YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7073
KARAR NO : 2023/227
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Saray Cam-Cam İşleme Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile müvekkili arasında derdest olan Denizli 4. İş Mahkemesinin dosyasının bulunduğunu, taraf teşkilinin sağlanabilmesi amacıyla şirketin terkinden önceki imza yetkilisi ve terkini gerçekleştiren ticaret sicil müdürlüğü aleyhine şirketin ihyası talepli dava açılması için süre ve yetki verildiğini, şirketin 03.02.2014 tarihinde re’sen terkin edildiğini belirterek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili; davanın reddini istemiştir.
2 Davalı Sarayköy Ticaret Sicili Müdürlüğü davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Denizli 4. İş Mahkemesindeki dosyanın görülüp sonuçlandırılması için terkin edilmiş şirketin yeniden tescili gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi kapsamında açılan davada zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin bulunmadığı, şirketin ticaret sicilinden kaydının re’sen terkin edilmesi nedeniyle şirket temsilcisi olan davalı aleyhine açılan davada pasif dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın Sarayköy Ticaret Sicili Müdürlüğü yönünden kabulü ile Saray Cam – Cam İşleme Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin tüzel kişiliğinin ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyası ile ticaret siciline tesciline, ihya, tescil ve ek tasfiye işlemlerinin yürütülmesi bakımından …’ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tasfiye memuruna tebliğine, karar kesinleştiğinde Sarayköy Ticaret Sicili Müdürlüğüne bildirilmesine, Ticaret Sicil Müdürlüğünce Ticaret Sicil Gazetesinde ilânına, davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece pasif husumet yokluğuna karar verilmiş ise de bu davanın açılması için Denizli 4. İş Mahkemesince yetki ve süre verildiğini, Mahkemenin bu ara kararı doğrultusunda davanın açıldığını, bu nedenle taraflarına bir kusur yüklenemeyeceğini, sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, bu nedenle davalı … lehine hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılarak lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, ihyası istenen şirketin 03.02.2014 tarihinde re’sen ticaret sicilinden terkin edildiğini, terkin işleminden 8 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılması sebebiyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesi gereğince geçici ihya istemi ile açılan davada kanunda açıkça belirtildiği üzere ihyası istenen şirket hakkında dava bulunması durumunda ihya kararı verilebileceği, davalı gerçek kişi vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, bu davanın yasal hasım olarak Ticaret Sicil Müdürlüğüne açılması gerektiği, davalı gerçek kişi yönünden pasif husumet nedeniyle usulden ret kararı verilmesinin doğru olduğu, davalı gerçek kişi lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı … vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.
2.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, re’sen terkin edilen şirketin ihyasının talep edilip edilemeyeceği, bu talebin kime karşı ileri sürülebileceği, hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı hususlarındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
A. Davalı … Temyizi Yönünden
Davalı … şirketin yetkilisi olup; şirketin ticaret sicilinden re’sen terkin edilmesi nedeniyle ihyası davasında davalının pasif dava ehliyeti bulunmadığından hakkındaki dava usulden reddedilmiştir. Bu durumda davalı … vekili tarafından karar temyiz edilmişse de, davalı …’ın şirket adına kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
B. Davacı Temyizi Yönünden
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı … Temyizi Yönünden
Davalı … vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava şirketin ihyası talebine ilişkindir.
Dava konusu şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi mucibince Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re’sen terkin edilmiştir. Dolayısıyla gerek İlk Derece Mahkemesinin gerekse Bölge Adliye Mahkemesinin adı geçen şirketin 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesi gereği tasfiye edildiğinden hak düşürücü sürenin aranmayacağı yönündeki tespiti ve gerekçesi yerinde değildir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü dava konusu şirketi 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince re’sen terkin ederken terkin nedeni olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen “vergi mükellefiyetinin terkini” göstermiştir.
Ne var ki vergi mükellefiyetinin terki geçici 7 nci maddede sayılan terkin nedenlerinden biri olmadığından Ticaret Sicil Müdürlüğünün bu nedenle anılan madde kapsamında re’sen terkini doğru olmamıştır. Terkin doğru olmadığından davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunluluğu da yoktur. Zira burada verilecek ihya kararı gerçek bir ihya değil hatanın düzeltilmesi niteliğinde bir ihya kararıdır. Bu karar ile birlikte şirket bütün organlarıyla eskiye avdet edecektir.
Şirket bütün organlarıyla eskiye avdet edeceğinden tasfiye memuru atanmasına da gerek yoktur. Her iki mahkemenin buna ilişkin kararları da bu nedenle hatalı olmuştur.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesine dayalı terkin davalarında ticaret sicil müdürlükleri yasal hasım değil işlemi yapan taraftır. Dolayısıyla ticaret sicil müdürlüğünün hatalı işlemi nedeniyle şirket terkin edilmişse ihya davası sonunda kurulacak hükümde ilgili müdürlük yargılama giderlerine de mahkum edilmesi gerekecektir. Somut uyuşmazlıkta Ticaret Sicil Müdürlüğünün hatalı işlemi nedeniyle dava konusu şirket terkin edildiğinden yargılama giderlerinden de adı geçen Müdürlüğün sorumlu olması gerekirken, söz konusu giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Özetle ihya kararı neticesi itibariyle doğru olmakla beraber, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince değil aynı Kanun’un 547 nci maddesi mucibince verilmesinin, tasfiye memuru atanmasının ve yargılama giderlerinin davalı kurum yerine davacı üzerinde bırakılmasının doğru olmadığı, kararın bu yönlerden düzeltilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan hükmün doğrudan onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.