Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/4129 E. 2023/6421 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4129
KARAR NO : 2023/6421
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2012 Esas, 2022/398 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1372 E., 2019/595 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 31.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin üretiminin tamamını yurtdışına pazarladığını ve bu ürettiği ürünlerde kullanılan peynirlerin tamamının davalı şirketten alındığını, davacı şirketin peynir tedarikçiliğini bir süredir davalının yaptığını, davacının davalıdan en son 2017 yılında 1., 2., 3. aylarda toplam 13.336,16 kg peynir aldığını ve karşılığında 126.828,46 TL bedel ödediğini, peynirlerin 8.611,96 kilogramının kullanıldığını, 4.724,20 kilogramının ise stokta kaldığını, söz konusu peynirlerin satışa ve insan sağlığına uygun olmadığının Avrupa’da market raflarında şişme ve koku yapması nedeni ile tespit edildiğini, bunun üzerine ürünlerin iade alındığını, davalının da ürünlerin bozuk ve kullanılmaz olduğunu ikrar ettiğini, 4.724,20 kilogram peynirin iadesi için 04.05.2017 tarihli, 44.835,02 TL’lik iade faturası karşılığı davalının bedeli iade ettiğini, laboratuvar tespitlerinde de ürünlerin bozuk ve kullanılmaz olduğunun tespit edildiğini, davalının 8.611,96 kilogram peynir bedeli 81.993,47 TL ile diğer zararları gidermediğini, imha için de ayrıca 1.905,80 euro ödeme olduğunu, 36.000,00 euro bedelli ürünün iade alındığını, müvekkilinin ticari kazanç kaybının oluştuğunu iddia ederek iade alınan ürünlerin bedeli 36.000,00 euro, imha bedeli 1.905,80 euronun avans faizi ile birlikte müvekkili şirketin yıllık cirosu ve ihracatının düştüğü için şimdilik 1.000,00 TL kazanç kaybının faizi ile birlikte tahsilini ve ayrıca 20.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği süresi içinde davacının ayıp ihbarını yerine getirmediğini, ürünlerdeki bozulmanın davalıdan kaynaklı olduğunun belli olmadığını, satışı yapılan ürünlerde sorun olup olmadığının belli olmadığını, ürün analizlerinin doğru zamanda yapılmadığını, davacının başka firmalardan da ürün aldığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelenmemesi için bir kısım malı iade aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olup sorunlu olduğu iddia edilen ürünlerin bir kısmının imha edilmesi ve ürünlerin mevcut olmaması nedeni ile rapor alınamadığı, davalı tarafça 4.724,20 kg ürünün iade alınmış olması dikkate alınarak davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu değerlendirilerek yargılamaya devam edildiği, bilirkişi heyet raporunda belirtildiği üzere bozuk olduğu anlaşılan tüm peynirlerin davalıdan alındığının hesap hareketlerinden anlaşıldığı, iade edilen ürünlerin söz konusu bu peynirlerden yapıldığı, ürünlerin analiz raporu sonucuna göre imhasının yerinde olduğunun anlaşıldığı ve ürünlerdeki sorunun üretim aşamasında ortaya çıkma ihtimalinin yüksek olduğunun tespiti ile davacının davasında haklı olduğunun değerlendirildiği, ancak manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ürünlerin hangi aşamada zararlı maddelere maruz kaldığını ispat edemediğini, iyi niyetli olarak bir kısım malların iadesinin kabulünün kötüye kullanılamayacağını, davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, koruma ve numune alınış biçiminin tartışılmadan sorumluluğun belirlenemeyeceğini, farazi zarar hesabıyla uygun illiyet rabıtasının kurulamadığını, reddedilen miktar yönünden vekalet ücreti takdiri bakımından de hata yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle söz konusu üründeki ayıbın süresi içinde satıcıya ihbar edilip edilmediği üzerinde durulması gerektiği, somut olayda davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, bu durumda, ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacının davalıya süresinde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, satın alınan malın peynir olması karşısında davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca 8 günlük süre içinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bu mallara ilişkin şikayetlerin alınmasına müteakip derhal ihbar şartını da yerine getirmediği, bu nedenlerle süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği malı ayıbı ile kabul etmiş sayılacağı, ayıp ihbar sürelerine uyularak bu davanın açıldığı kabul edilse dahi, ayıbın kimden ve neden kaynaklandığı kesin ve net olarak belirlenmeden aleyhe hüküm kurulamayacağı, davalının son parti mala yönelik iadeyi kabul etmesinin toplam satıştaki ayıbın kabulü anlama gelmeyeceği, davacı alıcının satın alınan malı mamül haline dönüştürmeden önce gıda maddesi olan peynirleri muayene etmesi, ayıplı olması halinde derhal ayıp ihbarında bulunması gerektiği, ancak davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ayıp ihbar külfetini yerine getirdiğini, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olmadığını, alım, satım ilişkisine konu olan mal peynir olduğundan genel bir gözden geçirme ile muayene edilebilecek nitelikte olmadığını, ileri uzmanlık gerektiren tekniklerle kontrol edilmesi gerektiğini, malın gizli ayıplı olduğunu, 8 günlük ihbar süresinin uygulanmayacağını, satılan mal olan peynirin, olağan bir gözden geçirme ile ayıplı olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, müvekkilinin, davalıdan satın almış olduğu ürünün ayıplı olduğunu anlaması üzerine derhal satıcıya bildirdiğini ve satıcının da iade faturası düzenlemek suretiyle ayıbı kabul ederek ürünün iadesini kabul ettiğini, satıcının ayıba kusuru ile sebebiyet vermesi nedeniyle ayıp ihbar sürelerinin uygulanmayacağını, zira davalının tacir olduğunu ve satıcılığı meslek edindiğini, bilirkişi heyetinden alınan 21.01.2019 tarihli bilirkişi raporu uyarınca davalının malı kontrol etmeden satmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin uğradığı zararın tazmini gerektiğini, davalı tarafın peynirleri iade alarak ayıbın kendisinden kaynaklandığını kabul ettiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tacirler arası satışta satıcının ayıplı mal satışından dolayı sorumluluğu hukuksal nedenine dayanmakta olup uyuşmazlık, tacir olan davacının ayıplı ifa ile ilgili olarak süresinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.