Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5269 E. 2022/6720 K. 06.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5269
KARAR NO : 2022/6720
KARAR TARİHİ : 06.10.2022

MAHKEMESİ : FİKRî VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2016 tarih ve 2015/230 E. – 2016/515 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “ALİ BABA” ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, 2013/28585 kod numarasını alan başvurunun davalı Kurum tarafından 2011/33662 sayılı markaya dayalı olarak 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiğini, ret kararına yaptıkları itirazın da kabul görmediğini, oysa söz konusu marka üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, “Ali Baba” markasını müvekkilinin meşhur ettiğini, aynı ibarenin müvekkili adına tescilli olduğunu ancak süresinde yenilenmediğini, “Ali Baba” markası yenilenmemiş olsa dahi hükümsüz kılınmadığını, yenilenmediği tarihten itibaren 2 yıl içerisinde davalı şirketin aynı marka için yaptığı başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, başvurunun reddine ilişkin YİDK kararının iptaline, redde gerekçe gösterilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, YİDK’in kararının iptali koşullarının oluşmadığı, aynı KHK’nın 8/3 ve 8/son maddeleri uyarınca 2011/33662 sayılı davalı şirket markasının hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK’in 2015-M-2708 sayılı kararının iptaline yönelik davanın reddine, marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kabulü ile davalı şirket adına tescilli 2011/33662 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı TPMK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine, hükümsüzlük davasının kabulüne karar verildiği, davalı TPMK’nin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden de sorumlu tutulduğu, davalı TPMK’ya yalnızca YİDK kararının iptali istemli dava yönünden husumet yöneltildiği, marka hükümsüzlüğü davası yönünden ise anılan Kuruma husumet yöneltilmediğinden ve YİDK kararının iptali davası yönünden de davanın reddine karar verilmiş bulunduğundan, hakkındaki dava reddedilen davalı Kurum aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun, kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2016 tarih ve 2015/230 E.-2016/515 K. sayılı kararın kaldırılmasına, TPMK YİDK’in 2015-M-2708 sayılı kararının iptaline yönelik davanın reddine, davacının hükümsüzlüğe ilişkin talebinin kabulü ile, davalı şirket adına tescilli 2011/33662 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, istinaf mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı şirket kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığını, dosya kapsamında yapılan işlemlerden haberdar olmadığını ve savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Dosya kapsamından yapılan incelemede, yargılama boyunca davalı şirketin marka başvurusundaki adresine tebligat çıkarılmadığı, başka bir adrese tebligat çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece davalının tebligata elverişli adresine tebligat yapılmaksızın ve taraf teşkili sağlanmaksızın davalının yokluğunda savunma hakkını kısıtlayacak şekilde yargılama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.