Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/701 E. 2022/9622 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/701
KARAR NO : 2022/9622
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.01.2019 tarih ve 2015/553 E- 2019/20 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.10.2021 tarih ve 2019/1547 E- 2021/1192 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden “parasının her istediği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği” garantisi ile 17.01.2001 tarihli “… Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” adlı belge karşılığında toplam 100.000,00 DM (51.129,18 Avro) karşılığı 172.126,38 TL’nin tahsil edildiğini, müvekkilinin parasını geri almak istediğinde ise şirket yetkilileri tarafından her defasında yatırdığı paranın faizi ile birlikte geri ödeneceğine dair garanti verildiğini ve ileri bir tarih verilmek sureti ile müvekkilinin davalı şirket tarafından oyalandığını, son olarak müvekkilinin dava açacağını belirtmesi üzerine kendisine paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının söylendiğini, davalıların kanuna aykırı olarak para topladığını, bankalar kanunu, SPK Kanunu, TTK ihlal ettikleri, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerini hakkında ceza yargılaması yapıldığı ve yönetim kurulu üyelerinin cezalandırıldığını, davalı …’ın da ceza aldığını, şirket ana sözleşmesinin ihlal edildiğini, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığını, TTK’ya aykırı olarak sermaye artırım kararı alındığını, mevcut sermayenin ödemesinin yapılmadığını, Yimpaş Grup şirketlerinin kasten mal varlığını azaltığını iddia ederek davalıların hisse senedi satımı yapamayacağının ve taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin olmadığının tespiti ile kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile haksız fiil hükümleri uyarınca 100.000,00 DM (51.129,18 Avro) karşılığı 172.126,38 TL’nin paranın yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte geri ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, kâr vaadi ile şirketlere ortak olunabileceği ancak faiz garantisi ile şirketlere ortak olunmayacağı, davalı şirket yöneticilerinin eylemlerinin kâr garantisi ile davacıyı şirkete ortak ettiği, bu eylemin para toplama amacı dışında başka bir amaca hizmet etmediği, yetkili kurumlardan da para toplama faaliyeti için izin alınmadığı, bu nedenlerle taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespit olunduğu, davalı şirketin ve yetkililerinin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden “hisse senedi talep formu” ve “hisse devir kabul sözleşmesi” adlı belgeler ile yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile şeklen ortak görünen gerçek kişilerin iradesini fesada uğratma yönündeki haksız eylemlerinden ötürü, davacının vaki zararından ötürü haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğu, davacı tarafça davaya dayanak teşkil eden belgedeki meblağ yeniden hesaplandığında davacının yatırdığı paranın önce Avro’ya sonra TL’ye çevrilerek 169.344,99 TL olarak 100.000,00 DM’nin karşılığının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine, 100.000,00 DM’nin dava tarihindeki karşılığı 169.344,99 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalı şirketin anonim pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ancak borsada işlem görmeyen anonim ortaklık niteliğinde olduğu, bu sebeple yasa kapsamına girmediği, İlk Derece Mahkemesi’nin karar gerekçesine göre davacı vekilinin sair ve davalılar vekilinin tüm istinaf sebeplerinin esastan reddine, ilk derece mahkemesinin ortak olunmadığının tespiti talebi hakkında karar verilmemiş olmasında isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 355. maddesi hükmündeki kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kabulü ile davacı vekilinin hüküm altına alınan alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline yönelik istinaf sebebinin kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 169.344,99 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekiline 19.08.2019 tarihinde tebliğ olunmuş, davalılar vekili Kanunda öngörülen iki haftalık süreden sonra 06.09.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalılar vekilinin süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmadığı gözetilip buna göre bir karar verilmesi gerekirken davalılar vekilinin süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurduğu kabul edilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen ve davacının temyiz itirazı ile bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle re’sen ve davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 29.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.