Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/645 E. 2023/4364 K. 11.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/645
KARAR NO : 2023/4364
KARAR TARİHİ : 11.07.2023

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/920Esas, 2021/1518 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ( Asliye Tic. Mah. Sıfatıyla )
SAYISI : 2017/18 E., 2020/34 K.

Taraflar arasındaki şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı …’ın davalı şirketin %50’şer ortağı olup, şirket müdürünün … olduğunu, şirket müdürü olan davalının bir yılı aşkın süredir şirketin işleyişi hakkında hiçbir bilgiyi paylaşmadığını, sürekli tek başına hareket ettiğini, bir süre önce davalı …’ın şirkete ait işyerinin anahtarını değiştirerek müvekkilinin giriş çıkışını engellediğini, şirket mali kayıtları zarar göstermediği halde şirket aleyhine üçüncü kişilerce icra takipleri başlatıldığını, banka kredi, kredi kartı ve 2 adet teminat mektubundan doğan borçların bulunduğunu, davalının şirketin içini boşaltmak niyetiyle hareket ettiğini, müvekkilinin şahsi kredi kartları ile şirket adına ödemeler yaptığını, ancak yaptığı bu ödemeleri geri alamadığını, şirket personelinin maaşları ve hakları ödenmediğinden iş akitlerine son verildiğini ve alacaklarının ödenmediğini, şirketin kuruluşundan bu yana kâr dağıtımının hiç yapılmadığını, şirket işlerinde kullanılmak üzere müvekkiline verilen vekâletten azledildiğini, davalının oğlu adına taşınmaz ve zirai faaliyet için araç ve teçhizat satın aldığını, bu harcamaları şirket parası ile yaptığı yönünde şüphelerinin bulunduğunu, taraflar arasındaki anlaşmazlık ve güven kaybının ciddi boyutlara ulaştığını, bu haliyle şirketin mevcut ortaklık yapısının devamının olanaksız olduğunu ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı …, kendisi adına asaleten davalı şirket adına ise yetkili temsilci sıfatıyla sunduğu cevap dilekçesinde; şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin işbu davada şirket ortağına husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, şirketin muhasebe kayıtları ve tüm defterlerinin davacı tarafça tutulduğunu, esasen davacı tarafça şirketin borçlandırıldığını ve zarara sokulduğunu, bugüne kadar yapılan ödemeleri kendisinin yaptığını, bunun için başka şahıslardan borç almak zorunda kaldığını, davacının şirketi batırmaması için vekaletten azlettiğini, hiçbir şekilde şirket parasından kendi adına bir şey almadığını, aksine kendi malvarlığından şirkete aktardığını, davacının vekillikten azledilmesinden sonra şirket adına olan alacakları piyasadan toplama gayreti içine girdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davalarda husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli olup şirket ortağına husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ve davalının ortak olduğu şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olduğu, şirketin merkezinin bulunmadığı, ticari faaliyetlerini sonlandırdığı, gayri faal durumda olduğu, şirket ticari defterlerinde fiktif stok bulunduğu, fiili envanter stok bulunmaması sebebi ile borca batık olduğu, ana sözleşmedeki amaç ve konunun gerçekleşmesine hukuken imkan bulunmadığı, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, şirket faaliyetinin sekteye uğramasında şirket temsilcisi …’ın kusurlu olduğu, şirketin feshi için haklı sebeplerin mevcut olduğu gerekçesiyle, davalı … hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kabulü ile davalı şirketin ve fesih ve tasfiyesine ve tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının aksine şirketi zarara uğratan tarafın bizzat davacı taraf olduğunu, davacıyı azil etmesine rağmen şirket adına yapılan icra takiplerindeki tebligatları aldığını ve kendisine haber vermediğini, söz konusu işçilik alacaklarının kesinleşmesine neden olarak şirketi zarara uğrattığını, bu dosyalar incelenmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın muhasebe kayıtları ve tüm defterleri tuttuğunu ve usulsüz işlemler yapmak üzere şirketi borçlandırdıklarını, bunun farkına varınca davacı tarafı azil ettiğini, şirketin ödemelerini kendisinin yaptığını, davacının buna rağmen şirketi batırdığını ve kendi hissesini talep için bu davayı açtığını, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, şirketin faaliyetlerine şuan da dahi devam edebileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin çalışır durumda olmadığı, stoklarının fiili olarak bulunmadığı borca batık olduğu, ana sözleşmesindeki amaç ve konunun gerçekleşmesinin hukuken imkan bulunmadığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği gibi nedenler de gözetildiğinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 636 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uyarınca fesih yerine alternatif çözümlerin uygulanmasına gerek bulunmaması sebebiyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı şirket temsilcisinin şirketin devam edebileceğine ilişkin istinaf talebinin dosya içerisinde bulunan Davraz Vergi Dairesinin cevabi yazısında 31.07.2019 tarihinde yapılan yoklamada şirketin faaliyetine devam etmediğinin tespit edildiği ve 28.09.2019 tarihi itibariyle resen kapatıldığı, bilirkişi raporuna göre de şirketin borca batık olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde yerinde olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un 636 ıncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı şirket temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.