YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4706
KARAR NO : 2023/3697
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/570 E., 2022/188 K.
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacılar aleyhine Alanya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/8460 sayılı dosyasından senetlere dayalı takip yapıldığını, takibe dayanak senetlerdeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptaline ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların icra takibinde imzaya itiraz etmediklerini, daha sonra kötü niyetli olarak işbu davayı açtıklarını, imzalar karşılaştırıldığında davacılara ait olduğunun anlaşılacağını savunarak davanın reddine ve davacılar aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 10.04.2015 tarih, 2013/148 E. ve 2015/302 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 26.03.2019 tarih, 2017/3369 E. ve 2019/2002 K. sayılı kararıyla, Mahkemenin davanın reddine dair verdiği 09.02.2012 tarihli kararın Dairenin 06.11.2012 tarih, 2012/10033 E. ve 2012/16042 K. sayılı bozma ilamında; “1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı … yönünden ileri sürülen temyiz itirazının reddi gerekmiştir. 2) Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda, davacı … yönünden dava konusu bonoların tanzim tarihinden önceki döneme ilişkin daha fazla imzasını havi belgelerin toplanıp incelendikten sonra sonuç alınabileceği belirtilmiştir. Davacılar Adli Tıp raporundan sonra duruşmalara katılmamış, davalı ise davayı takip edeceğini bildirmiştir. Somut olay bakımından senetlerdeki imzanın davacı …’a ait olduğunu savunan davalı bu yöndeki savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. O halde mahkemece davalıya ATK raporundaki davacı … ile ilgili eksikliklerin tamamlanması ve daha fazla belge toplanarak yeniden imza incelemesi yaptırılması konusunda mehil verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile … yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde alınan ATK raporu ile davaya konu senetlerdeki imzaların …’un eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Mahkemece karar verilen 10.04.2015 tarihli celsede ATK Başkanlığından gelen bilirkişi raporunun döndüğünün belirtildiği, ancak celseden önce raporun taraflara tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 281 inci maddesi uyarınca bilirkişi raporunun taraflara tebliği ile tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde beyanda bulunulması için süre verilmesi gerektiği, davacılar vekilinin 10.04.2015 tarihli celsede taraflarına süre verilmesi isteminde bulunmuş olmasına rağmen 6100 sayılı Kanun’un 281 inci maddesi ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek 6100 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi hükmüne aykırı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talimat yoluyla İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 13.12.2019 tarihli rapora göre bozma öncesi alınan 06.05.2011 tarihli ve 19.03.2015 tarihli ATK raporlarının aksine senetler altındaki imzaların davacıların eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ilk bozma kararında verilen davanın reddi hükmü davacı … yönünden onanarak kesinleşmiş ise de davacı … yönünden de yeniden imza incelemesi yaptırıldığı, yargılama sırasında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan alınan 08.11.2021 tarihli raporda, bir kez daha takip ve dava konusu senetler altındaki imzaların kuvvetle muhtemel …’un ve …’un eli ürünü olduğu tespitine varıldığı, bu son rapor ile raporlar arası çelişki giderilerek takip ve dava konusu senetler altındaki imzaların davacıların eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, diğer davacı … yönünden verilen davanın reddi kararının Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 06.11.2012 tarih, 2012/10033 E. ve 2012/16042 K. sayılı ilamı ile bozulduğu, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de menfi tespit davası sonucu davanın reddine karar verilmesinin tek başına kötü niyet tazminatı şartlarını sağlamadığı aynı zamanda davayı açan ve imzaya itiraz eden borçlunun kötü niyetli olması gerektiği, somut olayda kötü niyeti ispatlar bir delil sunulmadığı, tedbir kararı da verilmediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ATK raporunun imza incelemesinde son merci olarak kabul edilemeyeceğine dair içtihatlar dikkate alındığında Mahkemenin ATK raporunu hükme esas alarak davanın reddine karar vermesinin mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemece, bozma ilamından önce olduğu gibi acele karar verilerek savunma haklarının yok sayıldığını, 2015 tarihli ATK raporda ihtilaf konusu imzalardan … yönünden kesin bir dil kullanıldığını ancak … yönünden aynı ifadelere yer verilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli açıklık ve netlikte olmadığını, emsal kararlara göre raporun hiçbir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde olması gerektiğini, hükme esas alınan ATK raporuna ilişkin emsal kararlardaki eksiklikler için itirazlarını sunmak için talep ettikleri süre verilmeyerek savunma haklarının ihlal edildiğini, bu hususun son duruşma zaptı ile açık olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senetlerine dayalı yapılan takibin iptali ve imzaya itiraz sebebi ile senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 16.03.2015 tarihli ATK bilirkişi raporunda dava konusu bonolardaki imzaların … eli ürünü olduğu, …’un da eli ürünü olduğunun kabulü gerektiği, 13.12.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, dava konusu bonolardaki imzanın davacıların eli ürünü olmadığı belirtilmiş olup, raporlar arasındaki çelişki giderilmek üzere alınan 08.11.2021 tarihli ATK bilirkişi raporunda, dava konusu bonolardaki imzaların …’un eli ürünü olduğu, kuvvetle muhtemel …’un eli ürünü olduğu konusunda görüş serdedilmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporlarının tamamı birlikte dikkate alındığında ve 2021 tarihli bilirkişi raporunda imzanın … eli ürünü olduğu hususunda kesinlik bulunmadığından, dava konusu bonolardaki imzanın …’a ait olmadığı gerekçesiyle adı geçen bu davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı … yararına bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.