YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5103
KARAR NO : 2022/7311
KARAR TARİHİ : 24.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Nizip 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.03.2016 tarih ve 2013/38 E. – 2016/249 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmasız, davalı … vekilince duruşmalı olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 22.420.-TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun’la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra
bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Bağkur Personeli Yardımlaşma Vakfı’nın işletmesi olduğunu ve müvekkili vakıf işletmesinin 09/05/1998 tarihli yönetim kurulu kararı ile 25/05/1998 tarihinden geçerli olmak üzere Adana Şube Müdürlüğü’nün kurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin teklifinin davacı tarafından kabul edilmesinin üzerine, tarafların arasında ticari ilişkinin başladığını, buna göre davalı şirketin, taşra teşkilatındaki kuruma bağlı sigortalıların sağlıkla ilgili tüm işlemlerini takip edeceğini, gerekli tüm tıbbi sağlık malzemelerini hastalara sağlayacaklarını ve bu malzemelerde %10 iskonto uygulayarak fatura tanzim edeceklerini ve karşılığında 45 ila 60 gün vadeli davacının keşide ettiği çeklerin alınacağının kabul edildiğini, bunun üzerine davalı şirketin 73 adet 111.381.012.104.- TL bedelli faturayı davacıya yönelik tanzim ettiğini, bunun karşılığında davacının Emlak Bankası Adana … Şubesi’nin … numaralı hesabına 31.08.2000 tarihli ve 10.812.997.962.- TL bedelli, 07.09.2000 tarihli ve 10.656.360.000.- TL bedelli, 07.09.2000 tarihli ve 7.194.096.000.- TL bedelli, 21.09.2000 tarihli ve 3.108.781.798.- TL bedelli, 21.09.2000 tarihli ve 5.584.682.481.- TL bedelli, 27.09.2000 tarihli ve 10.791.144.000.- TL bedelli, 28.09.2000 tarihli ve 10.302.982.844.- TL bedelli ve 02.02.2001 tarihli ve 1.310.256.639.- TL bedelli, toplam 8 adet ve 59.761.301.724.- TL tutarında çekleri keşide ederek davalı şirket yetkilisine verdiğini, ancak bu işlemlerden sonra yapılan araştırmalarda, davalı şirket tarafından tanzim edilen faturaların, heyet raporlarının, doktor reçetelerinin, sigortalı hastalar ile ilgili vekaletnamelerin sahte olduğunun ortaya çıktığını, fakat dava konusu çeklerin davalılara ciro yoluyla tesliminin yapıldığını, davacının zararına hareket edildiğini, çeklere dayalı kambiyo senedine özgü takiplerin başlatıldığını, fakat davacının sahte ve muvazaalı işlemlere dayalı fatura ve karışılığında keşide edilen çeklerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, davalıların savcılığa şikayet edildiğini belirterek, dava konusu 8 adet çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline, sigortalı hasta dosyasına dayalı olarak davalı şirket tarafından düzenlenen, tarih ve seri numaraları verilen 111.381.012.104.- TL tutarındaki 73 adet faturanın borcun gerçek dışı olması ve resmi evrakta sahtecilik yapılması sebebiyle iptaline ve bu faturalardan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ihtiyati tedbir kararı verilerek karar verilmesini ve yüzde 40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davalı … vekili, Nizip mahkemelerinin yetkili olduğunu, esasa yönelik ise, davalının Nizip’te ve Gaziantep’te Tofaş marka otomobillerin ana bayisi olduğunu, bugüne kadar verdiği hiçbir çekin karşılıksız çıkmadığını, davalı …’a teslim edilen arabalara karşılık dava konusu 3 adet çekin ciro yoluyla teslim alındığını, davalının Emlak Bankası … Şubesi’ne giderek davacının güvenilir olduğu bilgisinin edinildiğini, ayrıca davalının davacılarla irtibatı neticesinde çeklerin davacı tarafından keşide edildiğinin ve gününde ödeneceğinin teyit edildiğini, davalı şirketten de, çekin bedeli hizmetin verildiğinin ve çeklerin gününde ödeneceğinin öğrenildiğini, davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, keşideci ve lehtar arasındaki ilişkiye dayalı defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddine, %50’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, yetkili mahkemede dava açılmadığı için yetkisizlik kararı verilmesini, çekler üzerinde başka müvekkilinin de isminin olmasının güven yarattığını, müvekkilin kötüniyetli olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece yapılan yargılamaya göre, davacı vakıf ve davalı Kariyer Medikal Tıbbi Teknik Cihazları Paz. Ltd. Şti. arasındaki temel borç ilişkisini doğuran faturalarda belirtilen işlemlerin, davalı Kariyer Medikal Tıbbi Teknik Cihazları Paz. Ltd. Şti. tarafından yerine getirilmemiş olduğu, fatura içeriğinde bahsi geçen malzemelerin teslim edilmemiş olduğu, bu nedenle davacının bu faturalardan kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunamayacağı, diğer davalıların dava konusu çekleri devralırken ticari hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek bir şekilde bilerek davacının zararına hareket ettiği, bu nedenle davacı borçlunun, Kariyer Medikal Tıbbi Teknik Cihazları Paz. Ltd. Şti.’ne karşı ileri sürebileceği tüm şahsi defileri, diğer davalılar … ve … ile ihbar olunan …’a karşı da ileri sürebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu bilgileri ve seri numaralı verilen 73 adet faturaların iptali ile davacının ilgili faturalara ilişkin borçlu bulunmadığının tespitine, dava konusu 8 adet çekin iptali ile davacının ilgili çeklere ilişkin borçlu bulunmadığının tespitine, davacı lehine Nizip İcra Müdürlüğü’nün 2000/1949 esas sayılı dosyasındaki takip miktarı üzerinden %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davacı lehine Gaziantep 4. İcra Müdürlüğü’nün 2000/5426 esas sayılı dosyasındaki takip miktarı üzerinden %40 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davalı … tarafından ise yalnızca takibe konu ettiği, 21.09.2000 tarihli ve 3.108.781.798.- TL bedelli, 21.09.2000 tarihli ve 5.584.682.481.- TL bedelli ve 07.09.2000 tarihli ve 7.194.096.000.- TL bedelli, toplam 3 adet çek yönünden temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacının düzenleyerek davalı Kariyer Medikal.. Ltd. Şti.’ne verdiği ve bu şirketin cirosuyla davalı …’a geçen 3 adet çekin daha sonra davalı hamil …’a geçtiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Çekin bedelsiz olduğu yönündeki şahsi definin üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi için eTTK’nın 599. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen, “Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” hükmü uyarınca hamilin bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlanması gerekir.
Mahkemece, gerekçede “….diğer davalıların dava konusu çekleri devralırken ticari hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek bir şekilde bilerek davacının zararına hareket ettiği…” hususunun bildirilmesine rağmen, bu hususların neye göre belirlendiği ve davalı … yönünden nasıl bu sonuca ulaşıldığı belirtilmemiştir. Ayrıca Adana 3 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2001/482 esas ve 2008/258 karar sayılı ilamıyla davalı …’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olarak, hakkında yeterli delil bulunmadığından davalının beraatine karar verilmiş olup, hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin bu gerekçeye dayanan beraat kararıyla bağlı olmamakla birlikte, incelenen ceza mahkemesi dosyasında davalı aleyhine kesinleşen bir maddi olayın tespit edilememesine rağmen, mahkemece davalı …’a yönelik menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.
3-Davacı lehine, AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde değildir.
4- 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre, mahkemece kabul edilen miktar üzerinden, haklarında davanın kabulüne karar verilen şahıs bakımından nisbi harca karar verilmemesi de yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,
24.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.