YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/574
KARAR NO : 2023/4070
KARAR TARİHİ : 03.07.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/639 Esas, 2021/1422 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/315 E., 2017/349 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait 2015/01041 ve 2015/00426 sicil numarası ile kayıtlı şekil unsurlu markaların davacıya ait 2013/63021 ve 2013/58323 sicil numarasıyla tescilli markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını; davacı adına kayıtlı HUMMEL markasının Türkiye’de ve dünyada tanınan spor kıyafet, spor malzemeleri ve ayakkabı üreticisi olduğunu; davalının ise davacının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla kötü niyetle markalarını tescil ettirdiğini, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendi gereği davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini; taraflara ait markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olması nedeniyle orta seviyedeki tüketiciler nezdinde iltibas oluşturacağını, davaya konu davalıya ait markaların davacıya ait markalarla aynı mal ve hizmetlere ilişkin olması nedeni ile davalı tarafından kötü niyetle tescil ettirilen 2015/01041 ve 2015/00426 sicil numaralı şekil markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinlerine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının çevresinde tanınmış bir esnaf olduğunu, yıllardır ayakkabıcılık işi ile uğraştığını, yine davalıya ait FREE MARKA isimli markası olduğunu; söz konusu markaya ait logo oluşturmak üzere üç adet logonun hiçbir itiraz olmaksızın tescillerinin gerçekleştirildiğini; 2012/13112 nolu markanın 2012 yılında tescil edildiğini, diğer iki markanın da 2015 yılında tescil edildiğini, davacıya ait markalarının tescil tarihinin ise 2013 olduğunu, dolayısıyla davalının davacıdan önce bu logoları kullandığını, davalının davacının firmasından haberdar olmadığını, markalar arasında benzerliğin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markaları arasındaki benzerlik nedeniyle karıştırılma tehlikesinin bulunduğu ve 556 sayılı KHK’ nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamında nispi tescil engelinin bulunduğu, bu nedenle 42 inci madde uyarınca hükümsüzlüğün talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2015/01041 ve 2015/00426 nolu şekil markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hükmün ilanına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu markaların itiraza uğramaksızın tescil edildiğini, tescil tarihinden itibaren tescilli logolarını kesintisiz olarak kullandığını ve söz konusu logoların ayırt edici özellik kazandığını, ayırt edicilik özelliğinin dikkate alınmasının, uluslararası bazda değil, ülke sınırları içerisinde dikkate alınan bir husus olduğunu, bir markanın tescil edildikten sonra kullanılması ve hükümsüzlük davası açılıncaya kadar geçen sürede tescil edildiği mallar veya hizmetlerle ilgili olarak ayırt edici bir nitelik kazanması halinde tescilin hükümsüz sayılmayacağını (Y.11. H.D. 2006/11133 E.-2007/13757 K. 05.11.2007 T.) şeklinde olduğunu, müvekkiline ait marka ve logoların işbu dava açılıncaya kadar ayırt edici nitelik kazandığını, bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hukuka aykırı olacağını, davacı ile müvekkilinin tescil tarihleri yakın bir tarih olmakla birlikte, davacı markası söz konusu tarihlerde tanınan bir marka olmadığını, halen orta seviyedeki tüketiciler tarafından tanınmayan bir marka olduğunu, iddia edildiği gibi uluslararası tanınmış olmasının, ülke sınırları içerisinde ayırt edilmiş olması için yeterli ölçüt olmadığını, davacının orta seviyedeki tüketiciler tarafından tanınmamış bir marka olmasının, gerek ayırt edicilik bakımından, gerek iddia edildiği üzere kötü niyet bakımından irdelenmesi gereken bir husus olduğunu, müvekkili tarafından yapılan tescilin, tamamen iyiniyetli olarak yapılldığını, davacı yanın yeteri kadar tanınmamış olması da, bu durumun kötü niyetli olarak yapılmadığını gösterdiğini, markalar arasında çok fazla farklılık bulunduğunu, müvekkiline ait logolar incelendiğinde, uçları oval, sola bakan 2 adet ok işareti ve bu oklar üzerinde 5 adet delik olarak nokta şekli bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu şekli askeri sembol olan çavuş sembolünden esinlenerek buna yaklaşmaya çalıştığını, davacı yana ait logoların ise, iç içe geçmiş biri diğerinden biraz daha küçük ve ağzı sola bakan keskin uçlara sahip “V” harfine benzeyen bir sembol olduklarını, görüldüğü üzere müvekkiline ait sembolun, bu sembolden birçok noktada farklılık gösterdiğini, belirtilen tüm sebeplerden dolayı, müvekkiline ait logolar ile davacı yana ait logolar arasında farklılıklar bulunmakla birlikte, müvekkiline ait markaların tescil tarihinden itibaren kullanılmakla ayırt edici özellik kazandıklarını belirterek, bu ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, taraflara ait markalar karşılaştırıldığında, davacıya ait 2013/63021 ve 2013/58323 sicil numarasıyla tescilli şekil markalan ile davalıya ait 2015/01041 ve 2015/00426 sicil numaralı şekil markalarının arasında görsel anlamda üst düzey bir benzerlik bulunduğu, markaların tescilli olduğu sınıflar incelendiğinde ortak olan sınıfın 25 inci sınıf olduğu, taraflara ait markaların benzer ihtiyaçları giderdiği, birbirleri yerine ikame edilebildikleri, rekabet edebildikleri, kullanım yöntemleri ile amaçlarının aynı olduğu dolayısıyla taraflara ait markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu, davalı markalarının tescil edildikleri tarihten itibaren kullanıldığı, öncesine dair kullanımları ve bu nedenle ayırt edicilik özelliği kazandıklarına dair delil bulunmadığı, sonuç olarak davacı markası ile davalı markaları arasındaki benzerlik nedeniyle karıştırılma tehlikesinin bulunduğu ve 556 sayılı KHK nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamında nispi tescil engeli şartının bulunduğu, bu nedenle 42 nci maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya ait 2015/01041 ve 2015/00426 numaralı markalarının, davacı markalarına benzerliğinden dolayı hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkini şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi, 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.