YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/752
KARAR NO : 2023/3392
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1765 Esas, 2021/1474 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/333 E., 2019/945 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır davacı vekili Avukat ……ile davalı …Ş. vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi adına kayıtlı taşınmazın dava dışı Fener Madencilik Yapı İnşaat Paz. ve Tic. A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede ipotek verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece ipoteğin kaldırılmasını, tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; ipotek veren diğer davalının Fener Madencilik Yapı İnşaat Paz. ve Tic. A.Ş.’nin ortak ve yönetim kurulu başkanı ……’ın kardeşi olduğunu, davacının ipotekten haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aynı taşınmaz için yine aynı şirketin kullandığı krediler için tesis edilen 1 nci derece ipoteğe davacının muvafakat verdiğini, 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinin kefalet için eş muvafakatı aradığı halde ipotek için böyle bir muvafakata gerek olmadığını, diğer davalı …’ın kefaleti olmayıp ipotek verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı …, tapu dairesinden aranıp kendisine bir kısım evrakların imzalatıldığını, ilk ipoteğin devamı olarak düşündüğünü, davacı eşinin 2 nci derece ipotekten haberinin olmadığını, bu 2 nci derece ipotek esnasında borçlu şirket ile banka arasında yenilenen kredi sözleşmesini bilmediğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki “aile konutu” hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.’nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak ipotek tesis edildiği, kefaletin şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş rızası gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk ipotek tesis edilirken müvekkilinin rızasının alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun’un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde muvafakat alınmadan ipotek tesis edildiğini, bankanın kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı üzerine tapuda işlem yapıldığını, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık taşıyacağını, kanuna karşı hile anlamına geleceğini, Mahkeme kararının müvekkilinin ve bankanın iradelerine ters olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde kefalet sözleşmesinin düzenlendiği, aynı Kanun’un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun’un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun’un 194 üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.’nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı … adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, davacının dava konusu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu iddia ve ispat etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli ipotek tesis edilirken davacı eşin rızası alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun’un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde muvafakat alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık taşıyacağını, zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin kaldırılması, tapu sicilinden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun’un 881 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …Ş.’ye verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.