Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6453 E. 2023/5823 K. 12.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6453
KARAR NO : 2023/5823
KARAR TARİHİ : 12.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Usulden ret

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.03.2010 tarihli sistem kullanım anlaşması imzalandığını, davalı tarafça sistem kullanım anlaşmasına dayanılarak, her bir trafo merkezi için reaktif sınırların aşıldığı gerekçesiyle müvekkiline Ocak 2009 dönemi için cezai şart faturası düzenlendiğini, sistem kullanma anlaşmasının cezai şartlar başlıklı 10 uncu maddesine göre ihlalin davalının uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirilmemesi halinde ceza tahakkuk ettirilebileceğini, cezai şart uygulanması şartlarının bulunmadığını, müvekkilince ihtirazi kayıt konulmak suretiyle faturanın ödendiğini ileri sürerek 467.791,92 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargı yolu itirazında bulunmuş, davanın esasına ilişkin olarak da müvekkilince yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin ihbar yükümlülüğü bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 24.01.2018 tarih, 2017/800 E. ve 2018/21 K. sayılı kararı ile sistem kullanım anlaşmasının 10 uncu maddesi gereğince ihtar müessesesi işletilmeden kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı, davacının ihtirazi kayıtla ödediği fatura bedelinin istirdadı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 467.791,92 TL’nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 03.02.2021 tarih, 2019/2018 E. ve 2021/810 K. sayılı kararıyla hükümden sonra 25.11.2020 tarihinde kabul edilip 02.12.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33 üncü maddesi ile 6446 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak.” şeklinde (d) bendi eklendiği, aynı Kanunun 39 uncu maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen Ek 3 üncü madde ile de “(1) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” şeklinde düzenleme yapıldığı, bu durumda anılan Kanun değişikliğinin somut olayda yargı yolu bakımından etkisinin değerlendirilmesini teminen Mahkeme hükmünün bozulması gerektiğine işaret edilerek, Dairemizin 06.02.2019 tarih, 2018/2301 E. 2019/883 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile bozma ilamındaki gerekçe doğrultusunda yargılama sırasındaki Kanun değişikliği ile dava konusu uyuşmazlığın adli yargının görev alanından çıkarılıp idari yargının görev alanına dahil edildiği, Kanun değişikliği sebebiyle yargı yolunun caiz olmadığı, Mahkemenin görevli olmadığı, davacı dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemelerin görevli olup olmadığı belirlenirken, davanın açıldığı an esas alınması gerektiğini, usul kurallarının derhal uygulanması ilkesi gereği, bir kanun istisna hükmü içermiyorsa yürürlüğe girdikten sonraki uyuşmazlıklara derhal uygulanacağını, usul kurallarının derhal uygulanması ilkesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 448 inci maddesi gereği tamamlanmamış usuli işlemler için geçerli olduğunu, bir usuli işlem tamamlanmışsa sonradan yürürlüğe giren kanun bu işlemi etkilemeyeceğini, davanın açılmasının da bir usuli işlem olduğunu, bu sebeple davanın görevli mahkemede açılmasıyla artık bu usuli işlem tamamlanmış olduğundan yeni yürürlüğe giren kanunun, mahkemenin görevine etki etmemesi gerekeceğini, davanın açıldığı tarihte görevli olan mahkemenin daha sonra mevzuatta yapılan bir değişiklikle görevsiz sayılmasından sonra, bu mahkemede yapılan işlemlerin geçersiz sayılması ve bu işlemlerin en baştan tekrarlanması, zaman ve masraf kaybına yol açması yönünden usul ekonomisi ilkesine, davaların makul sürede neticelendirilememesine sebep olması yönünden de adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, 7257 sayılı Kanun uyarınca idare mahkemelerinin zaman yönünden hangi aşamada görevli olarak nitelendirilebileceğine yönelik bir düzenleme yer almadığından, eldeki somut duruma göre adli yargının görevli olduğunun kabulu gerektiğini, davaya konu ceza faturasına 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun (6446 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulanmasından kaynaklanan bir işlem olmadığını, dolayısıyla da aynı Kanunun Ek Madde 3 ile belirlenen yargı yoluna tabi olmadığını, söz konusu cezai fatura, Ocak 2009 döneminde gerçekleşen ihlal dolayısıyla düzenlenen faturaya ilişkin olduğunu, taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşmasının 10 uncu maddesine dayanılarak düzenlendiği 6446 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik Mahkemenin görevine etki etmediği halde, sanki 6446 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra dava konusu fatura tahakkuk ettirildiği ve dayanağı olduğu iddia edilen ihlalin gerçekleştiği değerlendirilerek yargı yolunun caiz olmadığına karar verilemeyeceğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının düzeltilerek onanması istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık davada yargı yolunun caiz olup olmadığı ve davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 6446 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.