Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/710 E. 2022/9585 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/710
KARAR NO : 2022/9585
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14.07.2021 tarih ve 2021/16 E. – 2021/189 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, BK, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılanıp mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, TTK’nun 336. maddesi uyarınca davalı …’ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitini, 12.907 Euro’nun faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, TTK’nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, hile iddiası yönünden bir yıllık hak düşürücü sürenin ve 818 sayılı BK’nın 125., 6098 sayılı TBK’nın da 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık dava süresinin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yatırdığı parayı yüksek faiz getirisi getireceği ve istediği her an paranın geri ödeneceğine inandırılıp, davacı üzerinde güven telkin edildiği, davalı şirketin yöneticileri hakkında ceza mahkemelerinde davalar açıldığı, açılan davaların sonucunun uzun bir süreç aldığı gözetildiğinde davacının açmış olduğu davada davalılar tarafından zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin TMK’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi işbu alacak davasının da yasal süre içerisinde açıldığı, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı şirketler ile yetkililerinin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden “hisse devir ve kabul sözleşmesi” adlı belge ile yüksek kâr ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile şeklen ortak görünen gerçek kişilerin iradesini fesada uğratma yönündeki haksız eylemlerinden ötürü, davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğu, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı Hukuk İşleri Daire Başkanlığının yazısında …’nin kurullarının 07.01.1997 tarih ve 1/19 sayılı kararı ile, Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. ve Tic. A.Ş.’nin kurullarının 13.02.1997 tarih ve 5/119 sayılı kararı ile paylarının kurulun kaydına alındığını, Yimpaş Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin kurullarının 02.09.1999 tarih ve 85/1055 sayılı kararı ile paylarının kurulun kaydına alındığı, söz konusu şirketlerin paylarının borsada açık işlem görmediği, 6362 sayılı SPK Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş şirketler sayılan halka açık ortaklık statüsünde olduğu hususlarının belirtildiği, 7194 sayılı Kanunla eklenen geçici 4. maddede belirtilen “pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar” ibaresi dikkate alındığından SPK yazı cevabından davalı şirketlerin pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan halka açık ortaklık statüsünde olduğu ancak söz konusu şirketlerin paylarının borsada işlem görmediği, davalı şirketlerin anılan kanun kapsamına girmediği, yasa hükmünün dava konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 12.907 Euronun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, Dairemizin 15.05.2017 tarih ve 2016/8035 Esas- 2017/2870 Karar sayılı ilamında zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağının belirtilmesine, mahkemece bozma ilamına uyulmakla bu hususun davacı yararına usuli kazanılmış hak teşkil etmesine göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.061,87 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 28.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.