YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5923
KARAR NO : 2023/5772
KARAR TARİHİ : 11.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki hesaplarının banka personeli Şenol Katıöz’ün suistimalleri sonucunda boşaltıldığını, müvekkilinin 22.02.2010 tarihi itibari ile hesabında olması gereken 11.500,00 TL’sinin bulunmadığını, ancak davalı bankanın mevduat hesabındaki parayı ödemediğini ileri sürerek 11.500,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş, 08.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 12.358,66 TL’ye çıkartmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mevduat hesabında 22.02.2010 tarihinde gerçekleştirdiği 11.500,00 TL tutarındaki nakit çekim işlemine ilişkin dekont üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, bu işlemden sonra davacının çeşitli tarihlerde para çekim işlemi gerçekleştirdiğini, bu nedenle hesabından para çekilmiş olduğunu bilebilecek durumda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 05.11.2013 tarih, 2010/370 E., 2013/722 K. sayılı kararı ile; davacının 22.02.2010 tarihinde hesabından yapılan çekim işleminden haberdar olmadığını beyan ederken; bankaya müracaatında ise nakit çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, hakkın kötüye kullanılmasının bir alt ilkesi olan çelişkili davranış yasağı çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının hile ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs. bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili karine teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.06.2014 tarih, 2014/4279 E., 2014/10887 K. sayılı kararıyla; davacının yargılama sırasındaki beyanları ve bankaya başvuru dilekçesine delil olarak dayanması nedeniyle Mahkemenin dava dilekçesiyle davacının bankaya müracaat dilekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesinin yerinde olmadığı, davacı dilekçe ve beyanlarının çelişkili davranma yasağı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davacının katılan sıfatıyla yer aldığı dava dışı banka çalışanı hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenilmesi, maddi olayın belirlenmesi bakımından zorunlu bulunduğu, bu itibarla, Mahkemece Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmesi ve bundan sonra hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmediği gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; davacının 914123 numaralı vadesiz hesabına ait hesap özeti incelendiğinde, ATM’den para yatırma ve para çekme işlemlerinin yoğunlukta olduğu, yatırılan ve çekilen paralardan en yüksek bedelli olanın 700,00 TL olduğu, davacının fon alıp satma gibi bir davranış içerisinde bulunmadığı, yatırım aracı olarak alınan fonun kısa bir süre sonra satılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu 11.500,00 TL’nin nakit olarak çekilmesine karşın ödenen paranın dökümünün yapılmadığı, davacının bankaya sunduğu 01.05.2010 tarihli dilekçeye bakıldığında 11.500,00 TL’nin davalı banka çalışanı Şenol Katıöz’ün vadeli hesap açması nedeniyle başka hesaba aktarıldığını beyan ettiği, davacının olay tarihinden sonraki ATM işlemlerinde hesabında 11.500,00 TL’nin olmadığını görmesine rağmen şüphelenmemesinin esasında olaya uygun olduğu, vadeli hesaba aktarıldığını düşündüğü meblağın vadesiz hesabında gözükmeyeceği ve bu durumun davacı tarafça doğal karşılanabileceği, dava konusu 11.500,00 TL’nin davacıya ödendiğinin somut biçimde ispatlanamadığı, her ne kadar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/4279 E. 2014/10887 K. sayılı bozma ilamında ceza dosyasının neticesinin beklenilmesi gerektiğinden bahisle önceki ilam bozulmuşsa da eldeki dosya ile benzer mahiyette olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/804 E., 2018/6653 K. sayılı onama ilamına konu dosyada ceza dosyasının bekletici mesele yapılmadığı anlaşılmakla bekletici meseleye ilişkin ara karardan dönüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan tüm işlemlerden davacının bilgisi ve rızası olduğu tespiti yapılmasına rağmen davalı bankanın kusurlu olarak gösterildiğini, ayrıca ödeme dekontlarının sahteliği ya da hükümsüzlüğü yönünde bir tespit olmaksızın belgelenen hukuki durumun aksi yönde kanaat bildirildiğini, dava konusu dekont üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun davacı beyanı ile de sabit olduğunu, aksinin yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, davacı aleyhine olan ve davacı imzasını taşıyan belgelere karşı aynı ispat kuvvetini haiz olmayan delillere itibar edildiğini, bu hususun silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, dekontlar üzerinde para dökümü olmamasından hareketle gerçekleşen işlemlerin boş dekont kullanılarak yapıldığı sonucuna ulaşılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ödeme işlemine ilişkin ödeme fişi üzerinde döküm olmak zorunda olmadığını, davacının hesap hareketlerinden haberdar olması ve buna itiraz etmemesinin çeşitli hukuki sonuçları bulunduğunu, dekontlardaki imzaların davacıya ait olması hususuna rağmen, parayı alamadığına ilişkin mücerret iddiasından öteye geçmeyen, bu iddiayı destekleyen hiç bir delil ve belge ibraz edemeyen, bu güne kadar hesabından yapılan işlmelere hiç bir itirazda bulunmayıp uzun süre sessiz kalıp hesabından yapılan işlemlere icazet veren kabul eden ve hesabından yapılan işlemlerin davacı iradesi ve bilgisi dahilinde yapıldığı halde aksine hiç bir delil ve belge ibraz edemeyen davacı yönünden birtakım farazalardan hareketle, tediye fişinde yer alan meblağın davacıya ödenmediği kanaatine varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kendisinin boş olarak imzalayıp verdiği dekontun sonradan üzerinin doldurulduğu iddiası bulunduğunu, bu konuda uzman bir grafologdan herhangi bir rapor alınmadığını, Mahkeme tarafından bekletici mesele yapılması gereken ve dosya kapsamında verilen bozma ilamında açıkça belirtilen Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/453 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması kararından dosya henüz kesinleşmeden dönülerek karar verilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle davacıya ait hesaptan çektiği ileri sürülen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 99 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun’un 55 inci maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 115 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı Kanun’un 116 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 66 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle davacıya ait hesaptan çektiği ileri sürülen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmemiştir. Önceki bozma ilamında da işaret edildiği üzere maddi olayın belirlenmesi açısından Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/453 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmeden karar verilmiş olması usuli müktesep hak ilkesine aykırılık teşkil eder. Bu nedenle ceza dosyasının kesinleşmesi beklenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.