YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5225
KARAR NO : 2022/9637
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/03/2017 tarih ve 2009/65 E. – 2017/180 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili, davalı şirket ve davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 02.04.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davalarda davacı vekili Av. …, asıl ve birleşen davalarda davalı …. ve Tic. A.Ş. ile asıl ve birleşen davalarda davalı … vek. Av. … ile asıl ve birleşen 2008/44 esas sayılı davalarda davalı … mirasçıları vek. Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin kurucu ortaklarından olan davacı … bir kısım davalıların babası …’in 1997 yılında vefat ettiğini, miras yolu ile intikal yapılmadan yönetim kurulu başkanı olan davalı …’in murise ait % 30 hisseyi kendi üzerine kaydettirdiğini, yine bir kısım tarafların annesi olan …’in şirket ortağı olmasına ve şirketteki % 5 hissesini kimseye devretmemesine rağmen payının anılan davalı tarafından kendi uhdesine alınarak annesinin ortaklıktan çıkarıldığını, davalı şirketin 11/08/2006 tarihli genel kurul toplantısının usulüne uygun yapılmadığını, toplantıya davete ilişkin belgedeki imza ile toplantı tutanağındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, 22/09/2006 tarihli yönetim kurulu toplantısına müvekkilinin katılımının engellemek amacı ile sahte imzalı mazeret dilekçesi sunumunun sağlandığını, bu tarihe kadar müvekkilinin şirketi temsile yetkili olmasına rağmen, bu toplantıda alınan kararla yetkisinin kaldırıldığını, usulüne uygun pay devri yapılmadan davalılar C.E. … ile …’ın şirkete önce ortak daha sonrada yönetim kurulu üyesi yapıldıklarını, yönetim kurulu başkanı …’in müvekkilinin ve diğer pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, bazı ortakların pay oranlarını azalttığını, yerine başka ortaklar aldığını, bazı ortakların pay senetlerinin iptal edildiğini, müvekkilinin reşit olmayan kızının payından bir kısmını yönetim kuruluna soktuğu kişiye devrettiğini, müvekkilini şirketi temsilde etkisiz hale getirildiğini, diğer davalılarında kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kaidelerine aykırı alman bu kararlara iştirak ettiklerini, davalı … Taşcı’mn denetçilik görevini yapmadığını, yapılacak yargılama neticesinde; fazlaya ilişkin dava haklarının saklı kalması koşulu ile, batıl muamelerin butlanının tesbitini, müvekkilinin babasından miras kalan şirket payının müvekkiline ait olduğunun tespiti ile şirket kayıtlarının buna göre düzeltilmesine, anneleri …’e ait olan payın kendisina ait olduğunun tespiti ile şirket kayıtlarının buna göre düzeltilmesine, davalı şirketin 11/08/2006 tarihinde yaptığı genel kurulun 22/09/2006 tarihli yönetim kurulu toplantısı ile burada alınan kararların geçersizliğinin tespiti ile iptaline, davalı şirketin gerçek pay durumlarının belirlenerek tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; …’in sağlığında, 09.10.1997 tarihinde şirkete hitaben yazdığı yazı ile hisselerini …, …, … ve … …’e devrettiğini, şirketin 11/10/1997 tarihli yönetim kurulu toplantısında oybirliği ile bu devir işlemi kabul edilerek pay defterrine işlendiğini, davacının annesi …’in şirkete yazdığı 25/08/1998 tarihli dilekçe ile şirketteki hisselerinin 90 adedini davalı …’e devrettiğini bildirdiğini, aralarında davacının da bulunduğu yönetim kurulunun aynı tarihte bu durumu pay defterine işlediklerini, anne …’in şirkete hitaben yazdığı 28/07/2003 tarihli dilekçe ile şirkette olan diğer hisselerini davacının kızlan olan … ve…’e devrettiğini, bu dummun da pay defterine işlendiğini, davacının imzasını inkar ettiği 11/08/2006 tarihli genel kumlda divan başkanı olarak görev yaptığını, bu nedenle davacının imzaya itirazının anlamının bulunmadığını, TTK’nın 312. maddesi hükmü uyarınca pay sahibi olmayan ortakların yönetim kumlu üyesi olabileceklerini, ancak göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiğini, bu eksikliğinde giderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN 2008/44 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 11/08/2006 tarihli genel kurulunda ve 22/09/2006 tarihli yönetim kumlu toplantısında, müvekkilinin imzası taklit edilmek sureti ile müşterek imza selahiyetinin elinden alındığını, 03/12/2007 tarihli genel kumlda yönetim kumlu dışında bırakıldığını, yönetim kumlu başkanı …’in, şirket çalışanlarına küçük paylar vererek şirketi tek başına idare etmeye başladığını, davalı şirketin 03/12/2007 ve 17/01/2008 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kaidelerine aykırı olduğunu, son iki yılda şirketin kötü yönetildiğini, bilançonun gerçek dummu açık ve ayrıntılı bir şekilde göstermediğini, mali taplolan düzenleme, sunma ilke ve esaslarına uygun olmayıp yeterli açıklamaların bulunmadığını, soyut bir şekilde ibra edilmenin sommluluğu ortadan kaldırmadığını, genel kurulda eşitlik ilkesine uyulmadığını, kar payı dağıtılmayarak objektif iyiniyete aykırı haraket edildiğini, bu sebeblerle 03/12/2007 ve 17/01/2008 tarihli genel kurulun ve bu genel kurulda alınan tüm kararların iptalini talep ettiklerini, davalı … ve yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin eylemleri ile müvekkilinin malvarlığında doğrudan doğruya azalmaya sebebebiyet verdiklerini, ayrıca şirketi de zarara uğrattıklarını, detayı dava dilekçesinde açıklanan eylemlerden dolayı şimdilik 100.000-TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; dava dilekçesinde yazılı iddiaların tamamen gereçek dışı olduğunu, 11/08/2006 tarihli genel kurulda divan başkanının davacı olduğunu, davacının iddialarının soyut olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davacının iddialarının aksine son iki yılda şirketin büyümesini devam ettirdiğini, faaliyet raporu, murakıp raporu ve mali tabloların gerektiği gibi yapılmadığı savunmasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin bağımsız mali müşavir tarafından denetlendiğini ve bir örneğinin Maliye Bakanlığı birimlerine gönderildiğini, ibra edilme hususunda kanuna aykırılık bulunmadığını, genel kurullarda alman kararların yasa ve anasözleşmeye uygun olduğunu, kar dağıtmama yetkisinin genel kurula ait olduğunu, davacının da son aylara kadar yönetim kurulunda görev yaptığını, kendisininde genel kurulda kar dağıtmama yönünde oy kullandığını, şirketin kar dağıtmayarak sermaye artırımına gitmesinin objektif iyiniyet kaidelerine aykırılık olmadığını, davacının bahsettiği gibi ortada yürürlükte olan bir protokolün bulunmadığını savunarak dava şartları oluşmadığından davanın usulden reddine, bu olmadığında ise davacının tüm iddiaları yersiz olduğundan açtığı davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN 2010/40 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 2007/2008 yıllarına ilişkin olmak üzere 09/11/2009 tarihinde yaptığı genel kurul toplantısında alınan kararların şirketin kötü yönetimi, faaliyet raporu, denetçi raporu, gelir taplosu mali taploları düzenleme, sunma ilke ve asaslanna uygun olmama ve yeterli açıklama yapılmaması, daima kar eden şirketin kar payı dağıtmaması, yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmalarına rağmen yeniden seçilmesinin dolayı kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kaidelerine aykırı olduğunu, anılan genel kurulda alınan tüm kararların iptaline hükmedilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN 2010/225 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 23/06/2010 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin usulü dairesinde çağrılmadığını, bu suretlede davacının … genel kurul toplantısına katılımının engellendiğini, davalı şirketin kötü yönetildiğini, bilançonun gerçek durumu açık ve ayrıntılı bir şekilde göstermediğini, faaliyet raporu, denetçi raporu, gelir taplosu mali taploları düzenleme ve sunma ilke ve asaslanna uygun olmama ve yeterli açıklama yapılmaması, daima kar eden şirketin kar payı dağıtmaması, yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmalarına rağmen yeniden seçilmesinden dolayı kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kaidelerine aykın olduğunu, anılan genel kurulda alınan tüm kararların iptaline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; toplantının tebliğinde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN 2011/241 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 01/07/1982 tarihinden sonra yaptığı sermaye artırımları ile pay devir ve temlikleri neticesinde oluşan hisse durumunun gerçeği yansıtmadığını, mevcut hisse durumunun butlana tabi olduğunu, murisler … ile …’in pay devirlerinin aslının olmadığını, genel kurulda yönetim kurulunun ibra edilmediğini, bilanço ve şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, kar dağıtmama kararının doğru olmadığını, davalı şirket yönetim kurulu başkanı …’in, şirket kaynaklarını kurduğu başka bir şirkete aktardığını, müvekkiline gönderilen genel kurul davet yazısında ana sözleşme tadil tasarının bulunmadığını, yapılacak inceleme neticesinde, 04/08/2011 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların geçersiz sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN 2013/236 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 01/07/1982 tarihinden sonra yaptığı sermaye artırımları ile pay devir ve temlikleri neticesinde oluşan hisse durumunun gerçeği yansıtmadığını, mevcut hisse durumunun butlana tabi olduğunu, murisler … ile …’in pay devirlerinin aslının olmadığını, genel kurulda yönetim kurulunun ibra edilmediğini, bilanço ve şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, kar dağıtmama kararının doğru olmadığını, davalı şirket yönetim kurulu başkanı…hakkında yapılanşikayet neticesinde Sincan l.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/75 esasında dava açıldığını, davalı şirketin 13/03/2013 tarihli genel kurulunda alınan kararların geçersiz sayılmasını ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddin, istemiştir.
BİRLEŞEN 2014/360 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 01/07/1982 tarihinden sonra yaptığı sermaye artırımları ile pay devir ve temlikleri neticesinde oluşan hisse durumunun gerçeği yansıtmadığını, murisler … ile …’in pay devirlerinin aslının olmadığını, genel kurulda yönetim kurulunun ibra edilmediğini, bilanço ve şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı … hakkında yapılan şikayet neticesinde Sincan l.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/75 esasında dava açıldığını, davalı şirketin 21/04/2014 tarihli genel kurulunda alınan kararlann geçersiz sayılmasını ve iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN 2015/402 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 01/07/1982 tarihinden sonra yaptığı sermaye artırımları ile pay devir ve temlikleri neticesinde oluşan hisse durumunun gerçeği yansıtmadığını, murisler … ile …’in pay devirlerinin aslının olmadığını, genel kurulda yönetim kurulunun ibra edilmediğini, bilanço ve şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı … hakkında yapılan şikayet neticesinde Sincan l.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/75 esasında dava açıldığını, davalı şirketin 30/03/2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların geçersiz sayılmasını ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN 2015/528 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 05/12/2014 tarihinde genel kurulunda sermaye artırım kararı aldığını, daha önceden geçmiş yıllar karını sermayeye ilave ederek şirketin sermayesini 17.500.000TL’den, 28.000.000-TL’ye çıkardığını, bu sermaye artırımından 7 ay sonra hiçbir hukuksal gerekçe olmadan yeniden genel kurul yapıldığını, burada şirketin 28.000.000-TL olan sermayesinin 90.000.000-TL’ye çıkartılmasına karar verildiğini, ayrıca artırılan bu sermayenin 1.616.023,57-TL’sinin geçmiş yıllar karından karşılanmasını, bakiye 60.383.076,43-TL’lik kesimininde nakden karşılanmasına karar verildiğini, sermaye artırımını gerektirecek hiç bir neden olmadığını ileri sürerek şirket sermayesinin artırılmasına dair alınan kararın iptaline hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının karara muhalif kalıp tutanağa yazdırmadığını, en son sermaye artırımında iç kaynaklardan yararlanıldığını, nakdi bir sermaye artırımının olmadığını, genel kurul evrakları bizzat davacıya tebliğ edildiğini, davacının mali tablolar ve kayıtlar hakkında bilgi istemesi nedeniyle ilk toplantı tarihinin ertelendiğini, toplantının bir ay sonrasına ertelenmesine rağmen davacının şirketten bir inceleme talebinde bulunmadığını, şirketin ortaklara olan borcunun son dönemde arttığını, sermayesinin çok kısa dönem içerisinde fınansal borçlan kapatamayacak hale geldiğini, şirketin feshini talep eden davacının şirketteki hisselerinin küçültülmeye çalışıldığını iddia etmesinin tutarsız bir davaranış olduğunu, haksız ve metnetsiz iş bu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; ana davada …’in 1997 yılında vefatından önce şirketteki hisseleri anılan mirascılarına devrettiği, vefatı anında uhdesinde hisse bulunmadığı, anılan devirlerin … bilgisi dışında, davalı … tarafından, hileli işlemlerle yapıldığı iddiasının doğru olmadığı gibi yukarıdaki açıklamalar karşısında, anılan ididdanın ileri sürülmesininde, iyiniyet kaidelerinede aykırı olduğu kanaatine varıldığı, …’in payının usulsüz işlemlerle davalı … üzerine devredildiği ve bu suretle ortak olmaktan çıkarıldığı iddiasının değerlendirilmesinde; …’in şirkete yazdığı 25/08/1998 tarihli dilekçe ile 90 payını …’e, 28/07/2003 tarihinde yazdığı dilekçe ile de kalan paylarını davacının kızı … ile davalının kızı…’e devrettiği, işbu davanın 23/10/2007 tarihinde açıldığı, …’in ise 16/03/2009 tarihinde vefat ettiği, bu durumda hisse sahibinin dava tarihinde hayatta olması nedeniyle anılan iddia yönünden davacının dava açma hakkı olmadığı, talebin bu nedenle iş bu dosyada reddedilmesi gerektiği, birleşen diğer dosyalarda da bu hususun niza konusu edilen genel kurul kararlarının iptali sebebi sayılması, şirketin gerçek hisse durumunun ortaya konmasınında istenmesi karşısında, işbu dosya yönünden dava açma hakkının bulunmaması hususu göz ardı edilerek iddia değerlendirildiği, pay devrinin 25/08/1998 tarihinde yapıldığı, pay devrine ilişkin yönetim kurulu kararında bizzat davacınında imzasının bulunduğu, şayet sahte bir işlem yapılmış ise bundan davacınında sorumlu olduğu, ayrıca anılan belgeye geçerlilik kazandıran işlemin davacınında imzasının da olduğu yönetim kurulu kararı olduğu, hisse devrinin yapıldığı bildirilen 25/08/1998 tarihinden sonra davacının ihtilafa düştüğü 2007 yılına kadar yılda bir kez olmak üzere en az 8 adet olağan genel kurul toplantısına katıldığı, bu tarihe kadar şirketin yönetim kurulu üyeliğini yaptığı, davalılarla aynı aileden olmasıda nazara alındığında bu iddianın ileri sürülmesinin iyiniyet ve dürüstlük kaidelerine aykırı olduğu, bu durumda, davacının, …’in usulsüz işlemle davalı şirket ortaklığından çıkarıldığı iddiası kabul edilmemiş ve buna yönelik talebide rededildiği, davacı ile davalı …’in babaları … ile anneleri …’in şirketteki hisselerinin usulsüz işlemlerle davalı …’e devredildiği iddiasının kabul edilmemesi neticesinde, davalı şirketin ortaklarının hisse (pay) durumlarının değerlendirilmesinde; davalı şirketin kuruluşundaki hisse durumlarının, dava tarihindeki hisse durumlarının bilirkişi raporlarında belirlendiği, anne ve babanın hisselerini sağlığında mirasçılara devrettiği, devir işlemlerinde bir usulsüzlük tespit edilemediği, bu durumda dava tarihinde ve halen şirket hissesinin, şirket pay defterinde ve Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarında yazılı olduğu gibi olduğu, düzeltilecek bir kayıt olmadığından, gerçek pay durumunun belirlenmesine yönelik talebinde yerinde olmadığı kanaati ile buna yönelik olarak açılan davada reddedildiği, birlesen 2008/44 esas sayılı dosyadaki taleplerinin değerlendirilmesinde; davalı şirketin 03/12/2007 ve 17/01/2008 tarihli genel kurullarda alınan kararların iptali isteminin değerlendirilmesinde; genel kurul kararlarının iptali istemli davanın süresinde açıldığı, davacının iptalini istediği bir kısım kararlar yönünden red oyunu kullanarak muhalefetini tutanağa işlettiği, kararların yasal çoğunlukla alındığı, her iki genel kurulunda birbiri ile bağlantılı olduğu, ana dosyada şirket ortaklarının pay durumuna ilişkin değerlendirmelerin burada da geçerli olduğu, toplantının yapıldığı tarihte pay defterinde ve hazirun cetvelinde yazılı olan hisse durumlarının gerçeği yansıttığı, hisse durumlarına bağlantılı olarak alınan kararların iptali isteminin yerinde olmadığı, davalı şirketin 17/01/2008 tarihli genel kurulunda, gündemin 4. maddesinin görüşülmesi neticesinde bilançonun kabulüne ve şirketin kar payı dağıtmamasına karar alındığı, dosyaya giren bilirkişi raporları ile de belirlendiği üzere, 17/01/2008 tarihli genel kurulda görüşülen bilançonun dayanağı olan şirket muhasebe ve kayıtlan kanunun aradığı unsurlan içerir şekilde tutulmadığı, buna bağlı olarak hazırlanan bilançonun da gerçeği yansıtmadığı belirlendiği, bu durumda gündemin 4. maddesinin görüşülmesi neticesinde anılan bilançonun görüşülerek kabulüne dair kararın iptaline hükmetmek gerektiği, öte yandan, anılan genel kurulda davacı şirketin sebep göstermeden kar dağıtmama kararı aldığı, şirketin, söz konusu döneme ilişkin olarak incelenen mali yapısıda bu kararı doğrulamadığı, kar dağıtmama karan alınırken de herhangi bir neden gösterilmediği, bu durumun sermaye şirketlerinin ortaklarının, ortaklıktan beklentisi ile tezat teşkil ettiği, anılan gerekçeye istinaden, … genel kurulda, gerekçesiz olarak kar payı dağıtılmaması yolunda alınan kararında iptali gerektiği, diğer kararların iptaline yönelik olarak gösterilen nedenlerin gerçekleştiği yolunda sunulan delillerin, iddiayı ispatlayamadığı gibi yapılan inceleme neticesinde, yasa, ana sözleşme iyiniyet kaidelerine aykınlıklarda belirlenemediğinden, bunların iptali isteminin reddi gerektiği, davalı şirketin yönetici ve denetçileri olan diğer davalıların davacıyı doğrudan veya dolaylı zarara uğrattıkları ididasının değerlendirilmesinde; davacının, davalı olan gerçek kişilerin, şirketin yönetici ve denetçisi olarak görev yaptıklarını, eylemleri ile kendisini ve şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürdüğü, bu zararlarının, kusurları nedeniyle zararına sebebiyet verenlerden (davalılardan) tahsilini istediği, davacının bir kısım zararlarının 2008/97 esas 2013/109 karar sayılı dosyasında hüküm altına alındığı, bunun haricinde oluşan zararlarında tazmini istendiği, dava dilekçesinde ve sonrasında verilen mehillere rağmen davacının kendisinin ve şirketin ne şekilde zarara uğratıldığını açıklayıp bu durumun delillerini dosyaya sunmadığı, dosya kapsamında sunulan deliller ile şirket kayıtlarının bilirkişi kurulu tarafından incelendiği ve hükme bağlanan dosyadaki zarar kalemleri hariç davacının ve şirketin bir zararının olmadığı, başka bir deyişle davacının belirlenen bir zararının olmadığı, bu durumda davacının tazminat istemlerinin reddi gerektiği, birleşen 2010/40 esas. 2010/225 esas. 2011/241 esas. 2013/236 esas. 2014/360 esas. 2015/402 esas dosyalardaki taleplerinin değerlendirilmesinde; ortak nedenler gösterilerek alınan kararların iptaline hükmedilmesi talep edildiği, buna göre davacının, davalı şirketin hazirun cetvelinde yazan pay durumlarının gerçeği yansıtmadığından bu durumun düzeltilmesi için 2009/65 esasında dava açtıklarını, genel kurula sunulan bilançonun gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin kötü yönetildiğini, daima kar eden ortaklığın kar payı dağıtmayarak yasaya aykırı hareket ettiğini, eşitlik ve objektif iyiniyet ilkelerine aykırı haraket edilidiğini, davalı … ve … hakkında Sincan l.Ağır Ceza Mahkemesinde özel evrakta sahtecilik ve şirket dolandırıcılığı suçundan dava açıldığını, bu nedenlerle genel kurullarda alınan kararlann yasa ana sözleşme ve iyiniyet kaidelerine aykın olduğundan iptallerine karar verilmesinin istenildiği, birleşen 2011/241 esas sayılı dosyasının konusu olan 04/08/2011 tarihli genel kurulda alınan 8 no’lu karann görüşülmesi hususunun gündemde yer almadığı, ayrıca sonradan olsa bile gündeme bu surette bir hususun görüşüleceği ilave edilmediği, burada ana sözleşmenin tadil tasarısının görüşüldüğü, bu madde ile ilgili olarak davacının olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhinide tutanağa işlettiği, gündemde olmamasına rağmen, toplantı tutanağının 8. maddesi ile şirket ana sözleşmesinin değiştirilmesi yönünde karar alındığı, yasa ve ana sözleşmeye aykırı olarak alınan bu kararın iptaline hükmedildiği, ana dosyayada yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, şirketin son pay defterinde ve hazirun cetvelinde yazılı durumun gerçeği yansıttığı belirlendiğinden, davacının buna yönelik iptal istemleri kabul edilmediği, davalı şirketin 04/08/2011 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu ibra edilmediği, buna ilişkin olarak 7. maddede karar alındığı, davacının bu kararında iptalini istediği, yönetim kurulunun ibra edilmemiş olmasının alman kararın iptalini gerektirmeyeceği, bu nedenle anılan kararın iptali isteminin reddedildiği, davacı, yönetim kurulunun geçersiz olduğunu ileri sürmüşsede, incelenen genel kurul tutanaklarından ve yönetim kurulu karar defteri kapsamından, bu yönde bir veriye ulaşılamadığı, yönetim kurulunun oluşumunun yasa ve ana sözleşmeye uygun olduğu, öte yandan, davalı şirket yönetici ve denetçisinin Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor olmasınında tek başına yönetim kurulunun geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacağı, kaldı ki, yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, anılan dosyalann dava dilekçesindeki diğer iddialar yönünden, alınan kararların butlana tabi olduğu veya iptal yaptırımına tabi olduğu yolunda dosya kapsamına delil sunulmadığı, bilirkişi marifeti ile yapılan incelemede, kararların iptal edilmesini gerektirecek bir veriye ulaşılamadığının bilerlendiği, neticede bu genel kurullarda alınan kararların (04.08.2011 tarihli genel kurulda alınan 8 nolu karra hariç) yasa anasözleşme ve iyiniyet kaidelerine aykırılıkları bulunduğununda ispatlanamadığından, açılan davaların reddi gerektiği, birleşen 2015/528 esas dosyadaki taleplerinin değerlendirilmesinde; davalı şirketin 12/08/2015 tarihli genel kurulunda aldığı sermaye artırım kararının iptali istendiği, gündemin 2. maddesinin görüşülmesi neticesinde, ana sözleşmenin, şirketin sermayesi başlıklı 7. maddesi (tadil edilmiş) değiştirildiği, buna göre şirket sermayesinin 28.000.000-TL’den 90.000.000-TL’ye çıkartılmasına ilişkin tadil tasarısı kabul edildiği, davacının işbu kararın iptalini dava edebileceğinin ve davanın süresinde açıldığının kabulü ile, davacının önceden yaptığı sermaye artırımlarında iç kaynakların kullanıldığı, bu suretlede şirkete nakit girişinin sağlanmadığı, sermaye artırımına şirketin ihtiyacının bulunduğu anlaşılmakla, bu kararın iptali için açılan davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı şirket ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Birleşen davalar Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/40 E., 2010/225 E., 2011/241 E., 2013/636 E., 2014/360 E., 2015/402 E. ve 2015/528 Esaslarına yönelik davacı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davalardaki kararın onanmasına,
2-Asıl ve birleşen 2008/44 Esas sayılı davaya yönelik davacı … vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
3-Asıl davada davacı vekili, 22.09.2006 tarihli yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olup, 22.09.2006 tarihli yönetim kurulu toplantısı için davacı adına imzalı şekilde mazeret dilekçesi sunulmuş olup, davacı işbu toplantıya katılmamış, söz konusu toplantıda, yönetim kurulu üyelerinin görev taksimine dair karar alınmıştır. Ancak, davacının imza itirazı üzerine yapılan inceleme ile mazeret dilekçesi altındaki imzanın sahte olduğunun tespit edildiği, davacının esasen yönetim kurulu toplantısından hiç haberdar edilmediği, davacının bilgisi dışında ve yokluğundan karar alındığı anlaşılmıştır. Mahkemece, mazeret dilekçesi sahte imzalı da olsa, toplantıda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
6762 sayılı Kanun’un konuyla ilgili düzenlemelerine bakıldığında 330 uncu maddede “Esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin bir karar verebilmesi için, azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olması şarttır. Kararlar, mevcut azaların ekseriyetiyle verilir. Azaların yekdiğerine niyabetle rey vermeleri caiz değildir. Reyler müsavi olduğu takdirde keyfiyet gelecek toplantıya bırakılır. Onda dahi müsavilik olursa bahis mevzuu teklif reddedilmiş sayılır. İdare meclisinin müzakereleri azalar arasından veya dışardan seçilen bir katip marifetiyle muntazaman zaptolunur. Zabıtların hazır bulunan azalar tarafından imzalanması ve karara muhalif kalanlar varsa muhalefet sebeplerinin zapta yazılması ve rey sahibi tarafından imzalanması lazımdır. Azalardan biri müzakere talebinde bulunmadıkça idare meclisi kararları, içlerinden birinin muayyen bir hususa dair yaptığı teklife diğerlerinin yazılı muvafakatleri alınmak suretiyle de verilebilir. Kararların muteberliği yazılıp imza edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmüne yer verildiği devamında 331 inci maddede de “İdare meclisi toplantılarında azalar, şirketi temsile ve şirket işlerini görmeye memur olan kimselerden işlerin gidişi veya muayyen bazı işler hakkında izahat istemek hakkını haizdirler. İdare meclisi, defter ve dosyaların kendisine ibrazına dahi karar verebilir. Her aza, idare meclisinin toplantıya davet edilmesini reisten yazılı olarak istiyebilir.” şeklinde hükme yer verildiği görülmektedir. Ancak anonim şirket yönetim kurulu toplantıları ve toplantıya çağrı şekline dair açık düzenlemelere de yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu anonim şirketin yasayla düzenlenmiş zorunlu organlarından biridir. Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil olunur. Yönetim kurulu kararları kural olarak toplantılarda alınır. Toplantı üyelerin bir yerde fiziki olarak toplanması şeklinde yada kısmen yada tamamen elekronik ortamda yapılabilir. Toplantılara katılmak, görüşlerini söylemek ve oy kullanmak her üyenin hem hakkı hem görevidir. Kanun’da çağrıyı kimin yapacağına ilişkin açıklık yoktur. Kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun’da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte Yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır.
Somut olayda, davacı yönetim kurulu üyesinin 22.09.2006 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığı, davacı adına sunulan mazeret dilekçesi altındaki imzanın ise sahte olduğu sabit olmakla, her ne kadar toplantıya çağrı için belirli bir usul öngörülmemiş ise de tüm üyelerin toptantıdan haberdar edilmesinin temel amaç olduğu, üyelerin toplantıya katılma ve görüşlerini bildirme hak ve ödevlerinin bulunduğu, davacı yönetim kurulu üyesinin bilgisi olmaksızın yapılan toplantıda şirketin temsil ve ilzamına dair kararlar alındığı, davacının hakkını ihlal eden bu karara karşı dava açma hakkının bulunduğu, her ne kadar mahkemece toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de, nisapların varlığından önce toplantının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığının önem arz ettiği, bu sebeple asıl davadaki talebin kabulü ile 22.09.2006 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yoklukla malûl olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Birleşen 2008/44 esas sayılı dosyada ise, davacı, 17.01.2008 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş, mahkemece, genel kurulda kar dağıtmama kararına ilişkin 4. maddenin iptaline karar verilmiştir. Ancak, davalı şirket, kurulduğu tarihten bu yana kâr dağıtmamış olup biriken kârların şirket bünyesinde tutulmasına karar verilmiş, sonraki tarihlerde de birden fazla kez şirket iç kaynaklardan sermaye arttırımına gitmiştir. Yapılan oylama neticesinde oy çokluğuyla kâr dağıtmama kararı alınması yeterli olup, bunun için bir gerekçe açıklanması da gerekmemektedir. Bu sebeple mahkemece kâr dağıtmama kararının iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan birleşen 2010/40 E., 2010/225 E., 2011/241 E., 2013/636 E., 2014/360 E., 2015/402 E. ve 2015/528 E. sayılı davalarda davacı … vekilinin, asıl davaya yönelik sair temyiz itirazları ile birleşen davalara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada 2008/44 Esas sayılı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen 208/44 esas sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen 2008/44 E. sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmaya katılan davalılara ödenmesine, aşağıda yazılı bakiye 363,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davalara yönelik-birleşen davalarda davacıdan alınmasına, peşin alınan temyiz harçların istekleri halinde temyiz eden davalılardan şirket ve …’e iadesine, 29.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.