Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5099 E. 2023/5046 K. 18.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5099
KARAR NO : 2023/5046
KARAR TARİHİ : 18.09.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/650 Esas, 2022/295 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki çerçevesinde, davacının davalıya, yargı kararı ile cari hesaba mahsuben davalıya verildiği kesinleşen 300.000,00 TL’lik senetten başka, çek, senet ve nakit olmak üzere 889.104,00 TL ödeme yaptığını, davalıdan alınan mal tutarının ise 513.214,00 TL olduğunu, bu miktarlara göre ödemiş olduğu bakiye miktarın bedelsiz kaldığını ileri sürerek Kartal 5. İcra Müdürlüğünün 2009/11640 sayılı dosyası, Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/469 sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/45 esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının ödemesini yaptığını iddia ettiği ve listesini sunduğu ödemelerin bazılarının karşılıksız çıktığını, bazılarının mükerrer kaydedilmiş olduğunu, bazılarının da müvekkiline teslim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
(Kapatılan) İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.04.2014 tarih, 2014/163 E. ve 2014/115 K. sayılı kararı ile davacının, açıkça borçlu olmadığı miktarı belirtip, kısmi dava açamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 26.02.2015 tarih, 2014/16206 E. ve 2015/2728 K. sayılı kararında, davacının, 15.04.2014 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan şimdilik 15.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ederek kısmi dava açtığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden sonra kısmi dava açılamayacağı, zira taraflar arasındaki satım ilişkisinde davacının avans niteliğindeki ödeme miktarını belirlemesinin mümkün olduğu, dava dilekçesinde de bu miktarın belirtildiği, dava ve usul ekonomisi bakımından 6100 sayılı Kanun’un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya tam dava olarak devam ettirilmesi ve harcı tamamlatması konusunda davacı vekiline kesin süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken bu yönler gözetilmeksizin davanın esası hakkında karar verilmemesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defterleri birbirleriyle uyumlu olmadığından, ispat yüküne göre değerlendirme yapıldığı, davalı şirket tarafından davacı şirket adına tanzim edilen 38 adet faturadan toplamı 773.035,66 TL’ye tekabül eden 37’sinin ispatlandığı, davacı şirket tarafından, çek ve banka havalesi/eft yoluyla yapılan ödemelerden ispatlanan, ispata muhtaç ve karşılıksız çıkan kayıtların ayrı ayrı incelendiği, buna göre davacı tarafından davalı şirkete yapılan toplam 387.589,00 TL’lik kısmın ispatlandığı, davalı defterinde kayıtlı olup da davacı defterinde kayıtlı olmayan 58.363,28 TL’lik tutarın da davacı ödemesi sayılması gerektiği, davacı tarafından yapılan ödeme toplamının 445.952,28 TL olduğu, davacı tarafından sunulan 32500-01-02 no.lu 3 adet çekin karşılıksız çıkması üzerine, ödemelerinin farklı tarihte yapıldığı, bu sebeple bu çeklerin mükerrer kaydedildiği, yapılan ödemelerin davacının ispatlanan ödemeleri hesabında dikkate alındığı, 2047736-37, 105105, 453839 no.lu çeklerin ödemelerinin kime yağıldığının belli olmadığı, davacını nbu çekleri davalıya verdiğini ispat edemediği, davacı defterlerinde davalıya ödeme olarak gözüken 185.475,00 TL’nin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, dosyada bu ödeme ile ilgili somut delil olmadığından davacının bu ödemeyi ispat edemediği, her biri 25.000,00 TL’lik 32003,04,05,06 no.lu çeklerin karşılıksız çıkması üzerine Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/469 sayılı dosyasında, 10.000,00 USD’lik çekin karşılıksız çıkması üzerine Tekirdağ 1. İcra Müdürlüğünün 2010/4803 sayılı dosyasında takip başlatıldığı, 2500,00 TL’lik 16754 no.lu çekin de banka cevabına göre karşılıksız çıktığı, bu çekin davalıya teslimine dair belge bulunmadığı, tüm bu hesaplamalar sonucu davacı şirketin 337.922,48 TL davalıya borçlu olduğu, davacının icra dosyalarına takip sonrası yaptığı veya yapacağı ödemelerin iş bu dosyada tespit edilen borçtan değil mevcut icra dosyalarından icra giderleri,tahsil harcı, icra vekalet ücreti, işlemiş faizleri eklendikten sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi gereği kapak hesabı yapılmak suretiyle bizzat İcra Müdürlüğü tarafından mahsubu gerektiği, buna göre, her ne kadar borçlusu davacı şirket olmasa da, davalı alacaklı vekilinin beyanı ve kesinleşen Mahkeme kararı ile kapatılan Kartal 5. İcra Müdürlüğünün (İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü) 2009/11640 sayılı dosyasındaki borç davacı şirketin borcu olarak kabul edildiğinden, mezkur dosyadaki ana borç da 300.000,00 TL olduğundan, davacının davalıya 337.922,48 TL borcu olması nedeniyle davacının kapatılan Kartal 5. İcra Müdürlüğü dosyasındaki borçtan ve bu borca ilişkin kesinleşen kapatılan Kartal 4. (İstanbul Anadolu 15.) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/45 esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti isteminin reddi gerektiği, davacının bu mahsuba göre 37.922,48 TL borcunun kalacağı, bu nedenle davacının Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/469 sayılı dosyasına (100.000,00 TL – 37.922,48 TL) 62.077,52 TL borçlu olmadığı, davacı hakkında Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/469 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatan davalının, davacı şirketten alacaklı olduğu iddiasında olduğu, iddiasının sadece bir bölümünü kanıtlayamadığı, bu nedenle, davalının, Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/469 sayılı dosyasında davacı hakkında icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının kapatılan Kartal 5. İcra Müdürlüğünün (İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü) 2009/11640 sayılı ve kapatılan Kartal 4. (İstanbul Anadolu 15.) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/45 esas sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespiti isteminin reddine, davacının Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/469 sayılı dosyasına konu borçtan dolayı 62.077,52 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi raporunda 75.000,00 TL olarak belirtilen ödemenin 325000, 325001 ve 325002 no.lu çeklere mahsuben yapıldığının somut veriye dayanmadığını, bu ödemenin cari hesaptan düşülmediğini, 4 adet müşteri çeki ile ilgili olarak ilgili bankalarca ödeme yapıldığı belirtilmesine rağmen bunların hesaba katılmamasının doğru olmadığını, Mahkemece bu ödemelere ilişkin çek görüntülerinin dosyaya temini gerektiği halde eksik tahkikat yapıldığını, davacı defterinde kayıtlı olup da davalı defterinde gözükmediğinden, davacı ödemesi olarak dikkate alınmayan 185.475,00 TL’lik meblağın, davacı tarafından ödemeyi ispat edememesi gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davacı defterlerini inceleyen bilirkişi raporunda bu meblağın ödeme olarak gözüktüğü, raporu hazırlayan bilirkişiden ödeme dayanağı belgelerin celp edilebileceğini, icra takibine konu çeklerin ve karşılıksız çıkan çeklerin hesapta cari hesaptan düşülmesi gerektiğini, henüz ödenmemesinin mahsupta dikkate alınmayacağı anlamına gelmeyeceğini, karar gerekçesinde yer verilen bilirkişi raporuna itirazlarını yinelediklerini, icra dosyasına yapılması lazım gelen tahsilatların hesapta dikkate alınmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyada alınan ilk rapora davalı tarafından itiraz edilmediğinden, o raporda davacı ödemesi olarak tespit edilen miktara göre sair hesaplamaların yapılması gerektiğini, davalı kötü niyetli olduğundan lehlerine tazminata karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki cari hesap şeklinde işleyene ticari ilişki çerçevesinde, davalıya fazla ödeme yapıldığından bahisle bedelsiz kalan kısımdan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

2. 6100 sayılı Kanun’un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. 6098 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Davacı, 2047736, 2047737, 105105, 453839 no.lu 4 adet toplamı 36.704,59 TL’lik müşteri çeki ile ilgili olarak davalıya ödeme yaptığını belirtmiş Mahkemece ilgili çekler, hesaplarına tanımlı olduğu bankalardan sorulmuş, cevabi yazılarda, ödemelerinin takas sistemi üzerinden diğer bankalarca yapıldığı çek görüntülerinini ödeme yapan bankalardan istenebileceği belirtilmişse de, bahsekonu çeklerin önlü arkalı örnekleri ödeme yapan/takasa veren bankalara sorularak dosyaya alınmamış, çekte davacı ve davalının adlarının bulunup bulunmadığı, davalıya geçerli bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır.

Mahkemece yapılacak iş, uyuşmazlık konusu 4 adet çekle ilgili olarak ilgili bankalardan çeklerin önlü arkalı örneği getirtilip, çekte davacı ve davalının isimleri varsa ve çek/ler davalı veya davalının ciro ettiği 3. kişiye ödenmişse davalıya yapılan ödeme kabul edilmesi aksi halde ise çeklerin ödeme kabul edilip edilemeyeceği hususu tartışılarak tarafların haklılık durumu kuşkuya mahal vermeyecek netlikte açıklığa kavuşturularak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2003 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.