YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1306
KARAR NO : 2023/1297
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/568 Esas, 2022/1770 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/358 E., 2020/337 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL için belirsiz alacak davası açmıştır.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 1.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı, ayrıca davacının dilekçesinde alacağının temyiz miktarının üzerinde olduğuna dair bir beyanı bulunmadığı gibi dosyadaki belge ve bilgilerden de temyiz miktarının üzerinde bir alacağının olmadığı anlaşılmıştır.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile dilekçede 1.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle Mahkemece hesaplanacak munzam zararın tahsili istemine ilişkin dava, HMK 107 nci maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davacı zararının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin vaki istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiş,
Davacının temyiz kanun yolu istemi de dava konusu alacak miktar itibariyle temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle oyçokluğu ile red edilmiştir.
Alacak istemi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğuna ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil HMK 362/2 maddesine göre alacağın tamamına göre belirlenir.
Davacı vekili işbu davada dava dilekçesinde 1.000,00 TL değer göstermek suretiyle munzam zararının tahsilini istemiş olup bu hali ile dava HMK 107 maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğindedir. Belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve Mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemez. (Yargıtay 11. HD. 16.06.2011 tarih 2019/14775 E., 2011/7343 K., 11.01.2010 tarih 2008/8695 E., 2010/154 K. ve 09.01.2017 tarih 2016/796 E., 2017/108 K. vb. sayılı kararlar)
Açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte bulunmadığından kararın esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.