YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5188
KARAR NO : 2022/9597
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 10.09.2015 gün ve 2013/2445 E.-2015/1775 K. sayılı hükmün (kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nce 25.01.2017 gün ve 2016/6485 E.- 2017/473 K. sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, HGK’nın 2019/(19)11-774 Esas 2022/895 Karar sayı ve 14.06.2022 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülerek davalı tarafın işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İş bankasından kredi kartı kullandığını, 01.05.2006 tarihinde ödeyemediği borçları nedeniyle banka ile sözleşme yaparak 4.230 TL’nin 18 eşit taksitle ödenmesini kararlaştırdıklarını, müvekkilinin bir kısım borçlarını ödediğini, davalı bankanın hiç ödeme yapmamış gibi icra takibi başlattığını, takip sırasında maaşından da kesinti yapıldığını, borcun tahsil edilmiş olması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 4100 TL fazla ödemenin avans faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temlik alan vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına kısmen uyularak 5464 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihinden öncesi için 5464 sayılı Yasa’nın 26. maddesine göre faiz oranı belirlenemeyeceği gerekçesiyle bozma ilamına kısmen direnilmesine karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen protokolün 6502 sayılı Yasa’nın 22. maddesi gereği taraflar arasındaki ilişkinin tüketici kredisi sözleşmesine dönüşmediği, 28. maddenin uygulanmasını da gerektirmediği, 5464 sayılı Yasa’nın yürürlükte olduğu tarih sonrası bu Yasa’nın 26. maddesine göre faiz oranının belirlenmesinin gerektiği, öncesi için TBK 88 ve 120. maddelerin emredici hukuk kaidesi içermeleri nedeniyle geçmişe etkili uygulanmaları gerektiği gözetilerek 01.06.2006 tarihi öncesi yürürlükteki mevzuata göre tespit edilen %12 ve %9 yasal faiz oranlarının hesaba esas alınmak sureti ile temerrüt faiz oranının 18/10/2005- 31/12/2005 tarih aralığı için %24 oranında, 01/01/2006- 31/05/2006 tarih aralığı için %18 oranında olması gerektiği, bu oranları esas alır hesap yapan bilirkişi raporuna itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 12.09.2013 tarihi itibari ile 2.861,82 TL asıl alacak, 2.367,93 TL faiz ve BSMV ve 2.00 TL masraf olmak üzere toplam 5.231,75 TL borçlu olduğunun tespitine, bunun üzerindeki kısım olan 14.010,85 TL’den borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağa 12/09/2013 tarihinden sonrası için 5464 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca TCMB’ca belirlenen gecikme faiz oranı üzerinden faiz ve faizin %5’i oranında BSMV yürütülmesine, 12/09/2013 tarihinden sonra icra kanalı ile yapılan kesintilerin icra müdürlüğünce gözetilmesine karar verilmiş, HGK’nun 14.06.2022 tarih 2019/(19)11-774 E. 2022/895 K.sayılı ilamı ile mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi kartı borcuna istinaden başlatılan icra takibine karşı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk kararın davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 25.01.2017 tarih 2016/6485 E. 2017/473 K. sayılı ilamı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olmadığı, Kredi kartı alacaklarında uygulanması gereken faiz oranları konusunda 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26. maddesinde düzenleme getirildiği, mahkemece yerinde banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davalının itirazlarını karşılar mahiyette 5464 sayılı Yasa’nın 26. maddesindeki temerrüt faizi hakkındaki düzenleme dikkate alınarak rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrasında alınan 09.01.2018 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 01.03.2006 tarihinde, mahkeme gerekçesinde belirtilen 6098 sayılı TBK’nın 88. ve 120. maddelerinin ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında TBK hükümlerinin somut olaya uygulanması doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş 5464 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihinden öncesi için 4077 sayılı Yasa’nın 10/A maddesi uyarınca hesap yapılması ve kazanılmış hakkı da gözetilerek hüküm kurulması olduğundan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın açıklanan gerekçe ile davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.