YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/519
KARAR NO : 2023/3827
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/534 Esas, 2021/1313 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/104 E., 2017/113 K.
Taraflar arasındaki ticaret unvanının terkini ve marka hakkına tecavüzün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince Yargıtayca duruşma istemli, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait 2004/12412 başvuru nolu “Ant Yapı” ibareli markanın tescil edildiğini, ayrıca “ANT” esas ibareli tescilli markalarının mevcut olduğunu, ticaret unvanındaki “Ant Yapı” ibaresinin de 2000 yılından bu yana ticaret sicilinde kayıtlı unvan olarak kullanıldığını, davalı tarafından müvekkili şirketin faaliyet alanına benzer nitelikteki alanda davacının ticaret unvanı ile karıştırılabilecek ticaret unvanının tescil edildiğini ileri sürerek ticaret unvanındaki “ANT” ibaresinin terkinine, marka hakkına tecavüz nedeniyle tecavüzün tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından “ANT” ibaresinin markasal olarak kullanılmadığını, bu nedenle marka hakkına tecavüz bulunmadığını, davacı ile müvekkil şirketin faaliyet alanları farklı olduğu gibi ticari sınıfların da farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalının ticaret unvanlarındaki ayırt edici çekirdek unsur “ANT” kelimesi olup, davacının 1991 tarihinden beri ticaret sicilinde kayıtlı olarak kullandığı ve marka olarak tescil edilen bu ibareye ilişkin yatırımlar yaparak bilinirlik kazandırdığı, davalının ticaret unvanındaki “ANT” kelimesi ile ticaret unvanını 2016 tarihinde tescil ettirdiğini, her iki tarafın da iştigal konusunun inşaata ilişkin olduğunu, davalının ve davacının ticaret unvanındaki “ANT” ibaresinden faydalanma kastının bulunduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davacıdan davalının haberdar olmamasının mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturacağı, davalının ticaret unvanındaki “ANT” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin delil ibraz edilmediği, davalının tescilli ticaret unvanını kullanmasının marka hakkında tecavüz sayılmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “ANT” ibaresinin sicilden terkinine, marka hakkına tecavüze ilişkin davacının talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markasına tanınmışlık kazandırdığını, davalının davacının markasının tanınmışlığından haksız yararlandığını, ticaret unvanının her türlü kullanımının markasal kullanım olduğunu, davalının faaliyetlerinin marka hakkına tecavüz bulunduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticaret unvanını markasal olarak kullanmadığını, ticaret unvanının usulüne uygun şekilde tescil edildiğini, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, yurtdışında faaliyet gösterdiğini, karıştırılmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret unvanının terkini ve marka hakkına tecavüzün tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.