YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1398
KARAR NO : 2023/1442
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1113 Esas, 2022/1706 Karar
HÜKÜM : Esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/562 E., 2022/106 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı İn-Ka İnş. Tic. Ltd. Şti aleyhine açtığı hizmet tespit davası açtığını, yargılamasının Ankara 37. İş Mahkemesinin 2021/107 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yargılama sırasında söz konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını ve Mahkemece şirketin ihyasının talep edilmesi için davacıya süre verildiğini ileri sürerek İn-Ka İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine ve 30.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in (Tebliğ) 5 inci maddesi hükümlerine göre ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığını, ancak tebligatın “taşınmış” notu ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde mühfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile sicilden resen terkin edildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği hizmet tespiti davasının taraflarınca yapılan resen terkinden sonra açıldığını, şirketin kapanmadan önce devam eden bir davası bulunmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davalının yasal hasım konumunda olduğunu yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihyasını talep ettiği şirket hakkında yargılaması Ankara 37. İş Mahkemesinin 2021/107 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden dava bulunduğu, Mahkemenin şirketin davacıya şirketin ihyasını talep etmesi için süre verdiği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin ihyası istenen şirketin kayıtlı adresine gönderildiği, ancak taşınmış olduğundan tebliğ edilemediği, tebliğ edilemeyen ihtarın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine herhangi bir tebligat çıkarılmadığı, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihtarın şirket yetkilisine tebliğine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadan sadece şirketin kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine ihtarın ilan yoluyla tebliğ edilerek Kanunda belirtilen şartlar yerine getirilmeksizin şirketin resen terkinine gidilmesinin Kanun hükmüne uymadığı, terkinin usulsüz olduğu, öte yandan şirketin terkin nedeninin “5174 sayılı Kanuna göre odaca kaydı silinenler” olarak tanımlandığı, kanunda sınırlı sayılı olarak sayılan resen terkin nedenleri arasında oda kaydının silinmesi bulunmadığı, davalının işlemlerinde kusurlu olduğu, yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına kararın tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’da öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, terkin tarihinde derdest davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek tasfiye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda re’sen terkin işlemi kanuni dayanağı olmayan oda kaydının silinme gerekçesine bağlı olması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırı olduğundan dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin bu yönüyle de hukuka uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 27.09.2021 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanun’da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmediği, davalı 6102 sayılı Kanun’yn geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re’sen terkin ettiği anlaşılmakla ihyasına karar verilen şirketin tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmamasında ve davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı, ihyasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.