YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6778
KARAR NO : 2022/8470
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.11.2018 tarih ve 2017/350 E. – 2018/789 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.10.2020 tarih ve 2019/515 E. – 2020/766 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin kardeşi olduğunu, babaları …’ın 2010 yılında vefat ettiğini, davalının, sağlığında murisi bir vesileyle aldatıp parmak bastırmak suretiyle keşidecisi muris, lehtarı davalı olan davaya konu bonoyu tanzim ettiğini ve murisin vefatından 6 yıl sonra tüm mirasçılar aleyhine takibe koyduğunu, takibin kesinleşmesini müteakip müvekkilinin hesabında bulunan 307.843,54 TL’nin haczedilerek davalıya ödendiğini, davalının, hatırlı kişilerin araya girmesiyle tahsil ettiği bu paranın 200.000.- TL’sini müvekkiline iade ettiğini ve bu iadeyi tesvik eder mahiyette bir belgeyi de imza ederek müvekkiline verdiğini ancak kalan tutarı çeşitli bahanelere iadeden kaçındığını, okuma yazma bilmeyen murise parmak bastırmak suretiyle tanzim edilen bononun TTK 688. maddesi kapsamında hukuken geçerliliğinin olmadığını, baba-oğul arasında senet tanzimi edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bonoda nakden kaydı bulunsa da murisin davalıdan borç almasını gerektirir hiç bir hastalığı, olağanüstü bir durumunun olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu bonoya dayalı olarak başlatılan takibin iptaline, icra tehdidi altında ödenen 107.843,00 TL’nin istirdadına ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, murisin parmak izi yanında imzasını da taşıyan bononun geçerli olduğunu, bu hususun davacının da malumu olup, bu sebeple kendi payına düşen tutarı ödemeyi kabul ettiğini, bu nedenle müvekkilinin davacının payı üzerinde tahsil edilen tutarı iade ettiğini ve bu hususta taraflar arasında bir protokol imzalandığını, müvekkilinin protokole uyarak kesinleşen takip nedeniyle koyulan hacizleri kaldırdığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bonoya dayalı olarak başlatılan ve kesinleşen icra takibiyle davalının davacıdan 307.843,54 TL tahsilat yaptığı ve bu ödemeden sonra taraflar arasında “Borç Kapama Protokolü” başlığını taşıyan bir anlaşma imzalandığı, imzası ve içeriği itibariyle inkara uğramamış bu anlaşma uyarınca, davacının bono dolayısıyla 107.843,54 TL tutarında borçlu olduğunu kabul ettiği ve protokolde bu tutarın ödenmesiyle birlikte davacının başka bir borcu kalmadığının açıkça belirtildiği, protokoldeki açık kabulü dolayısıyla davacının ödemiş olduğu tutarın istirdadını talep etmesinin mümkün olmadığı, keza protokol içeriğine göre davacının senet dolayısıyla açıkça kabul ettiği ve ödediği 107.843,54 TL dışında borçlu olmadığı, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu edilen 500.000,00 TL’lik bono nedeniyle 393.000,00 TL’lik kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine, istirdat ve kötü niyet tazminatı taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20.134,33 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.