Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/4483 E. 2022/7576 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4483
KARAR NO : 2022/7576
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2021 tarih ve 2018/736 E- 2019/893 K. sayılı ek kararın birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin usulden reddine-esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2022 tarih ve 2022/489 E- 2022/740 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla,

dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, şirketin ortağı olduğunu ve şirket genel kurulunun toplanamayarak şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle davalı … Turizm İnş Kuyumculuk San. ve Tic. A.Ş.’nin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, şirketi temsil ve ilzama tek başına yetkili olan yönetim kurulu başkanının vefat etmiş olması nedeniyle şirket genel kurulunu yönetim kurulu seçimi için toplantıya çağırmak, gerekli işlemleri ikmal etmekle sınırlı olarak davalı şirkete kayyım tayin edilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.07.2017 tarih ve 2015/360 esas ve 2017/416 karar sayılı ilamı ile şirketin fesih talebinin reddine, Abay Turizm İnşaat Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin genel kurulunun yönetim kurulunu seçmek üzere toplantıya çağırma ve bu amaçla gerekli işlemlerin ikmal etmek, şirket genel kurul toplantısını yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilmesini sağlamak amacı ile sınırlı olmak üzere davalı şirkete …’in kayyım olarak atanmasına, kayyım için 1000.-TL ücret takdirine, kayyım ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmiş olup, karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin 01.10.2018 tarihli 2018/92 esas ve 2018/1453 karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin ilk derece mahkemesi 2015/360 Esas sayılı dosyasında verilen karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, davacının davanın esasıyla ilgili gösterdiği deliller hiç toplanmadan ilk derece mahkemesince karar verildiği anlaşıldığından Dairenin kararı doğrultusunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/746 Esas sayılı dosyasından verilen karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, 27.12.2019 tarih ve 2018/736 esas ve 2019/893 karar sayılı ilamı ile, davacı vekili tarafından yargılama sırasında çıkma talebinde bulunulmuş ve çıkma payının ödenmesi talep edilmiş olmakla şirketin feshi yerine davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin çözümün somut olaya uygulanması gerektiği kabul edilerek mahkemece istinaf kararında belirtildiği şekilde şirketin aktif ve pasiflerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin tespitine yönelik keşif icra edilerek çıkma akçesi hesaplattırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 40967 sicil numarasında kayıtlı … ortaklarından davacı …’ın ortaklıktan çıkmasına, şirketin rayiç değerlerine göre hesaplanan davacı hissesine isabet eden 9.765.770,20 TL çıkma akçesinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının hisselerinin şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı … Turizm İnş. Kuy. San. Tic. A.Ş. ve asli müdahil … tarafından istinaf edilmiş olup, bölge adliye mahkemesinin 05.02.2021 tarih ve 2020/937 esas ve 2021/163 karar sayılı ilamıyla davalı …’ın istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı …’nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı … Turizm İnş. Kuy. San. ve Tic. A.Ş. tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmişse de, Dairemiz tarafından adli yardım talebinin reddi ile davalıya muhtıra çıkartılması için dosyanın geri çevirmesine karar verilmiştir. Yargılamanın davalı tarafından kasten uzatıldığı gerekçesiyle bu sırada davacı tarafından davadan feragat dilekçesi dosyaya sunulmuştur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince 27.12.2021 tarihinde verilen ek karar ile davanın feragat nedeniyle reddine ve 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Ek karar, asıl davada davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince verilen 29.04.2022 tarih ve 2022/489 esas ve 2022/740 karar sayılı ilam ile davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesine açılan asıl davada davanın feragat nedeniyle reddine, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan 186.282,70 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan şirketin feshi davasının yargılaması so- nucunda ilk derece mahkemesinin 07.07.2017 tarih ve 2015/360 Esas 2017/416 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin vaki istinaf kanun yolu başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2018 tarih 2018/92-1453 sayılı kararı ile, istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, deliller toplanarak karar verilmek üzere dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiş,
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 27.12.2019 tarih ve 2018/736 Esas 2019/893 K. sayılı kararla davanın kabulü ile davacının, davalı şirket ortaklığından çıkmasına, 9.765.770,20 TL çıkma akçesinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,
Davalı şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli kararı ile esastan red edilmiş,
Davalı vekilince, kararın adli yardım talepli temyizi üzerine, Dairece adli yardım talebi- nin reddi üzerine davacı vekilince 11.11.2021 tarihli dilekçe ile “dava tarihinden beri geçen sürede ülkenin ekonomik koşulları ve davalı şirkete ait taşınmazın ekonomik olarak çok değerlenmesinden dolayı müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğradığı, alacağı bedelin eridiği ve değerinin aşırı düştüğü, davalının kötü niyetli olarak yargılamayı uzattığı, bu nedenle müvekkilinin ayrıca zarara uğrattığını” bildirerek davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2021 tarihli ek kararı ile davanın feragat nedeniyle reddi- ne, davalı lehine maktu 5.100,00 TL vekalet ücreti tayinine karar verilmiştir.
Kararın vekalet ücretinin nisbi tayin edilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilince isti- naf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi ek kararı kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine ve davalı lehine nisbi oranda 186.282,70 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmolunan vekalet ücreti yönünden davacı vekilince temyiz edilmiş olup, çoğunluk görüşü doğrultusunda davacının temyiz istemi red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Uyuşmazlık davacı vekilinin 11.11.2021 tarihli dilekçesinde ifade ettiği beyanların esas haktan, diğer bir ifade ile hakkın özünden feragat niteliği taşıyıp taşımadığıdır.
Davacı vekilinin, özeti yukarıya dercedilen 11.11.2021 tarihli dilekçesi içeriğinden, açıklamanın esas haktan feragat niteliğinde olduğunu kabule imkan bulunmamaktadır.
Davacının, davayı artık takip etmek istemediği anlaşılmaktadır. Bu açıklama ile hakkın özünden feragat edilmediği için davacının aynı konuda yeniden dava açma hakkı bulunmaktadır.
Bu halde davacı vekilinin 1..11.2021 tarihli dilekçedeki beyanlarının, dosyanın işlemden kaldırılması mı yoksa davanın atiye terkedilmesi mi niteliğinde olduğunun tesbiti, davacının gerçek iradesinin açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 11.11.2021 tarihli dilekçedeki beyanların hakkın özünden feragat edilmesi olarak kabulü doğru değildir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2022 tarihli ek kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile ek kararın açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.