YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/553
KARAR NO : 2023/3197
KARAR TARİHİ : 23.05.2023
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1215 Esas, 2021/1487 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/786 E., 2020/377 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde takip dayanağı senette tahrifat olduğu gerekçesiyle borca itiraz edildiğini, mahkemece Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’ndan alınan bilirkişi raporu dayanak gösterilerek itirazın kabulüne karar verildiğini, takip konusu senette tahrifat bulunmadığını, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan raporun denetime elverişli olmadığını, davalının senedin rakamla 8000 yazılıp altının imzalandığını iddia ettiğini, müvekkili tarafından davalı adına kredi çekildiğini, buna karşılık davalının çekler verdiğini, ancak çeklerin ödenmediğini, bunun üzerine davalı tarafından söz konusu senedin verildiğini, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini ileri sürerek davalının icra mahkemesine yapmış olduğu haksız itiraz nedeniyle tahsil edemedikleri 800.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu borcu kabul etmemekle birlikte İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporu ile senette tahrifat yapıldığının tespit edildiğini, bu nedenle takibin iptaline karar verildiğini, takip ve dava konusu senet üzerinde müvekkili tarafından yazıldığı iddia edilen rakamların müvekkiline ait olmadığını, tahrifat yapılan kısımın müvekkili tarafından paraf edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.12.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda son iki sıfırın senetteki diğer yazılarla aynı el ürünü olup olmadığı konusunda tespit yapılamadığı ve diğer yazıların da davalı eli ürünü olmadığı yönünde kuvvetle muhtemel değerlendirmesi yapılmış ise de; “8000” ibaresinin “800000” şeklinde tahrif edildiğinin sabit olduğu, böyle bir değişikliğin keşide eden tarafından onaylandığına dair senet üzerinde herhangi bir paraf veya imza bulunmadığı, bu nedenle “8000” ibaresi daha sonra keşide edence “800000”e çevrilmiş olsa dahi paraf/imza bulunması gerektiği, ancak senette böyle bir durum söz konusu olmadığı, yine raporda kesin kanaat bildirilmemiş olsa dahi, yapılan tespitlerin gerek icra mahkemesinde alınan gerekse daha önce mahkemece aldırılan 23.02.2017 tarihli raporu teyit etmekte olduğu, davacının iddiasını destekler hiçbir delil ibraz edilemediği, senetteki “8000” rakamının “800000” olarak tahrif edildiği, İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/752 E. sayılı dava dosyasında senette tahrifat öncesi olan 8000 TL ve ferileri yönünden takibin devam etmesi gerektiği yönünde karar verildiği nazara alındığında bu kısım bakımından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, bunu aşan kısım bakımından ise yukarıda belirtilen nedenlerle iddiasını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 01.07.2020 tarihinde yapılan duruşmada taraflarınca yeniden bilirkişi raporu aldırılması yönündeki taleplerine bir karar verilmeden doğrudan hüküm kurulduğunu, sözlü yargılama usulüne uyulmadan yargılamanın bitirildiğini, müvekkili ile davalının hemşehri olduğunu, her ikisinin de inşaat yan ürün tedariki işiyle uğraştığını, davalının müvekkiline kendisinin kredibilitesinin olmadığını, ekonomik olarak darda olduğunu, müvekkilinin şirketi adına kredi kullanılıp bu kredilerin kendisine verilmesini istediğini, davalının kullanacağı kredilere karşılık şirketinin çeklerini müvekkiline verdiğini, bu çekleri müvekkili tarafından kredi kullanılan bankaya teminat amaçlı verildiğini, davalı tarafın kendi lehine kullanılmış bu krediler için verilmiş çekleri ödemediğini, çeklerin takip konusu yapıldığını, çekler ödenmeyince davalı tarafın müvekkilinden süre talep ederek karşılığında senet vermek istediğini ve müvekkiline dava konusu bonoyu verdiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporun borçlu lehine yorumlanarak hükme esas alındığını, söz konusu raporun anılan kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olmasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından kesin kanıt bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemeyeceğini, ayrıca Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenlemenin bulunmadığını, mahkemece yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu bono üzerinde hiçbir tahrifat yapılmadığını, davalı tarafından tahrifat yapıldığına dair kanıt olarak sunulan bono fotokopisinde tahrifat, sahtecilik yapıldığını, müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davanın, dava dilekçesinde de sabit olduğu üzere 2004 sayılı Kanun’un 169/A maddesine göre genel mahkemede açılan alacak davası olduğunu, açmış oldukları davanın mahiyeti gereği davalıdan 800.000,00 TL alacaklı olduklarını kanıtlayacak nitelikte davalının eli ürünü iki adet yazılı belgenin delil olarak sunulduğunu ileri sürerek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 23.02.2017 ve 06.12.2019 tarihli Adli Tıp Fizik İhtisas Kurumu’nun düzenlediği bilirkişi raporlarına göre; davaya konu senetteki “800000” ibaresinin birler ve onlar basamağında bulunan son iki adet “0” rakamının sonradan eklendiği, son iki sıfırın senetteki diğer yazılarla aynı el ürünü olup olmadığı konusunda tespit yapılamadığı ve diğer yazıların da … eli ürünü olmadığı yönünde kuvvetle muhtemel değerlendirmesi yapılmış olup; Yargıtay denetiminden geçen İcra Hukuk Mahkemesinin dosyasında alınan Jandarma Kriminal Dairesinden alınan bilirkişi raporunun da aynı doğrultuda olduğu, davacı her ne kadar iddiasını genişleterek alacak iddialarının sadece senede dayalı olmadığını ileri sürmüş ise de; ilk derece mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak yapılmış bir tam ıslah bulunmadığı ve iddianın genişletilmesine davalı tarafça açık rıza gösterilmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.