Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/717 E. 2022/9625 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/717
KARAR NO : 2022/9625
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12.07.2021 tarih ve 2020/89 E. – 2021/166 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, TTK’nın 336. maddesi uyarınca davalı …’ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 68.702,29 Euro alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduklarını, TTK’nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketlerin tasfiye halinde olmadıklarını, zaman aşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı şirketlerin ve yetkililerinin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden “hisse devir ve kabul sözleşmesi” adlı belge ile yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile şeklen ortak görünen gerçek kişilerin iradesini fesada uğratma yönündeki haksız eylemlerinden ötürü, davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğu, davacının tercihini yabancı para cinsinden Euro ile talep ettiği, dava konusu 131.500,00 DM ve 2.870,00 DM olmak üzere toplam 134.370,00 DM bedelli hisse devir ve kabul sözleşmesi adlı belgelerde dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 1 DM=1,95583 Euro karşılığı olan 134.370,00 DM/1,95583-Euro =68.702,29 Euro’nun dava tarihi itibariyle TL karşılığının hesaplandığı, buna göre 1 Euro’nun dava tarihinde 2.3272 TL olduğu dikkate alınarak 68.702,29 Euro’nun harca esas değerinin 159.883,97 TL olduğu, taleple bağlı kalınarak Euro cinsinden hüküm kurulduğu, davalı şirketlerin ve davalının eylemi haksız fiil teşkil ettiğinden davacının ödediği paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını isteyebileceği, ancak her ne kadar davacı dava dilekçesinde yabancı para cinsinden ödenmesini talep ettiği tutara tahsil tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuş ise de, bozma ilamından önceki dosya ile yapılan yargılamada dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği, davacı tarafından bu hususun temyiz edilmediği, bu durumun davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, bu sebeple kabul edilen tutara dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği, 7194 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4. maddesinde belirtilen “pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar” ibaresi dikkate alındığında SPK yazı cevabından davalı şirketlerin pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan halka açık ortaklık statüsünde olduğu, ancak söz konusu şirketlerin paylarının borsada işlem görmediği, davalı şirketlerin bu kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığının tespitine, 68.702,29 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle Dairemizin 05.06.2017 tarih, 2016/9898 esas ve 2017/3342 karar sayılı ilamı ile zaman aşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının açık olduğunun ifade edilmiş bulunmasına ve bu şekilde davacı yararına zaman aşımı hususu bakımından usuli kazanılmış hak oluşmasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8.871,37 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 29.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.