YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4371
KARAR NO : 2023/3410
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/648 Esas, 2022/212 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi bulunan …’un, davalı bankada hesap sahibi olarak 15.08.1982 tarihinde öldüğünü, hesap üzerinde son işlem tarihinin ise 2001 yılı olarak ilan edilerek Hazineye devir listesinde hesap numarasının yer aldığını, muris hesabından da bu şekilde haberdar olduklarını, murisin ölüm tarihinden sonra hesap üzerinde işlem yapıldığının anlaşıldığını, davalı bankaya yaptıkları başvurulardan sonuç alamadıklarını ileri sürerek banka hesap kayıtlarının incelenmesi ile usulsüz ve yolsuz ilk işlem tarihindeki miktar üzerinden ödeme gününe kadar 3 aylık vadeler dönemi dikkate alınarak ve en yüksek banka mevduat faizi oranları ile hesaplanarak ortaya çıkacak alacağın belirlenip davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Hazineye devredilmesi ilan edilen hesabın sahibi ile davacılar murisinin aynı kişi olduğunun kanıtlanamadığını, 1993 yılında banka sistemlerinin değişmesi nedeniyle hesap numarasının değiştiğini, müvekkilinin 10 yıllık belge saklama ve davacının talebine ilişkin 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, miras bırakanın 23.07.2002 ile dava tarihi arasında hesabında bulunan 460.09 TL’yi ödemeyi kabul ettiklerini savunarak davanın diğer talepler bakımından reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 11.05.2016 tarih, 2014/768 E. ve 2016/360 K. sayılı kararı ile mevduat sahibinin alacağının öncelikli olarak banka kayıtları esas alınmak suretiyle belirleneceği, …’un 1992 yılında vefat etmiş olmasına karşın hesabın açılış tarihinin 1993 olarak gösterilmesinin manuel olarak tutulan hesapların sisteme aktarılmasından kaynaklandığı, murise ait hesabın açıldığı tarihin bu tarihten önceki süreci kapsadığı, söz konusu hesabının 18.09.1989 tarihinde Nenehatun Şubesinde oluşturulduğu, 3 ayda bir faiz ödemeli olarak açıldığı, rapor tarihinde bakiyesinin 460,09 TL olduğu, hesabın 1998 Ocak’dan itibaren incelenen hareketlerinde faiz tahakkuku dışında bakiyeyi etkileyecek hareket görülmediği, mevduat hesap sahibi …’un davacılar dışında mirasçısı da bulunmadığı gerekçesiyle 460,09 TL alacak ile birlikte toplam 22.497,35 TL’nin dava tarihinde itibaren işleyecek davalı bankaca üçer aylık TL mevduatına uygulanan azami faiz oranı ile birlikte davalıdan tahisiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 19.09.2018 tarih, 2016/13959 E. ve 2018/5434 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, hüküm; mahkemenin 07.07.2015 tarihli ara kararında yerinde olarak belirtildiği şekilde davalı bankanın 3 aylık mevduatlara “fiilen” uyguladığı faiz oranları yerine, bankanın (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası) TCMB’ye 3 aylık vadeli hesaplar için bildirmiş olduğu “azami” faiz oranları esas alınmak suretiyle yapılan hesaba dayalı olmakla anılan ara karara aykırı olduğu, mahkemece, yukarda açıklanan hususlar gözetilmek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmak yahut gerektiğinde yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, kabule göre de, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin son fıkrası uyarınca dava tarihinden itibaren TCMB’nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranından az olmamak üzere davalı bankaca 3 aylık TL mevduatına uygulanan fiili (akdi) faiz oranları üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken davalı aleyhine sonuç doğurabilecek şekilde temerrüt faizine hükmedilmesinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayıları belirtilen karar ile 19.03.1993 günü itibariyle 19 TL olarak belirlenen hesaptaki alacağın dava tarihi 23.07.2012 tarihi itibariyle ulaşmış olduğu faizli miktarının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, banka tarafından CD içeriğinde dosyaya sunulan 01.01.2002 – 31.12.2012 dönemini kapsayan üçer aylık mevduata fiilen uygulanan faiz oranları ile CD içerisinde bulunmayan 19.03.1993 ile 19.12.2001 dönemleri için Merkez Bankasına beyan edilen üçer aylık mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranları ile dava tarihine kadar ulaşan faiz tutarının 14.543,49 TL olarak tespit edildiği, vergi alacağının vergiyi doğuran olayın meydana gelmesiyle muaccel hale geleceği, davalının mevduatından elde edilen faiz geliri vergiyi doğuracağından davacıların murisi adına vergi tahakkuk edeceği, bankanın zamanında vergiyi yatırmaması sebebiyle stopaj vergisinin zaman aşımına uğradığını davacı yan itirazen ileri sürmüşse de alacağın mahkeme kararı ile kesinleştikten sonra faiz gelirinden stopaj vergisinin kesilmesi söz konusu olacağından buna ilişkin itiraz da yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 19.03.1993 tarihi itibariyle 19,00 TL bulunan mevduatın dava tarihi 23.07.2012 itibariyle ulaştığı 14.543,49 TL ‘nin 3095 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin son fıkrası uyarınca dava tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranından az olmamak üzere davalı bankaca üç aylık mevduata uygulanan fiili (akdi) faiz oranları üzerinden işleyecek ve hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara (murislerine) ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına itirazların raporlarca karşılanamadığını, davalı bankaca taraflarına gönderilen faiz oranları, stopaj kesintileri ve faiz hesaplarını gösterir evraka itibar edilmediğini, anılan evraka bankaca itiraz bulunmadığını, bilirkişilerce yapılan hesabın 19.12.2001 ile 19.12.2003 arası hatalı olduğunu, ihtarname ile birlikte artık bir vadeli hesap sözleşmesi değil alacak olduğunu, stopaj vergisinin zamanaşımı hususunda vergi hukuku konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davacıların hesap sahibi ile varislerinin aynı kişi olduklarını ispatlayamadıklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, bankanın hesap hareketlerinin açık olduğunu, davacıların dava tarihinden on yıl öncesine kadar gerçekleşen işlemler için talepte bulunabileceğini, hesapta usulsüz işlem yapıldığı ya da daha fazla para olduğunun ispatlanamadığını, merkez bankasının faiz oranlarının esas alınmasının hatalı olduğunu, Merkez bankasına bildirilen oranların gerçekte uygulanan oranların çok üzerinde kaldığını, hesaplama yapılırken sair kesintilerin de dikkate alınması gerektiğini, hesabın vadeli mevduat hesabı olarak devam edeceğinin ispatlanamadığını, 460,09 TL dışında bir bakiyenin bulunmadığını, davacıların haksız kazanç elde etmeye çalıştıklarını, müvekkilinin mevduata faiz işletileceğine ilişkin bir taahhüdü olmadığını, bilirkişilerce 19,00 TL’den altı sıfır atılması gerektiğini, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mevduattan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3095 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin son fıkrası.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.