Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5818 E. 2022/9113 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5818
KARAR NO : 2022/9113
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20 HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince verilen 23.09.2021 gün ve 2019/1789 – 2021/1107 sayılı kararı miktardan reddeden Daire’nin 23.05.2022 gün ve 2022/2935 – 2022/3916 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından maddi hata düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve maddi hata düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25 yılı aşkın tecrübesi ile 4X4 segmentinde zırhlı muharebe aracı, zırhlı personel taşıyıcı, özel amaçlı platformların özgün sistem tasarımlarını yapıp ürettiğini, başta TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ihtiyaçlarını karşıladığını, davalının 19.08.2014 tarihinde davacı şirket nezdinde iş geliştirme müdürü olarak çalışmaya başlayıp 01.05.2017 tarihinde uluslararası iş geliştirme direktörlüğüne terfi ettiğini, 21.07.2017 tarihinde ihbar öneline uymaksızın istifa suretiyle görevinden ayrıldığını, üst düzey yönetici konumu sebebiyle müvekkilinin müşteri çevresi, üretim ve teknoloji sırları, fiyat politikası gibi bir çok bilgisine ve iş sırrına vakıf olan davalının kısa bir süre sonra rakip nitelikteki Katmerciler Araç Üstü Ekipman San. Tic. A.Ş.’de iş geliştirme müdürü olarak çalışmaya başladığını, anılan firmanın araç üstü ekipman ve savunma sanayinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile iştigal alanlarının örtüştüğünü, davalının müvekkilini zarara uğratma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, müvekkilinde çalışırken tanıştığı bazı müşteri temsilcileri ile iletişe geçip Katmerciler Araç Üstü Ekipman San. Tic. A.Ş. ürünlerini pazarlamaya çalıştığını ileri sürerek şimdilik 50.000 TL cezai şartın 18.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rekabet yasağı taahhütnamesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin TSK bünyesinde iken savunma sanayi konusunda edindiği bilgi ve tecrübeleri davalının işyerinde kullandığını, müvekkilinin haklı nedenlerle iş aktini sonlandırdığını, geçimini sağlamak için iş arayan davalının ancak 4 ay sonra Katmerciler Araç Üstü Ekipman San. Tic. A.Ş.’de iş bulabildiğini, firmaların çalışma alanları ve bölgeleri ile müvekkilinin her iki şirketteki görevlerinin farklı olduğunu, işverenin önemli bir zarara uğramayacağını, bu ihtimalin somut şekilde ortaya konulamadığını, 26.04.2017 tarihli taahhütnamedeki şartların süre ve miktar bakımından oldukça ağır olduğunu, iş ilişkisi devam ederken baskı ile alındığını, coğrafi sınır belirtilmediğini, zaman ve mekan yönünden hukuka aykırılık taşıdığını, cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taahhüdün usulüne uygun olarak yazılı yapıldığı, hatta güncellendiği, sözleşmeye göre, sözleşmenin sona ermesine takiben iki yıl içinde davalının aynı faaliyet alanında çalışan firmada çalışmamasına yönelik anlaşma yapıldığı, buna aksi hareket halinde son brüt maaşın oniki katı tutarında cezai şartının tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının 21.07.2017 tarihinde davacıdan ayrıldığı, dava dışı Katmerciler Araç Üstü Ekipman San. ve Tic. A.Ş. nezdinde taahhüt edilen süre dolmadan 06.11.2017 tarihinde çalışmaya başladığı, davalının iş geliştirme müdürü olarak görev alması ve nitelikleri gözetildiğinde davacıya ait sırlara vakıf olabileceği, bu bilgilerin aynı faaliyet alanında çalışan şirket nezdinde de kullanabileceği, her ne kadar sözleşmede coğrafi sınır belirtilmemiş ise de iki şirketin de Ankara ilinde bulunduğu gözetilip TBK’nın 445/2. maddesi gereğince yasağın aynı il içinde olduğu yorumu ile sınırlandırıldırılıp sözleşmenin geçerli olduğunun kabul edildiği, hesaplanan cezai şarttan talep edilen miktarın davalı yönünden makul bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 50.000 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, faize dair fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, SGK’dan alınan yazı cevabından, davalının, davacı nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra Ankara’da çalıştığının anlaşıldığı, davalının sonradan çalıştığı dava dışı şirketin merkezinin İzmir’de bulunmasının, işbu uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, davalının, davacı nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra rekabet yasağı sözleşmesinde öngörülen 2 yıllık süre içinde davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı, davacı şirketin ve davalının sonradan çalıştığı iş yerinin Ankara’da bulundukları, davalının, sonradan çalıştığı şirketteki görevinin, davacı şirketteki görevi ile benzer olduğu, bu itibarla rekabet yasağına aykırılığın gerçekleştiği, her ne kadar rekabet yasağı sözleşmesinde yer bakımından sınırlama yok ise de hakimin TBK’nın 445/2. maddesi kapsamında, yer yönünden rekabet yasağını Ankara ili sınırladığı, rekabet yasağına aykırılığın gerçekleşmesi için mutlaka somut bir zararın doğmasının aranmayacağı, davacının hizmet sözleşmesine değil TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine dayandığı, davacının 50.000 TL talep ettiği, mahkemece de bu meblağın hüküm altına alındığı dikkate alındığında davalının cezai şarttan indirim yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 23.05.2022 tarihli ilamı ile davalı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, bu kez temyiz isteminin reddine dair kararın maddi hataya dayalı olduğunu ileri sürerek temyiz itirazlarının incelenmesini istemiştir.
1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/1789 E.- 2021/1107 K. sayılı ilamının davalı vekilince temyiz edildiği, Dairemizin 23.05.2022 tarih ve 2022/2935- 3916 E. K. sayılı ilamında dava değerinin 50.000.-TL olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verildiği görülmüştür.
Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak 50.000.-TL cezai şartın tahsili isteminde bulunmuştur. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyet raporunda davalının düzenlediği taahhütname uyarınca yapılan hesaplamada cezai şart tutarının 299.877,84 TL olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinin ikinci fıkrasında, birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği düzenlendiğinden uyuşmazlığın karar tarihi itibariyle miktar yönünden kesinlik sınırının altında kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesi gerekirken Dairemizce temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmesi maddi hataya dayalı olup davalı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi isteminin kabulüyle, Dairemizin 23.05.2022 tarih, 2022/2935- 3916 E. K. sayılı ilamının kaldırılmasına ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, uyuşmazlığın sadece davacının talebi olan 50.000.-TL ile sınırlı olarak incelenip değerlendirilmiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin maddi hatanın düzeltilerek kararın temyizen incelenmesi talebinin kabulü ile Dairemizin 23.05.2022 tarih, 2022/2935- 3916 E. K. sayılı ilamının kaldırılmasına, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın onama harcından mahsubu ile 2.522,12 TL’nin davalıdan alınmasına, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.