Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/4263 E. 2023/5572 K. 04.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4263
KARAR NO : 2023/5572
KARAR TARİHİ : 04.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 82844 sicil numarası ile müvekkili kuruma kayıtlı olarak ticari faaliyet gösterdiğini, Sahara Et ve Su Ürn. Ltd. Şti. tasfiye memuru tarafından 05.01.2018 tarihine yapılan başvuruda davalı şirketin 29.08.2015 tarihinde tasfiyeye giriştiği ve tasfiye giriş kararının 08.09.2015 tarihinde tescil edildiğini, davalı şirketin merkez ve tasfiye adresinin kendi şirket adresleriyle aynı olduğunu, davalı şirkete ilişkin başlatılan icra takipleri nedeniyle mağdur olunduğunu belirterek, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, müvekkili kurum tarafından davalı şirkete 09.01.2018 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin (TSY) 36 ncı maddesi gereğince 30 gün içinde yeni adresin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, tebligatın muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını, ayrıca şirkete para cezası uygulanması için Bursa Valiliğinden talep edildiğini belirterek, süresi içinde tescil işleminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicilinde tescilinin yapılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin tescilli adresinde bulunmaması bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunması mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin şirket merkezin buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket esas sözleşmesinde belirlenen faaliyet adresi ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, davacı … Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca işlem yapması gerekirken mahkemeden davalı şirketin adresinin tesbitini istemesinde hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar ve yasada sayılan hâlleri tespit edilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinebileceğini, dava konusu somut olayda ise tasfiye memurunun 05.01.2018 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yaptığı, başvurunun 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen somut olayda mezkur hükmün uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle yerel mahkemenin kararının yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 32 nci ve TSY’nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re’sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun’un 33 üncü ve TSY’nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun’un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/2041 E. ve 2007/4977 K. sayılı ilamı), ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un 32 nci ve TSY’nin 34 üncü maddesi gereğince ticaret sicil memurunun inceleme yetkisinin sınırsız bir yetki olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda resen inceleme yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun’un 33 üncü ve TSY’nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun’un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca şirketin feshi davası açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının yeni adresinin tespiti ve ticaret sicile tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun’un 32, 33, 210 ve 636 ncı maddeleri ve TSY’nin 36 ncı maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.