Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6165 E. 2023/893 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6165
KARAR NO : 2023/893
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; asıl ve birleşen davada müvekkilinin imtiyaz sözleşmesi uyarınca mobil elektronik haberleşme hizmeti sunduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davalının GSM ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarındaki hakim durumunu çeşitli yollarla fiili münhasırlık yaratmak suretiyle kötüye kullandığını, bu durumun Rekabet Kurulunun 23.12.2009 tarihli, 09-60/1490-379 sayılı kararıyla belirlendiğini, müvekkilinin zararının doğduğunu ileri sürerek, 1.000.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, 20.04.2011 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 5.000.000,00 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili; davacının dilekçesinde müvekkilinin 2007-2009 yıllarındaki bazı eylemlerine dayanarak talepte bulunduğunu, istemlerin zamanaşımına uğradığını, davacının 06.06.2008 tarihinde yaptığı başvuru üzerine Rekabet Kurulu’nun 23.12.2009 tarihli, 09/60/1490-379 sayılı kararını verdiğini, davacının haksız fiilden karar tarihi olan 23.12.2009’da haberdar olduğu kabul edilse dahi dava tarihi olan 29.12.2010 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas yönünden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının GSM sektöründeki hakim durumunu kötüye kullandığını ileri sürerek Rekabet Kurumuna 2008 yılında (2008/2-151 sayılı dosya) şikayette bulunması üzerine Rekabet Kurulu 23.12.2009 tarihli kararıyla, davalının piyasadaki hakim durumunu kötüye kullandığını kabul ederek davalıya para cezası vermiştir. Piyasadaki hakim durumun kötüye kullanılması eylemi hukuki niteliği itibarıyla haksız fiildir. Zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu 29.12.2010 tarihinde açılan davada 818 sayılı Borçlar Kanun’un (818 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, 765 sayılı Türk Ceza Kanun’un yürürlükten kalkmasından sonra, daha önce ceza kanunu kapsamında yer alan kabahatler, ceza kanunları kapsamı dışında/idari yaptırım gerektiren fiiller niteliğine dönüştürülmüş, bu tarihten itibaren kabahatler artık teknik anlamda suç kavramı içinde yer almadığından 818 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesi ikinci fıkrasında yer alan hükmünün kabahat olarak tanımlanan olaylar bakımından uygulanmasının isabetli olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine, asıl ve birleşen davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Yargıtay Kararı
Dairenin 28.03.2022 tarih, 2021/7383 E. ve 2022/2486 Kararı ile, davaya konu eylem sebebiyle, davacı tarafın 06.08.2008 tarihli başvurusuna istinaden Rekabet Kurumu’nun 23.12.2009 tarih ve 09/60/1490-379 sayılı kararıyla davalı Şirket aleyhine idari para cezasına karar verdiğinin anlaşıldığı, davaya konu olaydan ve dava tarihinden önce yürürlüğe giren 30.03.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5236 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde, kabahatlerin “idari yaptırım” gerektiren haksızlıklar olarak nitelendirildiği ve 5326 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinde ise “idari para cezası” idari yaptırım türleri arasında sayılmakla yine aynı Kanunun “Soruşturma Zamanaşımı” başlıklı 20/3 üncü maddesinde ise “nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıl” olarak belirlendiğinden dava ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanunu’nun “Müruruzaman” başlıklı 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur” hükmü ve aynı doğrultudaki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 72 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde düzenlenen “…Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır” hükmü uyarınca, kanun koyucu cezayı öngören kanunlarda belirtilen zamanaşımının Borçlar Kanunu’ndaki zamanaşımından daha uzun olduğu durumlarda, hukuk davasına da bu zamanaşımının uygulanması gerektiğini, somut olayda, davacı tarafın tazminatı gerektiren olayı öğrenerek Rekabet Kurumu’na başvurduğu tarih olan 06.06.2008 tarih ile dava tarihi olan 29.10.2010 birlikte değerlendirildiğinde, zamanaşımı süresinin dolmadığı, haksız fiil zamanaşımını düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesi ikinci fıkrası ve 6098 sayılı sayılı Kanun’un 72 nci maddesi birinci fıkrasında tazminatın “cezayı gerektiren eylem”den doğması halinde bu eylem için ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımının öngörüldüğü hallerde bu sürenin uygulanacağının düzenlendiği dikkate alındığında nispi idari para cezasını gerektiren davalı eylemi nedeniyle açılacak tazminat davasının 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi üçüncü fıkrası gereğince sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düşünülmeksizin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek bozulmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Asıl ve birleşen davalı vekili; Kabahatler Kanunu’nun 31.03.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, dava konusu olayın gerçekleştiği iddia edilen 2007 ve 2008 yılları itibariyle Türk hukukunda kabahatler suç olmaktan, diğer bir deyişle cezayı müstelzim bir fiil olmaktan çıkarılmış bulunduğunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) kapsamına göre ve kabahat olarak kabul edilen yasak fiiller, ceza kanunlarında düzenlenmediği gibi (Türk Ceza Kanunu ve bu kanun dışındaki özel ceza kanunları) “suç” niteliği de taşımadığından 5236 sayılı Kanunun da düzenlenen zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağını, dava konusu hususun haksız fiil niteliğinde olup; suç değil, kabahat olmakla dava konusu ihtilafa ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için haksız fiile konu eylemin yaptırımının bir ceza hukuku yaptırımı olan “adli para cezası” olması gerektiğinden kabahat niteliğindeki dava konusu haksız fiilin yaptırımı idari para cezası iken idari para cezalarının bir ceza hukuku yaptırımı olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının dava konusu ihtilafa uygulanması gerektiğini iddia ettiği sekiz yıllık zamanaşımı süresi de ceza zamanaşımı süresi olmayıp, 5236 sayılı Kanun’un 20 nci maddesindeki soruşturma zamanaşımı düzenlemesine göre de dava konusu dava konusu husus haksız fiil niteliğinde olup; suç değil, kabahat olduğundan kabahat niteliğindeki dava konusu haksız fiilin yaptırımı olan idari para cezalarının bir ceza hukuku yaptırımı olmadığını savunarak bozma ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık davalının GSM sektöründe 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinde yasaklanan “hâkim durumun kötüye kullanılması” öylemine dayalı aynı Kanunun 57 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.

2.818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesi.

3.5326 sayılı Kabahatler Kanunu (5326 sayılı Kanun).

4.4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun).

3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,

Aşağıda yazılı bakiye 581,90 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 3.162,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.