YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5859
KARAR NO : 2022/6535
KARAR TARİHİ : 03.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.12.2021 tarih ve 2020/303 E. – 2021/743 K. sayılı kararın davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.06.2022 tarih ve 2022/1220 E. – 2022/1004 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, davacıların murisinin sahip olduğu 5.000 TL nominal bedelli…Bankası A.Ş. hisse senedi bedeline ilişkin olarak şimdilik 1.000,00 TL’nin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Temyiz Edilemeyen Kararlar” başlığını taşıyan 362/1-a maddesiyle, Bölge Adliye Mahkemelerince verilen ve miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin olarak verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu miktar, karar tarihi olan 30/06/2022 tarihi itibariyle 107.090,00 TL’dir. Dava değeri 1.000,00 TL olarak gösterilmiş olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun’un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı …’e iadesine, 03/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, 29.05.2019 tarihli dava dilekçesinde murisi… 1978 ve 1983 yıllarında, daha sonra TMSF’na ve akabinde davalıya devredilen Tarişbank’dan hisse satın aldığını, hisse bedellerinin muris tarafından ödendiğini, ancak Tarişbank’ın devri nedeniyle murisin hisse bedellerinin iade edilmediği beyanla hisse senetlerinin dava tarihindeki değeri belirlenemediğinden günümüzdeki değeri belirlenerek tahsil edilmek üzere 1.000.00 TL değer göstermek ve davanın belirsiz alacak davası olduğu özellikle açıklanmak suretiyle eldeki dava açılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 107/1 maddesinde “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği” düzenlenmiştir.
Davacının, dava dilekçesinde açıkladığı ve HMK 107/1 maddesinde de ifade edildiği gibi eldeki dava belirsiz alacak davasıdır.
Davanın açıldığı tarih itibariyle davacı alacağının miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün değildir.
Kaldı ki yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile de dava konusu alacak miktarı belirlenememiş, ilk derece mahkemesince de davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 362/1-a maddesinde miktar ve değeri belli olan davalar için temyiz kesinlik sınırı öngörülmüş olup, eldeki davanın miktar ve değerinin belli olmaması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası niteliğinde açılmasına, davanın tümden reddedilmiş olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğuna ilişkin sayın çoğunluğun kabulü HMK 362/1-a maddesine açıkca aykırıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik davacının temyiz isteminin esastan incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.