YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6546
KARAR NO : 2023/7780
KARAR TARİHİ : 28.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/356 Esas, 2022/1013 Karar
DAVACILAR : 1.Alfa Asansör Sanayi ve Ticaret A.Ş.
2. Alfa Yürüyen Merdiven Bant ve Asansör San. Ltd. Şti. vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1639 E., 2021/839 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.12.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının yetkili temsilcisinin bir dönem şirket bünyesinde muhasebe sorumlusu olarak çalıştığını, davalı şirket ile aralarında borç doğurucu hiçbir ticari ilişki olmamasına rağmen dava konusu çeklerin takibe konu edildiğini ileri sürerek çekler sebebiyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili yargılama aşamasında 123.333,48 TL’nin icra baskısı altında ödendiğini ileri sürerek bu tutarın istirdatını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeklerin şirket yetkilisinin borcu sebebi ile keşide edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili yargılama aşamasında; şirket tarafından bankadan kullanılan kredilere müvekkilinin kefil olduğunu ve kredi borcunu ödediğini, bu sebeple dava konusu çeklerin verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karinenin mevcut olduğu, bu durumda, davacılar tarafından söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekeceği, yasal karinenin aksini iddia eden davacı tarafın kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın iddiasının usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece; davacının davalı-alacaklının takip yetkisine ve borcun esasına itirazı olduğu değerlendirilerek öncelikle davalının takip yetkisi olduğu ve icra takibine konu borcun doğduğu hususunu sunacağı delillerle ispatlaması gerektiği göz önüne alınıp, tarafların sunacağı deliller toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat külfetinin davacıda olduğu yanlış değerlendirmesi ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, her ne kadar bazı istisnai durumlarda ispat yükü davacıya geçse de bu durumda davacı taraf borcun varlığını inkar ediyorsa veya borçlu olmadığını ispata elverişli delillerle ispat ediyorsa burada artık ispat yükünün … çevrilmiş olacağını ve ispat yükünün davalı tarafa geçeceğini, borcun varlığının inkar edildiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkil şirkette muhasebe sorumlusu olarak çalışan kişi olduğu ve davaya konu senetlerin de müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmamasına karşın haksız kazanç sağlama düşüncesiyle düzenlendiğini, bilirkişi raporunda da taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığı ve çekler nedeniyle davacıların borçlu olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığının belirtildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak çekin bir ödeme aracı olduğu ve mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiği, çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiği iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerektiği, tarafların ticari defter kayıtlarına çeklerin kayıtlı olmamasının çeklerin bedelsiz olduğu anlamına gelmediği, çeklerin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu bulunmadığı gibi, davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun da tutulmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ispat yükünün davalıda olduğunu, çeklerin bedelsiz olmadığının ispatlanamadığını, davalı şirket ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, bilirkişi raporunda da durumun tespit edildiğini, raporun hangi gerekçe ile hükme esas alınmadığının belirtilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çekten kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup yargılama aşamasında istirdat istemine dönüşmüştür.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde.
3. Değerlendirme
1. Kural olarak çek, bir ödeme vasıtası olup aksi kararlaştırılmadıkça mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiği yönünde bir karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden davacı ispatlamakla yükümlüdür.
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu çeklerin şirket yetkilisi …’ın borcuna karşılık keşide edildiğini belirtilmiş; yargılama aşamasında ise 11.05.2016 tarihli celsede ”..alınan çekler davacı Alfa Asansör’ün … … Şubesi’nden alınan krediye davalı şirket kefil olduğundan bankaya 600.000,00 TL’yi … ödeme yapılmıştır, bu çekler yapılan bu ödemeye istinaden davacı tarafından verilmiştir, banka kayıtları celp edilsin ”, 14.12.2016 tarihli dilekçede müvekkili adıma tahsis edilen krediyi davacının kullandığını, çekleri müvekkiline verdiğini, müvekkilinin de bankaya verdiğini, krediyi müvekkilinin ödediğini belirtmiş, 29.03.2017 tarihli celsede ”Bankadan müvekkilimin kullanmış olduğu ve davacının kefil olduğu kredi teminatı olarak dava konusu çekler verilmiş, ancak kullanılan krediden 586.500,00 TL’si davacıya banka aracılığıyla gönderilmiştir. Verilen çekler gönderilen bu havaleler karşılığı düzenlenmiştir. Kredi borcu müvekkilim tarafından ödenmiş olup gönderilen havaleler karşılığı verilen çekler nedeniyle davacı borçludur” şeklinde beyanda bulunmuş, 04.11.2020 tarihli beyan dilekçesinde ise müvekkili adına tahsis edilen kredilerin davacı şirket ile aralarında akdedilen sözleşme gereğince davacı şirketlere kullandırıldığını, bunun karşılığında da bu çeklerin keşide edilip müvekkiline verildiğini, müvekkilinin de bankaya verdiğini, bankadan kullandırılan kredileri müvekkilinin ödediğini, alacaklı konuma geldiğini belirtmiştir.
3. Davalının beyanları üzerine ilgili bankaya yazılan müzekkere cevabında ise davalı ile birlikte davacıya kredi kullandırılmadığı, müşterinin davalı olduğu, kredilerin de ona kullandırıldığı, teminat olarak alınanlar içerisinde Alfa …’in yetkilisi …’ın keşide ettiği, keşide tarihi bulunmayan, Alfa Asansör adına yazılmış, davalıya cirolu 260.000,00 TL ve 280.000,00 TL bedelli … … Şubesi’ne ait iki adet çek bulunduğu, kredi borcunun ise teminat olarak gösterilen taşınmazların satışı ve firma yetkilisinin nakit ve EFT kanalı ile yaptığı ödemeler ile kapatıldığı bilgisine yer verilmişitr.
4. Davalının alıntılanan bu beyanlarının, karinenin aksini iddia eder mahiyette olduğu nazara alınarak ispat yükünün davacıda değil, davalıda olduğunun kabulü ile davalı delillerinin değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün tayininde hataya düşülerek ret kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.