Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6187 E. 2023/1361 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6187
KARAR NO : 2023/1361
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme Kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin davalıya verdiği 180.000,00 USD miktarlı borç ödenmeyince başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete verdiği 10.000,00 TL miktarındaki borç ödenmeyince tahsili için başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili, davacının müvekkiline borç vermediğini, dava konusu tutarın iş avansı olarak gönderildiğini, müvekkilinin halen davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.

2. Birleşen dava davalı vekili, davalının davacıya ve grup şirketlerin verdiği bir kısım hizmetler sebebiyle faturalar düzenlediğini, bu kapsamda halen davacıdan alacaklı olduğunu, borç verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aslında tutarın verilen mal ve hizmet karşılığı avans niteliği taşıdığını savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, gerek dava ve gerekse birleşerek görülen davaya konu miktarların, davacı tarafından davalıya verildiği konusunda bir anlaşmazlığın bulunmadığı, davacının borç verdiğini, davalının ise avans aldığını, avans ödemesi olarak kendilerine verilen para karşılığında hizmet ifa ettiklerini ve borçlu olmadıklarını iddia ettiği, davalının verildiği iddia edilen hizmetin ispat edilmesi gerektiği, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı defterlerinin ise kapanış tasdikleri usulüne uygun olmadığı, dosya kapsamı ve olağan yaşam koşullarında, davacının bu kadar yüksek meblağı davalı tarafa borç olarak verdiği iddiasının samimi bulunmamakla birlikte, davalının da davacıya hizmet verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya yönünden davanın kabulüne, asıl dava yönünden; takibe yapılan itirazın iptali ile takibin 268.902,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına 02.10.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20’si oranında olan 53.780,40 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, birleşen dosya yönünden; takibe yapılan itirazın iptali ile takibin 10.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına 02.10.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20’si oranında olan 2.000,00 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Yargıtay Kararı
Dairenin 02.06.2022 tarihli ve 2021/2472 E., 2022/4359 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; her iki taraf tacir olduğundan ticari faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin yerinde olmadığını, icra inkar tazminatı oranının takip tarihi itibarıyla belirleneceğini, bu sebeple de %40 oranında icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken %20 oranında taktir edilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını, aksi halde bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5219 sayılı Kanun ile değişik 440 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının (1) nci bendi gereğince “Miktar veya değeri 6.000,00 (Altıbin) Türk Lirasından az olan davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin kararlar” hakkında karar düzeltilmesi yoluna gidilemez. 01.01.2022 tarihinden itibaren karar düzeltme sınırı 35.834,00 TL’ye yükseltilmiştir. Davaların birleştirilmesine karar verilmesiyle sadece davaların yargılamaları birlikte yürütülmekte olup, her dava bağımsız karakterini korumaktadır.

Birleşen dosya içeriğine göre, itirazın iptaline karar verilen ve karar düzeltme istemine konu edilen toplam miktar 10.000,00 TL olup Dairemizin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 35.834,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, Mahkemenin 01.11.2013 tarihli, 2010/39 E., 2013/504 K. sayılı kararına karşı davacı tarafından temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle faiz türü ve icra inkar tazminatı miktarı yönünden davalı yararına usuli müktesep hak oluşmasına göre, asıl davanın davacısı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,

Aşağıda yazılı bakiye 206,80 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen asıl dava yönünden asıl davada davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,

06.03.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.