YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/961
KARAR NO : 2023/3883
KARAR TARİHİ : 19.06.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/309 Esas, 2021/1425 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/246 E., 2019/469 K.
Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 10.04.2018 tarihli 2018/02539 sayılı tasarım başvurusunu yaptığını, davalı şirketin işbu tasarımı müvekkilinin iznini almadan ve herhangi bir bedel ödemeksizin çoğaltarak internet sitesinde 2018/02539-15 numaralı ürünü 369,00 TL bedelle sattığını ileri sürerek dava konusu eserin 3 katı kadar olan bedelden şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 31.12.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkiline ait tescilli tasarıma davalı tarafça yapılan tecavüzün 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) uyarınca durdurulmasına, önlenmesine, müvekkilinin uğradığı zarar ile yoksun kalınan kâr için şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi zararın 09.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz olarak nitelendirilen ürünü… isimli üreticiden aldığını, müvekkilinin işbu dava ile söz konusu durumdan haberdar olması üzerine, iyi niyetli olarak, elbisenin tasarım tescil başvurusundan önce veya sonra satışa sunulduğuna bakılmaksızın, aldıkları 8 adet elbisenin satışını derhal durdurduğunu, davacının tasarım hakkına tecavüzün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin www.modamlagiyim.com adlı internet sitesinde satışını gerçekleştirdiği LİZA markalı elbise ürününde kullanmış olduğu tasarımın davacı adına tescilli 2018/02539-15 sıra numaralı tasarıma ilişkin hakları ihlal ettiği ve davacının tasarımdan doğan haklarına tecavüz eylemlerinin meydana geldiği, davalının bu eylemlerinde kusurlu olup olmadığı ve dolayısıyla aleyhinde tazminata hükmedilip hükmedilemeyeceği hususunda değerlendirme yapıldığında; tasarımsal faaliyetlerin oldukça yoğun olduğu bir sektörle ilgili alelade bir ürünün ticarete konu edilmesi durumunda söz konusu ürünün piyasadaki emsallerine göre çok ciddi bir orijinallik göstermediği hallerde anılan ürünün tasarım koruması altında olup olmadığının bilinmesinin, araştırılmasının ve hatta araştırma yapılsa dahi tespit edilmesinin ticari hayatın olağan akışı içerisinde çoğu zaman mümkün olmayacağı, çünkü ülkemizde bir ürünün tasarım tescili koruma altına alınabilmesi için gereken yegane unsurun şekli şartların yerine getirilmesi olduğu ve bu nedenle hemen hemen tüm ürünlerin tescil koruması altına alınabileceği, bilhassa tekstil sektöründe tasarım ve tescil oranının çok yüksek olduğu göz önüne alındığında hangi ürünün tescilli hangi ürünün tescilsiz olduğunun davalı gibi üçüncü kişilerden ürün almak suretiyle ticari eylemlerde bulunan firmalarca bilinmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafça ürünün hangi firmadan alındığının belirtildiği, ancak davacı tarafça bu firma hakkında herhangi bir tespit yapılmadığı gibi dava da açılmadığı, davalının kusurunun olmaması nedeni ile tazminat talebi dışında davacının taleplerinin kabulünün gerekeceği, manevi tazminat şartlarının da doğmadığı, kaldı ki tazminat hesabı yapılsa bile davacının gelir kaybının olmadığının bilirkişi raporunda belirtildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalının davacının tasarımına konu ürünlere ilişkin satışının durdurulmasına, davalıda bulunan ürünlerin toplatılmasına, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tecavüzün varlığı tespit edilmesine ve diğer talepleri kabul edilmesine rağmen davalının kusurunun olmadığına ilişkin olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu tasarımın satışının davalı şirketin internet sitesinde dava tarihinden, hatta davalı şirketin web sitesi üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan raporun davalı şirkete 16.08.2018 tebliğinden sonra da, sürdürüldüğünü, hal böyle iken davalı şirketin tescilli olduğunu bildiği bir tasarımın satışına devam ettiği gözetilerek kusurlu olduğuna karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket her ne kadar üreticiden uyuşmazlık konusu tasarımı satın aldıklarını ve tasarımın tescilli olduğunu bilmediklerini iddia etmiş ise de bu tasarım modelinin üreticiye verilerek özellikle bu tasarımın sipariş üzerine ürettirildiğinin aksi yönde bir delil sunmadığını, Mahkemece, tazminat hesabı yapılsa bile davacının gelir kaybının olmadığına ilişkin hükme esas bilirkişi raporunda tecavüz edilen dönemlerin hatalı tespit edildiğini, eksik değerlendirmeyle satış kârı hesaba katılmadan, sadece satış adet ve tutarları gösterilerek hesaplama yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maddi tazminat talebini 6769 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine dayandırdığı, davalı şirketin ise sadece internet sitesi üzerinden satış yaptığı, üretim için atölyesinin veya çalışanlarının olduğunun iddia ve ispat edilemediği, Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, somut uyuşmazlıkta tasarım faaliyetinin yoğun olduğu tekstil sektöründe ciddi bir yaratıcılık göstermediği hallerde, alelade bir ürünün tasarım koruması altında bulunduğunun bilinmesinin mümkün olmadığının ve 29.07.2019 tarihli ek raporda da davalının satışının dava tarihi itibariyle durdurduğunun kabul edilmesi gerektiğinin bildirildiği, taklit tasarımlı malların satıcıları yönünden, men ve ref sorumluluğu ile tazminat sorumluluklarının birbirinden ayrılması gerektiği, taklit tasarımlı malların üreticilerinin kural olarak gerek men ve ref, gerekse tazminat sorumluluğu yönünden sorumlu olduklarının kabulü gerekirken, bu malları başkasından satın alarak kendileri satışa arz edenlerin men ve ref sorumlulukları yönünden, kusurlu olup olmadıklarına bakılmazken, tazminat talepleri yönünden sorumluluklarının kusur esasına dayalı olduğu, dolayısıyla satıcının bu malların taklit olduğunu bilerek satmasının ve bu hususu bilebilecek durumda olmasının gerektiği, somut uyuşmazlıkta da sadece satıcı olan davalının malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satışa sunduğu malların, tescilli tasarıma konu olduğunu bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun ispatlanamadığı, bu durum karşısında Mahkemece, davalının tazminat taleplerinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, 12.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalının kusurlu olduğu tespitine yer verilmesine rağmen Mahkemece aksi yönde karar verilerek maddi ve manevi taleplerinin reddinin doğru olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı tasarımına tecavüzün ref’i, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun’un 56, 58, 59, 81 ve 151 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.