Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6899 E. 2022/8915 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6899
KARAR NO : 2022/8915
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 28.05.2015 gün ve 2014/282 E.-2015/395 K. sayılı hükmün (kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nce 03.05.2016 gün ve 2015/16137 E.-2016/8174 K. sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, HGK’nın 2019/(19)-11-720 Esas 2022/836 Karar sayı ve 07.06.2022 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülerek asıl ve birleşen davada davalı tarafın işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup,incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, müvekkillerinin Z… ile birlikte hissedarı oldukları… , … Mahallesi 1073 ada, 57 pafta üzerinde kurulu kargir binanın betonunu sözleşme gereği davalıdan satın aldıklarını, kargir binanın B Blok 11. ve 12. katlarında çalışan teknik personelin bina betonunun çürük olduğundan şüphelenmeleri üzerine taraflarınca İ.T.Ü. İnşaat Fakültesine başvurulup betonun incelenmesinin istendiğini, İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi Yapı Malzeme Laboratuvarınca düzenlenen 21.6.2004 tarihli ve 616 sayılı; 20.7.2004 tarihli ve 758 sayılı teknik raporlarda beton kalitesinin taşıması gereken değerden düşük olduğunun belirlendiğini, beton dökme aşamasında ürünün kalite ve mukavemetini ölçmek için numune alındığını, beton alımı sırasında düzenlenen bütün direnç raporlarının kendilerinden gizlendiğini, beton kolon ve perdelerinin çelik takviyesi, betonun güçlendirilmesi ve binanın standart sağlamlığa kavuşması için Onur İş Proje Taahhüt Ltd. Şti.’ye başvurulup, fizibilite raporu istendiğini, bu şirket tarafından düzenlenen 28.08.2004 tarihli teklifte tüm işin 37.700 USD+KDV’ye mal olacağının saptandığını, bu durum tespitinden sonra kendilerince alttan ve üstten geçici takviye yapıldığını ve hâlen bu takviyenin devam ettiğini, 1700USD tespiti yapılmamış kolonun takviyesi ve 4.368USD 234 torba epoksili çelik strüksiyon katkı maddesi bedeli olmak üzere toplam 43.768USD+%18 KDV (7878 USD)=51.646USD talep etme zarureti doğduğunu, zararın tespiti için Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/289 D. İş sayılı dosyası ile bir tespit yaptırıldığını, ayıplı betonun satılmasından dolayı standart sağlamlıktan uzak inşaat yapılmak zorunda kalındığını, bu hususun anlaşılması hâlinde binanın değer kaybedeceğinin açık olduğunu, davalının haksız fiili sonucu meydana gelen 51.646USD zararın tespit sonucu ortaya çıkacak miktar da değerlendirilerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise talep edilen bedel 69.346USD’ye yülseltilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, talep konusunun zamanaşımına uğradığını, dava konusu betonun teslim alınması ve uygulanmasının davacının yetkili mühendisleri kontrolünde yapıldığını, 06.12.2001 tarihinden itibaren alınan ve kullanılan betonun kalitesiz ve standardı olmadığı iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu inşaatın hazır betonlarının karşılanması için müvekkili ile Z… arasında 2001 yılında bir sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin davacıları tanımadığını ve davacılara hiçbir şekilde beton satmadığını, yapılan sözleşmeyle Z…’a ait İstanbul Mecidiyeköy mevkiinde bulunan inşaata hazır betonların Z…’ın tayin ettiği şantiye şefine teslim edildiğini ve şantiye şefinin istediği yere döküldüğünü, vekil edeninin hazır betonun Türkiye’de uygulanmasında öncelik eden ve çok uzun yıllardır bu konu ile iştigal eden bir kuruluş olduğunu, bu nedenle müvekkilinin bütün dünyada uygulanan ve kabul edilen standartlara uyarak ürettiği betonun üretim tarihini ve üretim saatini net olarak belirtmekte olduğunu ve kendi laboratuvarında kalite kontrolü yaparak sevkiyatını yaptığını, ancak hazır betonun döküleceği yerlerin hazırlanmasını ve uygulamasını müvekkilinin yapmadığını, beton dökümünün yapılacağı yerde inşaat alanına park etmiş özel araç nedeniyle beton pompasının kurulamadığını, beton nakliye araçlarının inşaata yaklaşamadığını, bundan dolayı betonun dökümünde aksamalar olduğunu, ayrıca davacı tarafından hazırlanan beton kalıplarında meydana gelen sorunlar nedeniyle istekleri doğrultusunda betonun yavaş dökülmek zorunda kalındığını, bu durumun da betonun kalitesinde düşüşlere sebebiyet verdiğini, bu aksamaların betonun uzun süre beklemesine ve betonda slap kaybının oluşmasına yol açtığını, Z…’ın şantiye şefinin talimatıyla betona su ilâve edildiğini ve istenilen yere betonun döküldüğünü, ayrıca kalıptaki problemler nedeniyle tespit raporunda da belirtildiği gibi davacılar tarafından betonun dökümünde vibratör ile gerekli sıkıştırmanın yapılmadığını, dava konusu inşaata hazır beton verilen zamanlarda müvekkili tarafından başka pek çok inşaata da aynı tesislerde üretilen aynı nitelikteki betondan verildiğini, ancak hiçbirinde böyle bir sorun yaşanmadığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen kararda direnilerek, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, 24.780-USD alacağın 7.080-USD’sinin 22.11.2004 dava tarihinden, 17.700-USD’sinin ıslah ve birleşen dava tarihi 13.09.2005 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca USD cinsi 1 yıllık mevduata kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19 Hukuk Dairesince, Dairenin bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından direnme kararına ilişkin dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.2022 tarih ve 2019/(19)11-720 esas ve 2022/836 karar sayılı ilamı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gereğince asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmekte ise de, eldeki dava davacılar vekilinin yazılı ve sözlü beyanları değerlendirildiğinde, usul hukuku ilkelerinden tasarruf ilkesi ve bu ilkeden doğan taleple bağlılık ilkesi gereğince özünde tek dava niteliğinde olduğu, mahkemece belirtildiği şekilde tek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle direnmenin uygun olduğu ve davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 11 Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.738,67 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, 12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.