Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/407 E. 2023/3781 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/407
KARAR NO : 2023/3781
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1933 Esas, 2021/1984 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/118 E. – 2021/233 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacının oğlu …. arasında ticari bir ilişki olduğunu ve davacının oğlunun borcunu ödeyemediğini, davalının eğer davacının bir senet imzalamazsa oğlunu öldüreceğini söylediğini, davacının davalıyı daha önce hiç görmediğini, davacının oğluna bir zarar gelmemesi için hazırlanan senede imza attığını, senedin bir süre sonra icra takibine konulduğunu ve davacıya bağımsız bölümü satış işlemlerine başlandığını, takip sonrası davacının savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, senette davacının borçlu konumunda ve oğlunun kefil olarak gözüktüğünü, senedin usulsüz olduğunu ileri sürerek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, haksız yere icra takibi yapan davalıdan %20 icra inkar tazminatı alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve oğlunun davalı müvekkiline olan borçları sebebiyle bizzat kendilerince alacaklılarla birlikte avukatlık ofisinde senet düzenleyip imzaladıklarını, ancak senedin ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan takibin kesinleştiğini, davacının ödenmeyen senet hakkında icra takibi başlatılana kadar kimseden şikayetçi olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen iddiaların kurgudan ibaret olduğunu, takibe konu senetin kambiyo senedi olduğundan dolayı ispat külfetinin üzerlerinde olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, davacının alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalının zor kullanmak suretiyle 10.07.2018 düzenleme tarihli, 01.09.2018 vade tarihli, lehtarın davalı olduğu 136.000,00TL bedelli bononun zor kullanılarak tehdit edilmek suretiyle düzenlendiğinin ileri sürüldüğü, davacının 06.03.2020 tarihinde Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/1683 Soruşturma sayılı dosyası ile davalıyı dava konusu olay nedeniyle şikayet ettiği, şikayet tarihi itibariyle korkutmanın etkisinin ortadan kalkmış olduğu, bu nedenle hak düşürücü sürenin şikayet tarihi olan 06.03.2020 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, davanın ise 07.04.2021 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2014/19042 E.-2015/8993 K. 17.06.2015 tarihli ilamı) gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının usul ve esasa aykırı olduğunu, menfi tespit davalarında hak düşürücü süre olmaması gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesinin bu davada uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin 70 yaşının üstünde ve emekli olup hiçbir işle uğraşmadığını, davalıyı tanımadığını, davalı ile hiçbir iş, hiçbir alışveriş yapmadığını, davalı ile müvekkilinin oğlunun yaptığı bir iş ilişkisine müvekkilin iradesi olmadan dahil edildiğini, icra takibiyle kendisinin borçlu yapıldığını görerek bu davayı açtığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na 05.03.2020 tarihli şikayet dilekçesinin verilmesi ile korkutmanın ortadan kalktığı ancak davacının 6098 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.06.2021 tarihinde dava açıldığı, mahkemece davanın hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde/dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.