YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5113
KARAR NO : 2023/5229
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/946 Esas, 2022/965 Karar
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına davalı bankada 29.04.2015 tarihinde hesap açıldığını ve açıldığı tarihte bu hesaba 221.234,69 TL yatırıldığını, ancak bu hesap üzerinde, davacının ilgisi ve bilgisi dışında birçok işlemler gerçekleştiğini, bu işlemler neticesinde hesaptaki bakiyenin günden güne azaldığını, hatta eksilere düştüğünü, davacının bu işlemler neticesinde zarara uğradığını, davacının yapılan işlemlere dair hiçbir onayı bulunmadığını, davalı bankanın işlemi nedeniyle davacının zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tüm işlemlerin davacının bilgi ve onayı ile gerçekleştiğini, davacının zarar ettiği kadar kazancının da bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli ve 2016/537 E., 2017/562 K. sayılı kararıyla davacının dava konusu yatırım işlemlerinin tamamına telefonla onay verdiği, internet bankacılığı görüntüleme ekstresinden davacının internet bankacılığı kullandığı ve hesabını an be an takip ettiği, davalı tarafından davacıya her ay sonunda yatırım araçlarına ilişkin hareketlerin de yer aldığı hesap ekstrelerinin gönderildiği, davacının banka görevlisi ile görüşmelerine dair kayıtlarının incelenmesinde davacının baskı ve korkutma şeklinde bir yönlendirmeye muhatap olmadığı, işlemleri kendi hür iradesi ile yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2020 tarihli ve 2018/1767 E. 2020/415 K. sayılı kararıyla; davacının nitelikli yatırımcı olmayıp bu yönde de bir belgenin imzalanmadığı, doktor olmasının para yönetme uzmanı olduğunu göstermediği, davalının müşterisini kısa süreli alım ve satıma yönlendirmeyip yatırıma teşvik edip sözleşmelerin imzalandığı, 2015 yılında bu müşterisine uzun vadeli hisse alırsa kâr elde edeceği tavsiyesinde bulunduğu, davalı bankanın müşteri menfaatlerini gözetmediği ve özen borcu çerçevesinde hareket etmediği, davalı bankanın davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne, davacının davasının kabulü ile 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 20.01.2022 tarih, 2020/6314 E. ve 2022/448 K. sayılı kararıyla işlemlerin davacının talimatı ve bilgisi dahilinde olduğu ve devamlı olarak davacı tarafından kontrol edildiği göz önüne alındığında davacının yapılan işlemlere onay verdiği, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı ve bunun sonucunda zararının oluştuğu iddiasının davacı yararına kanıtlanamadığı, davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işlemlerin davacının talimatı ve bilgisi dahilinde olduğu ve devamlı olarak davacı tarafından kontrol edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının özen borcunu yerine getirmediğini, hesabından fazla faiz ve komisyon kesildiğini, zarara uğradığını, nitelikli yatırımcı olmadığını, matbu sözleşme imzalatıldığını, riskli yatırımlara yönlendirildiğini, aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; sermaye piyasası araçları alım satım işlem çerçeve sözleşmesi ve sermaye piyasası araçları kredi sözleşmesi dahilinde gerçekleşen yatırım işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (2022) ikinci kısım ikinci bölüm 17 nci bendinin b fıkrası
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
3.Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılmıştır. Bu nedenle davacı aleyhine sadece 1.000,00 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken davacı aleyhine ayrıca 2.550,00 TL duruşma vekalet ücreti takdir edilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.