YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4223
KARAR NO : 2022/7402
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01/02/2022 tarih ve 2020/141 E. – 2022/23 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı …Ş. vekili ile davacı vekilince duruşmalı, davalı … vekili ve fer’i müdahiller vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25/10/2022 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı …Ş. vekili Av. …..l, davalı … vekili Av. … ile fer’i müdahilleri vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, M/V Liparit isimli geminin yükünü tahliye etmek üzere davacı şirkete ait 2 numaralı dökme yük tahliye dokuna yanaştığını, tahliye işleminin tamamlanmasının ardından 02/09/2005 tarihinde geminin limandan ayrılma manevrası sırasında 2 numaralı dökme yük tahliye dokunda bulunan davacı şirkete ait CB-4 ve CB-5 numaralı vinçlere çarptığını, çarpma sonucunda denize ve geminin üzerine düşen vinçlerin kullanılamaz derecede hasar gördüğünü, ayrıca 800 ton ağırlığındaki her bir vincin düşmesi sırasında liman taşıyıcı sisteminde ani yük değişimleri ve darbeler olması sebebiyle limanın kazık başlarında ve betonarme sisteminde hasarlar meydana geldiğini, betonarme üzerinde iki adet çukurun açıldığını, vinçlerin ayakları arasından geçen platformda bulunan bant sisteminin de tamamen ezildiğini ve parçalandığını, limanın diğer kısımlarında da darbe ve salınımlar nedeniyle hasarlar meydana geldiğini, davalı … şirketlerinin müşterek sigorta şeklinde yangın sigorta poliçesi ile verilen teminatlar kapsamında oluşan zarardan sorumlu olduklarını, davalı … şirketlerine sigorta tazminatının ödenmesi için başvurulmasına rağmen davalı … vekili tarafından poliçe ile tespit edilen deniz taşıtlarının çarpması durumunda olay başına ve yıllık tazminat limitinin 500.000 ABD dolarının ödenebileceğinin bildirildiğini, 500.000 ABD dolarının tahsil edildiğini, ancak davalı … şirketlerinin dava konusu zararın tamamını tazminle yükümlü bulunduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,000 ABD dolarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, 02/09/2005 tarihinde meydana gelen gemi çarpması olayı neticesinde davacının tesislerinde zarar meydana geldiğini,ekspertiz incelemeleri yaptırılarak davacı şirkete poliçe limiti çerçevesinde 24/10/2005 tarihinde davacı şirkete 500.000- USD sigorta tazminatının ödendiğini, davacı şirketin beyan ettiği poliçede yazılı özel şartlar ve klozlar çerçevesinde belirtilen limitlerle sınırlandırılarak teminat altına alındığı, teminatın tamamını kapsamadığını belirli bir miktarla sınırlandırıldığını, davacı şirketin poliçedeki bu maddeleri hatalı değerlendirdiğini, müvekkili davalı … şirketinin poliçede yazılı olduğu gibi teminat kapsamında ödediğini, deniz taşıtları çarpması sonucunda olay başı ve yıllık toplam tazminat limitinin 500.000 USD olduğunu, istenen teminatın davacının kendi ihale şartnamesinde bulunduğunu ancak poliçede yer almadığını, bu nedenle poliçe limiti ile sınırlı olarak davacı şirkete zarar tazmini yapıldığını, müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğünün poliçede belirtilen miktarla sınırlı olduğunu fazladan ödeme yapılmasının mümkün olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahiller vekili, Erdemir’e ait 2 numaralı cevher dokunda 02/09/2005 tarihinde meydana gelen kazaya Erdemir’in fiil ve hareketlerinden sorumlu olduğu kılavuz kaptan ve römorkör kaptanları tarafından kullanılan deniz taşıtlarının neden olduğunu, poliçeye dahil edilen deniz taşıtları çarpması klozu sigortalının usul ve füruu ile sigortalının çalıştırdığı veya fiil ve hareketlerinden sorumlu bulunduğu kimseler tarafından kullanılan deniz taşıtlarının sebep olacağı zararları teminat kapsamı dışında bıraktığından, davacı Erdemir’in mezkur kazadan doğan zararlarını yangın sigorta poliçesi kapsamında talep etmesinin mümkün olmadığını, ancak böyle bir hususun kabul edilse dahi sigortacıların deniz taşıtları çarpması klozu kapsamındaki sorumluluğunun senelik olay başına 500.000 ABD doları üst limit sınırı ile sınırlandırıldığını, ayrıca Erdemir’in deniz taşıtı çarpması rizikosu kapsamında doğrudan olmayan dolaylı zararlarından enkaz kaldırma masraflarını talep etmesinin sigorta genel şartlarına ve poliçeye aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen 05/04/2005 tarihli sigorta poliçesindeki ilk ateş tazminat limitinin 500.000 USD olarak belirlenmesinin poliçe hükümleri bir bütün olarak nazara alındığında gerçek hasar bedelinin ödenmesine engel olmayacağı ve söz konusu hükmün davacı sigortalı lehine konulan asıl teminatı ortadan kaldırmayacağı, liman tesislerinde meydana gelen kazadan dolayı davacının tüm zararı ile enkaz kaldırma masraflarının yeniden hesaplanması için alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmasına göre, meydana gelen kaza neticesinde enkazın kaldırılması için şirketin aktifinde yer alan 2 adet vincin tamamen kullanılamaz derecede hasara uğradığını, her iki vincin kaza tarihindeki rayiç değerlendirmesi sonucu zararın 7.979.726,16 USD olduğu, enkaz kaldırma bedelinin ise 1.750.000USD olduğu, toplam enkaz kaldırma masrafının (vinçlerin enkaz kaldırma için kullanılırken hasarlandığı dikkate alınarak) 7.979.726,16 USD + 1.750.000U5D=9.729.726,16 USD olduğu, limanın 4 ay kullanılamaması nedeniyle oluşan navlun farkı ve demuraj giderlerinden kaynaklı olarak maliyetlerinde gerçekleşen 7.885.518,33 USD zararının oluştuğu, sigorta şirketince ödenen ilk ateş tazminatı bedeli olan 500.000 USD’nin mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalılar vekilleri ve fer’i müdahiller vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflarından alınarak yek diğerine verilmesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 932.683,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.399.024,96 TL temyiz ilam harcının temyiz eden fer’i müdahillerden alınmasına, 25/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, mal sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, navlun ve demuraj giderlerinin doğrudan zarar olduğunu ve bu nedenle sigorta teminatı altında bulunduğunu iddia etmiştir.
Davalı tarafsa, navlun ve demuraj giderinin dolayı zarar olduğundan dolayı poliçe ile temin edilmediğini savunmuştur.
Mahkemece, navlun ve demuraj giderlerinin de poliçe kapsamındaki hasarlardan olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dolaylı zararların poliçe kapsamında olmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık konusu navlun ve demuraj giderlerinin doğrudan zarar mı yoksa dolaylı zarar mı olduğu noktasında toplanmaktadır.
Prof. Kemal Oğuzman Borçlar Hukuk Genel Hükümler Filiz Kitabevi 1995 tarihli eserinin 494. sayfasında doğrudan zarar ve dolaylı zararı şöyle tanımlanmıştır.
“Doğrudan zarar, bir hukuka aykırı fiile maruz kalan kimsenin bu fiil yüzünden kendisinin araya ilave bir sebep girmeden uğradığı zarardır. Dolaylı zarar, hukuka aykırı fiilin mağdura verdiği doğrudan zarara bağlı olarak ilave bir sebeple mağdurun uğradığı zarardır.”
Prof. Kemal Oğuzman bu tanımlamayı yaptıktan sonra kanunun iyi anlaşılması için işbu davadaki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde can alıcı şu örneği vermiştir.
(A)’nın (B)’nin kamyonu yakması halinde kamyonun değerinin (B)’nin malvarlığından çıkması (B)’nin uğradığı doğrudan zarardır. Bu kamyonun taşıyacağı yükleri taşıyamaması yüzünden (B)’nin yük sahibine ödemek zorunda kalacağı tazminat dolaylı zarardır.
Bu örnekten hareketle olaya bakıldığında, geminin limanın tesislerine çarpması neticesinde tesislere vermiş olduğu zararın doğrudan zarar olduğu konusunda zaten tartışma yoktur.
Ancak limanın kullanılmamasından dolayı gemilerin Romanya limanlarını kullanması ve bekleme sürelerinin aşılması nedeniyle oluşan navlun ve demuraj giderleri ise örneğimizdeki kamyonun taşıyacağı yükleri taşıyamaması yüzünden (B)nin yük sahibine ödeyeceği tazminata benzer şeklinde dolaylı bir zarardır ve bu konuda gerek öğretide gerek uygulamada bir fikir aykırılığı da yoktur.
Navlun ve demuraj giderinin dolaylı zarar olduğu sonucuna vardığımızda bu defa karşımıza dolaylı zararın mal sigorta sözleşmesi ile teminat kapsamına alınıp alınmadığı sonucu çıkmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmede yangın sigorta sözleşmesidir. Yangın sigortası genel şartlarının A-A-1. md.’de sigorta kapsamının doğrudan zararlara ilişkin olduğu açıkça yazılıdır. Sigorta sözleşmesindeki hükümler sigortalı aleyhine daraltılamaz, ancak lehine genişletilebilir ve yorumlanabilir. O halde dolaylı zararların gelen şartlar gereğince teminat kapsamı dışında olduğu tespit edildikten sonra poliçe ile özel olarak teminat kapsamında alınıp alınmadığı incelenmelidir.
Taraflar arasında yangın özel sigorta poliçesi incelendiğinde, dolaylı zararların teminat kapsamında olduğuna dair açık bir düzenlemeye rastlanılmamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, demuraj ve navlun gideri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekirken onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim.