas değerlendirilmesi yapılırken markaların bıraktıkları genel izlenim dikkate alınır. Bu sebeple taraf markaları arasında yazılış, okunuş ve anlamsal olarak davalıya ait ”Doğaevi” markası ile davacıya ait ”Doğa” esas unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek, markaların aynı ve benzer olduğu sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ” şeklinde gerekçeye iştirak edilerek dava konusu 2014/82984 başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 29. Sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri, Kuru bakliyat. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları” malları ile 30. sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Tuz.” malları yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki iltibas koşulu oluştuğundan bu kısımlar yönünden davanın kabul edilmesi gerektiği, YİDK kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, dava konusu marka henüz tescilli olmadığından belirtilen mallar konusunda hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, bunun dışında kalanlar ise iltibas oluşturmadığından bu kısımlarda ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu TPMK 2016-M-2814 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2014/82984 başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri, Kuru bakliyat. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları” malları ile 30. Sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Tuz.” malları yönünden YİDK kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescilli olmadığından yukarıda belirtilen mallar konusunda hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusunun baskın ve ayırt edici asıl unsurunun sözcükten ibaret olduğunu ve bu sözcüğün de ”doğa” ibaresi olduğunu, müvekkili şirketin, iştigal etmiş olduğu sektörlerde sistemli bir şekilde seri markalaşma hedefi izlendiğinden, markalarının tamamında aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının çekirdek unsurunu da oluşturan ”doğa” ibresini kullandığını, dava konusu markanın müvekkiline ait seri markaların devamı olduğu yönünde bir izlenime sahip olduğu bu nedenle ayırt edicilik kazanmamış olduğunun açık olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararda sınıflar açısından yapılan değerlendirmede dosya daha önceden alınmış bilirkişi raporunda yer alan tespitler ile yetinildiğini ve önceki raporda tespit edilen mal ve hizmetlerin dava konusu markadan çıkarıldığını; ancak değerlendirmenin hatalı olduğunu, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken yalnızca bir kısım mal ve hizmetler yönünden kabulüne karar verildiğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin markalarının eksik incelendiğini, mahkemece yeniden bir bilirkişi incelemesi yapılmadan verilen kararın eksik olduğunu ileri sürerek davanın kısmen reddi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu ”Doğaevi” ibareli marka ile davacıya ait ”DOĞA” esas esas unsurlu tescilli markaları arasında sesçil, anlamsal olarak ve genel izlenim olarak ortalama tüketicleri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların bütünüyle yapılan incelemede genel izlenimlerinin benzemediğinin açıkça görüleceğini, markaların karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve tescili hâlinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin ve davalı TPMK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.