Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/1099 E. 2023/1420 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1099
KARAR NO : 2023/1420
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/113 Esas, 2020/187 Karar
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiş, bu kararın da davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/(19)11-990 E. 2022/1568 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının kısmen yerinde olduğuna karar verilerek hüküm altına alınan miktar yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında 2012-2013 yıllarında muhtelif inşaat malzemeleri alışverişi ile bir takım inşaat işleri uygulamalarının yapıldığını, ancak davalının almış olduğu malların ve hizmetlerin bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz dilekçesinde, ticari ilişkiyi kabul ettiğini, ancak aldığı malların ayıplı olduğunu iddia ederek borcun tamamına itiraz ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiş, 05.02.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 86.805,15 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yıllardır devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, bu süreçte davalının yapmış olduğu ödemelerin davacıdan alınan malzeme ve işçilik bedellerini fazlasıyla karşıladığını, icra takibine itiraz edildikten sonra 27.02.2014 tarihli noter ihtarıyla davacı şirketin yaptığı işler ile malzemelerdeki ayıp ve eksikliklerin giderilmesi talep edildiği hâlde davacı tarafından bu ayıp ve eksikliklerinin giderilmediğini, davacının gerçek bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 07.10.2020 tarihli ve 2020/113 E. 2020/187 K. sayılı kararıyla; ispat yükü kendisinde bulunan davalı şirketin, icra takibine konu fatura bedellerini ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2018 tarih ve 2018/672 E. 2018/729 K. sayılı kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 25.02.2020 tarih ve 2018/3515 E. 2020/587 K. sayılı kararıyla; tarafların ticari defterleri inceletilerek ödemeler yönünden aralarında fark çıkarsa davalıya yaptığı ödemeleri kanuni delillerle ispat için fırsat verilip takip dayanağı faturaların ödendiğinin kanıtlanması halinde davanın reddine, aksi halde ise asıl alacak yönünden ve davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğü kanıtlanırsa temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki faiz de hesaplattırılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla hüküm verilmesi doğru olmadığı gibi bu hususun istinaf mahkemesince de gözden kaçırılması doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozularak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama sırasında davalı taraf tüm delillerini ibraz ettiği, delilleri arasında tediye belgesi, banka dekontu vb. ödeme belgesinin sunulmadığı, yemin deliline de dayanılmadığı, bilirkişi raporunda, davalının ticari defterlerinde geçen ödemelerin, davacı ticari defterlerinde görülmediği, defterlerin birbirini teyit etmediği, davalı tarafın ticari ilişkiyi, davacı taraftan mal ve hizmet alımını, karşılığında ödemeler yaptığını kabul etmekle birlikte, malların ayıplı çıktığını, buna rağmen yapılan ödemelerle borçlu olmadığını, verilen yasal sürede savunma dilekçesinde ve 10.06.2015 havale tarihli delil dilekçesindeki delillerle ispatlayamadığı, kabul

edilen faturalar nedeniyle davacı tarafından belirtilen tutar kadar borçlu olduğu, faturaları kabul ettiği, fatura tarihi itibariyle temerrüde düşmekle, fatura tarihleri itibariyle işleyen faizden de sorumlu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının alacağını ispat edemediğini, ticari defterlerine göre davacıya borcu bulunmadığını, bilirkişi raporlarında borç tutarının sağlıklı bir şekilde hesaplanamadığını, davacanın ticari kayıtlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, ileri sürmüştür.

C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/(19)11-990 E. 2022/1568 K. sayılı ilâmı ile taraflar arasında ticari ilişkinin varlığının davalı tarafça da kabul edildiği, dava konusu iki adet faturanın her iki taraf defterinde de kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafça faturalara süresinde itiraz edilmediği ve ticari defterine de kaydedildiği, bu durumda ispat yükünün davalı tarafta olduğu ve borcun ödendiğini ispatlaması gerektiği, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini teyit etmediği, davalının delilleri ile ödeme olgusunu ispat edemediği, yemin deliline de dayanmadığı, davalının kabul ettiği iki fatura tutarı kadar borçlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince davalının fatura bedellerini ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle direnme kararının yerinde olduğu, ancak hüküm altına alınan miktar hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu iki adet fatura nedeniyle davalının borçlu olup olmadığına ilişkin olup, yargılamanın bu aşamasındaki asıl uyuşmazlık hüküm altına alınan miktara ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Kanun’un 190 ve 222 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21 inci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.