YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6137
KARAR NO : 2023/5793
KARAR TARİHİ : 12.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TARİHİ : 02.01.2014
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacının yetkilisi olduğu Hidrosan Ltd. Şti. arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, şirket tarafından borcunu ödeyemediği için Ankara İcra Müdürlüğünün 2012/1986 sayılı dosyası üzerinden yasal takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacının icra baskısından kurtulmak için kambiyo senedi düzenleyerek dosya alacaklısına verdiğini, dava konusu senedin ödeme tarihinin tanzim tarihinden 2 gün sonrası olması nedeniyle ödenemediğinden Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/2346 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını belirterek dava konusu senet bakımından borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sahibi olduğu Hidrosan Araç Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya verilen 20.11.2011 tarihli 4.000,00 TL ve 25.12.2011 tarihli 6.000,00 TL bedelli çeklerin karşılıksız çıktığını, çeklerin ödenmediğini, 104.355,44 TL tutarındaki açık hesabın da ödenmediğini, davalı şirketin 01.03.2012 tarihi itibariyle 104.355,44 TL açık hesap, vadesi geçmiş olmasına rağmen ödenmemiş 6.000,00 TL ve 4.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı 10.000,00 TL, vadesi gelmemiş olup ödenmeme riski çok büyük olan evraklardan dolayı ise 200.000,00 TL’ye yakın olmak üzere 315.000,00 TL alacağı biriktiğini, bu bağlamda müvekkilince yasal yollara başvurulduğunu, ödenmemiş 4.000,00 TL ve 6.000,00 TL bedelli çekler için ihtiyati haciz kararı alınarak Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/1983 sayılı dosyası üzerinden kambiyo takibi, ayrıca herhangi bir çek ya da senet verilmemiş olan 104.355,44 TL açık hesap alacağı için Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/1986 sayılı dosyasından ilamsız takibe geçildiğini, yapılan icra takipleri sonrası davacının güven tazelemek için vadesi henüz gelmemiş ve icra takibine konu edilmemiş çeklere ve açık hesap borcuna karşılık 08.03.2012 vadeli, 122.000,00 TL tutarlı şahsi senet verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2017 tarih, 2014/36 E. ve 2017/195 K. sayılı kararıyla taraflar arasında herhangi bir protokol bulunmaması durumunda bononun hangi borca karşılık verildiği konusunda davacı tarafından davalıya yöneltilmiş bir irade beyanı ve aynı şekilde davalı tarafından da bu bononun hangi alacağa karşılık kabul edildiği konusunda davalı tarafından davacıya yönetilmiş bir irade beyanı bulunmadığından ve bononun henüz vadesi gelmemiş alacakların teminatı olduğuna dair bonoda veya ilişkili bir yazılı belgede teminat maksatlı verildiğine dair bir açıklama bulunmadığından bononun muaccel olan borçlara karşılık verildiğinin kabulü gerektiği, bononun keşide tarihi olan 06.03.2012 tarihi itibariyle Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/1986 sayılı dosyasındaki muaccel borç tutarının 122.005,56 TL olup bono bedeli kadar olduğu, böylece dava konusu bononun muaccel borç olan Ankara 16. İcra Müdürlüğü’nün 2012/1986 sayılı dosyasına konu borcun karşılığında verildiğinin kabulü gerektiği, davacının Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/2346 sayılı dosyasında takibe konu edilmiş bono yönünden işbu davanın açıldığı tarih itibariyle borçlu olmadığı, dava konusu bono vadesinde ödenmediğinden davacının kusuru nedeniyle icra takibine geçildiğinden davacının kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2018 tarih, 2017/1947 E. ve 2018/1508 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça 104.335,44 TL’nin tahsili için davacı borçlu şirket aleyhine 06.03.2012 tarihinde 2012/1986 sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, bu arada 06.03.2012 keşide tarihli 08.03.2012 vade tarihli bononun ödenmemesi üzerine davalı tarafından davacı aleyhine 15.03.2012 tarihinde 2012/2346 sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalı taraf her ne kadar alınan bu bononun vadesi gelmemiş ve ödenmemesi muhtemel borçlar için alındığını söylemişse de, buna dair yazılı delil mahkemeye sunulmadığı, bu durumda bononun ilamsız takip dosyasına konu borç için alındığının kabulü gerektiği, mahkeme kararı bu yönde doğru ve isabetli olduğu gibi, davalı tarafın bonoya ilişkin vade tarihi itibariyle ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine kötü niyetle başladığına dair delil olmadığından davacı tarafça talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin reddi kararının da isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 25.03.2021 tarih, 2020/2945 E. ve 2021/2924 K. sayılı kararıyla kambiyo senedinin daha önceden takibe konu olan cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağa mahsuben düzenlendiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu bononun takibe konulduğu tarih itibariyle temel ilişkiyi sonlandıran bir ödeme bulunmadığı, daha sonra 2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında ödeme yapıldığı, davalının takip tarihi itibariyle takibi başlatmakta haklı olduğu, takip masrafı ve vekalet ücreti ile ilgili bilirkişi tarafından hesaplanan bakiye alacak kalemleri üzerinden kısmi ret hükmü kurulması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma gerekçesi benimsenerek davanın kısmen kabulüne, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/2346 E. sayılı dosyasında takibe konu 06.03.2012 tanzim, 08.03.2012 ödeme tarihli 122.000,00 TL bedelli kambiyo senedi nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacının Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2012/2346 E. sayılı dosyasındaki takip masrafı ve vekalet ücretine yönelik menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu bononun henüz vadesi gelmemiş ve icra takiplerine konu edilmemiş çeklere mahsuben verildiğini, bononun illetten mücerret olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 120 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının dava konusu takip masrafları ve takip vekalet ücreti bakımından borçlu olduğu anlaşılmış, bu kısıma ilişkin kurulacak ret hükmünün bilirkişilerce hesaplanan masraf ve vekâlet ücreti üzerinden kurulması gerektiği işaret edilmiştir. Mahkemece kurulan nihai hükmün 3 üncü bendinde, hükmün sarih olması mecburiyeti ve kurulan hükümde hükmolunan sorumluluğun açıkça belirtilmesi gerektiği gözetilmeksizin yalnızca “takip masrafı ve vekâlet ücretine yönelik talebin” ibaresi üzerinden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Re’sen öngörülen gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “takip masrafı ve vekâlet ücretine yönelik talebinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “takip masrafı 232,55 TL ve vekâlet ücreti 1.192,78 TL bakımından davacı menfi tespit talebinin” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.