Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/646 E. 2023/1221 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/646
KARAR NO : 2023/1221
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/390 Esas, 2021/77 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı ve ihbar olunan vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ihbar olunan temyiz dilekçesinin reddine, davalı temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili hakkında Osmaniye 2. İcra Dairesinin 2011/6837 E. sayılı takip dosyasında borçlu sıfatı ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra dosyasının dayanağı olan belge ya da senetten habersiz olduğu bu borç nedeni ile hiç bir senet imzalamadığını, takip alacaklısının kötü niyetinin söz konusu olduğunu ileri sürerek Osmaniye 2. İcra Dairesinin 2011/6837 E. sayılı takip dosyasındaki tüm borç nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitini, Osmaniye 2. İcra Dairesinin 2011/6837 E. sayılı takip dosyasında müvekkilinden bugüne kadar maaş kesintileri ile cebri icra baskısı ile tahsil edilen meblağın şimdilik 15.000,00 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte istirdadını, davalının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı borçlunun kendisine ödeme emri tebliğ edildiğinde itiraz edip takibi durdurabilecek iken bunu yapmadığını ve takibin kesinleştiğini, kesinleşmeden yaklaşık 3 sene sonra bu davanın açıldığını, davanın süresinde açılmadığını, müvekkili Girişim Varlık Yön. A.Ş. Osmaniye 2. İcra Müdürlüğünün 2011/6837 E. sayılı dosyasını alacağın temliki yoluyla temlik alarak alacaklı sıfatını kazandığını, müvekkilinin kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin uygun olmayacağını, davanın temlik eden bankaya ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini, yargılama sonunda müvekkili Girişim Varlık Yönetimi A.Ş. lehine inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İhbar olunan İş Bankası vekili beyan dilekçesinde özetle; davanın neticesinde davalının dava konusu alacağı müvekkili bankadan temlik almış olması ve temlikten önceki tahsilatların müvekkili banka tarafından yapılmış olması nedeniyle müvekkilinin haklarını da etkileyeceğini, bu nedenle davalının yanında yer almak istediklerini, davacı tarafından müvekkili bankaya bir borcunun bulunmadığı ileri sürülmekte ise de borçlunun sözleşmede imzasının olması ve takipten önce banka ihtarlarının ve takipten sonra ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesine rağmen sözleşmeden haberinin olmadığını beyan etmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, sözleşmedeki imzanın davacı borçluya ait olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının davasının reddini, davacı tarafından %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödenmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 11.05.2015 tarih, 2014/585 E. ve 2015/311 K. sayılı kararı ile icra takibine konu kredi sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile davacıdan tahsil edilen 15.000,00 TL’nin davalıdan istirdatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.02.2016 tarih, 2015/10509 E. ve 2016/3164 K. sayılı kararıyla; hükme dayanak olan raporun bu haliyle imzanın davacı eli ürünü olmadığına dair kesin bir görüş içermediği, mahkemece mukayese belgelerle birlikte konusunda uzman üç kişilik grafoloji bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilerek bahsi geçen sözleşme altındaki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı hususunda kesin kanaat içeren rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 06.07.2021 tarih, 2016/390 E. ve 2021/77 K. sayılı kararı ile alınan 17.06.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda takibe konu edilen sözleşmelerdeki imzaların davacı eli ürünü olmadığının rapor edildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında aranan yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne Osmaniye 2. İcra Müdürlüğünün 2011/6837 E. sayılı takip dosyasından ve bu takip dosyasının dayanağı olan kredi sözleşmesinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıdan alınan 15.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak tutarı olan 64.711,27 TL’nin %20’si oranında tazminatın haksız ve kötü niyetli takip yapan davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve ihbar olunan vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kimlik kontrolü yapılarak sözleşme imzalatıldığından kişinin imzasını değiştirmesi dışında ona ait olmama ihtimali bulunmadığını, temlik alacaklısı olarak müvekkil şirketin imzanın borçluya ait olup olmadığını bilme ihtimali bulunmadığından kötü niyetli olmasının da mümkün olmadığını, icra dosyası temlik alınmış olup, temlikten önce yapılan ve T.İş Bankası A.Ş.’ye yapılan ödemelerin temlik öncesi mi temlik sonrası olduğunu tespit etmeksizin tamamının müvekkilinden tahsil edilmesinin doğru olmadığını,

2. İhbar olunan vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.İhbar olunan banka vekilinin kararı temyiz ettiği anlaşılmış olup, ihbar olunana karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği gözetildiğinde, ihbar olunan banka vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

3.Dava, kredi sözleşmesine dayanan takibe ilişkin menfi tespit ve ödenen miktarın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece davalı taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de ihbar olunan bankanın başlattığı icra takibine konu sözleşmede; davacının adı, soyadı ve adresinin açıkça yazılmış olduğu, bu durumda sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığını bilerek kötü niyetle takip başlatıldığının sabit olmadığı anlaşılmış olup, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi kararın bozulmasını gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5236 sayılı Kanun) geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan banka vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,

2. Davalı vekilin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ihbar olunana iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.