Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6512 E. 2023/2160 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6512
KARAR NO : 2023/2160
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/375 Esas, 2018/373 Karar
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasındaki yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Almanya Essen Eyalet Mahkemesinin 14.03.2007 tarihli ve 2 O 130/06 sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yabancı mahkeme kararının usulüne uygun kesinleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 07.05.2013 tarihli ve 2012/536 E., 2013/367 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 27.02.2017 tarihli ve 2015/12850 E., 2017/1098 K. sayılı kararıyla yabancı mahkeme kararının davalıya tebliğine ilişkin evrakların araştırılması gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yabacı mahkeme kararının davalı tarafa tanıma ve tenfiz davası açıldıktan sonra tebliğ edildiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yabancı mahkeme kararının davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu’nun 54 üncü ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, Yabancı Mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.

Dava, 11.11.2010 tarihinde açılmış, yerel mahkemenin 28.06.2018 gün 2017/375 E., 2018/373 K. sayılı kararı ile “dava şartı yokluğundan davanın reddine” karar verilmiştir.

Temyiz aşamasında 07.12.2019 tarih ve 30971 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7194 sayılı Kanun’un) 41 inci maddesi ile

“31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.

Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü getirilmiştir.

Davalı şirket yasa kapsamında olup eldeki tenfiz davası da temelde alacağın tahsiline yönelik olması nedeniyle yasada sayılan alacak davası niteliğinde bulunduğundan yerel mahkemece yasa gereğince karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 7194 sayılı kanun hükümlerinin gözardı edilmesi suretiyle kanunun yürürlüğünden önce verilen kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.