Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5528 E. 2022/6696 K. 05.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5528
KARAR NO : 2022/6696
KARAR TARİHİ : 05.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.01.2021 tarih ve 2020/330 E. – 2021/22 K. sayılı kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.06.2022 tarih ve 2021/1337 E. – 2022/764 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; ihyası istenen … Yakıt San. Madencilik Ltd. Şti. unvanlı işyerinde çalışan işçinin iş kazası geçirmesi sonucu oluşan kurum zararının söz konusu işverenden rücuen tazmini için dava hazırlığı yapılırken mezkur şirketin Ticaret Sicilinden re’sen silindiğinin anlaşıldığını, şirketlerin ticaret sicilden silinmesiyle tüzel kişilikleri ve dava ehliyetleri sona erdiğinden münfesih şirkete karşı alacak taleplerini yöneltebilmek için tüzel kişiliğin geçici olarak ihyasının gerektiğini ileri sürerek … Yakıt San. Madencilik Ltd. Şti. unvanlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, açılan davayı kabul etmediklerini, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı TTK. Geçici 7. maddesi kapsamında 23.10.2014 tarihinde re’sen terkin edildiğini, öncelikle davanın hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddinin gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanması gerektiğini, terkin işleminin usulüne uygun yapıldığını, ticaret sicil müdürlüğünün ihya davalarında yasal hasım olduğunu, bu nedenle davanın kabulü halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını istemiştir.
İlk derece mahkemesince dosya kapsamına göre; ihyası istenen şirketin sicilden re’sen terkin edildiği 23.10.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 20/07/2020 tarihinde eldeki davanın açılmış olduğu, TTK’nın geçici 7. maddesinde açıklanan usule göre şirket temsilcisine tebligat çıkarılmadığı, re’sen terkin koşullarının gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından işbu davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmemesinin gerektiği, … Yakıt San. Madencilik Ltd. Şti.’ne veya şirket yetkililerine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesindeki ilan suretiyle yapılan ihtarın usulüne aykırı olduğu, ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, davacı tarafın şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunduğu, TTK Geçici 7.maddesinde belirtilen ihya koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TTK’nın Geçici 7.maddesi uyarınca terkin edilen … Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Ltd. Şti. tüzel kişiliğinin davacı tarafından açılacak rücu davasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ticaret siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı temsilcisi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; dava konusu şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, ilk derece mahkemesince, ihyası istenen şirket TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca usulüne uygun terkin edilmediğinden şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verildiği, silinme sebebine göre de tasfiyeye tabi tutulmasına gerek olmadığından davalı … Sicil Müdürlüğü’nün istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile TTK. geçici 7. maddesi uyarınca terkin edilen … Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Ltd. Şti. tüzel kişiliğinin ihyasına, ticaret siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı temsilcisinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6102 sayılı TTK Geçici 7. maddesi kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ek tasfiyesi (ihya) istemine ilişkindir.
Ek tasfiyesine karar verilmesi istenilen şirket 23.10.2014 tarihinde sicilden terkin edilmiş, eldeki dava ise 20.07.2020 tarihinde açılmıştır.
6102 sayılı TTK Geçici 7/15 maddesinde “… Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeblere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri” düzenlenmiştir.
Şirketin 23.10.2014 tarihinde sicilden terkin edilmiş olmasına davanın 20.07.2020 tarihinde açılmış bulunmasına göre somut uyuşmazlık yönünden yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre gerçekleşmiştir.
İlk derece mahkemesince ihya sebebi olarak kabul edilen “Geçici 7. maddede öngörülen tebligatların usulsüz olduğu” hususu, ancak hak düşürücü süre içinde açılan davada ihya sebebi olarak incelenebilecek bir husustur.
Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle, yasada düzenlenen ihya sebeblerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı yoktur.
Aksi düşüncenin kabulü “hak düşürücü süre” müessesinin niteliğine aykırıdır.
Açıklanan nedenle davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, usul ve yasaya aykırı kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.